Haber Detayı
01 Nisan 2018 - Pazar 21:27
 
II. Abdülhamid Dönemindeki Yenilenme Çabası ve Bir Örnek: Fatma Aliye Hanım -II-
Tarih Haberi
II. Abdülhamid Dönemindeki Yenilenme Çabası ve Bir Örnek: Fatma Aliye Hanım -II-

Fatma Aliye Hanım ve Fikirleri Hakkında Mütalaa

Fatma Aliye (Topuz) Hanım (d: 1862, ö: 1936), günümüz Türkiye’sinde, ilk kadın muharririmiz, Türkiye’de feminizmin doğuşunun ilk figürlerinden hatta ilk feministlerden biri yahut Osmanlı’da bir kadın hakları savunucusu olarak bilinen, ama belki bilerek veya bilmeyerek Türkiye’nin modernleşmesi macerasında sadece “kadın sorunu” üzerinden adı anılarak asıl hüviyeti meçhulde bırakılan bir kadın entelektüeldir. Meşhur Osmanlı devlet adamı Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı olan Fatma Aliye, onun nezareti altında özel eğitim görerek ve onun fikirleriyle beslenerek yetişmiş, edebiyat, felsefe, eğitim ve tarih alanında, hem makaleler yazmış hem de eserler vermiştir. Ayrıca sosyal alanda faaliyet gösteren derneklerde de yer almıştır. 1908 Jön Türk devrimi ve sonrasında yavaş yavaş unutulmuş, kendisi de geri planda kalmıştır. Çeşitli fikri çalışmalarına rağmen sırf batı icadı “kadın sorunu” noktasından ele alınmış ve tamamen yanlış anlaşılmaya (veya anlaşılmamaya) terkedilmiş gibidir. Zaten II. Abdülhamid muhalifi Jön Türk devriminden sonra bir kenara itilmiş olması da bunun göstergesidir. Onun çeşitli yönlerden incelenmemesi büyük bir eksiklik olsa da son yıllarda yapılan yüksek lisans tezi çalışmaları sayesinde Fatma Aliye Hanım’ın entelektüel kişiliği hakkında daha doğru ve aydınlatıcı bilgilere ulaşma imkânı doğmuştur. Bu çalışmalar da Fatma Aliye’nin üstüne örtülen toz tabakasını süpürmekle beraber onun fikrî çabalarını toplu bir bakışla değerlendirmede henüz tam mânâsıyla kuşatıcı olamamıştır. Bu tezlerde Fatma Aliye’nin “batılı” ve “batıcı” fikirlere karşı İslâmî referanslarla cevap veren bir aydın olarak ortaya konulması, her ne kadar onun hakkında doğru kanaat edinilmesi için vesile olsa da sadece reaksiyoner bir görünüm kazandırmaktadır. Hâlbuki hem II. Abdülhamid’in hem de ona yakın olan az sayıda aydının ortak karakteri daha ziyade moda olmuş batı taklitçisi modernlik yerine orijinal bir yenilenme ve inşa arayışıydı. Bu yüzden Fatma Aliye Hanım da II. Abdülhamid zamanında hâkim kılınmaya çalışılmış orijinal bir yenilenme çabasının parçası olarak değerlendirilmelidir.

 

Bu makalede Fatma Aliye Hanım ve onun fikirleri hakkında yazılmış yüksek lisans tezlerinden faydalanma yoluna gidilmiş ve kendisinin aktif olduğu ve yakınlık arz ettiği II. Abdülhamid dönemi esas alınarak mevzu belli bir dönem ve alana hasredilmiştir. İ.B.B. Atatürk Kitaplığı’nda bulunan Fatma Aliye Hanım evrakından faydalanılmış olsa da, esasen, ilgili yüksek lisans tezi çalışmaları taranarak makalenin ana ekseninden dolayı edebiyatla alakalı olanlardan ziyade Fatma Aliye’nin fikrî yönünü inceleyenler dikkate alınmıştır. Bununla beraber diğer tezler de göz ardı edilmemiştir. YÖK’e ait tez bankasından yapılan taramada tespit edilen yüksek lisans tezi toplam 10 tanedir. Ayrıca bu taramada bulunamayıp Selçuk Üniversitesi tarafından internette açık erişime sunulmuş olan bir adet tez de tespit edilip incelenmiştir.(1) Tezler haricinde çok sayıda çalışma da vardır ama başta ileri sürdüğümüz gibi bunlar umumiyetle “kadın sorunu” etrafında popüler kültüre hitab eder tarzdadır, ciddi bir kısmı da Fatma Aliye Hanım’ın edebî kişiliğini ve sanatını incelemeye almıştır, dolayısıyla makalenin alanı dışındadır. Bu açılardan alakadar olanlar için İstanbul Kadın Müzesi ve İ.B.B. Atatürk Kitaplığında bulunan Fatma Aliye Hanım evrakı başvuru için kaydedilmelidir. Gene de Fatma Aliye Hanım hakkında mevcut umumi bakışı tespit ve iddia ettiğimiz entelektüel kişiliğinin göz ardı edilmiş olması noktasından karşılaştırma yapılabilmesi için bu tarz çalışmalar da kaynakçada verilmiştir.

 

Fatma Aliye Hanım babası Ahmet Cevdet Paşa’nın nezareti altında özel hocalar tarafından gayet iyi bir eğitimle yetiştirilmiştir. Rabia Dilara Zengin tarafından hazırlanan yüksek lisans tezinden naklen baba Cevdet Paşa kızına şu öğüdü vermektedir: “İyi belle! Hıfz et! Benim yayımlayamadıklarımı bir gün sen neşredebilirsin!”(2) Fransızca da öğrenmiş olan Fatma Aliye, sultanın yakın kadrosundan olan Faik Paşa’yla evlenmiştir. O devrin sultana muvafık belki tek edebî şahsiyeti olan Ahmed Mithat Efendi’den de etkilenmiştir. Hem bu etki neticesinde hem de döneminin modası icabı, fikirlerini edebiyat yoluyla ifadeye çalışarak roman yazmıştır. Bilindiği gibi o devirlerin mühim edipleri aslında fikirlerini edebî eserlerinde ifade eden, kendi çapında entelektüel şahsiyetlerdi. Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi Genç Osmanlılar’ın öne çıkan şahsiyetleri böyle bir gelenek başlatmışlardı. Edebî açıdan roman yazarlığı fazla dikkate alınmayan Fatma Aliye Hanım, o dönemlerde sıkça tartışılan kadınların sosyal mevkii etrafında yazılar ve kitaplar yazmıştır ki, verdiği fikrî eserlerin çoğu ve yazdığı romanların tamamı bu tema eksenindedir. Eğer çok dikkate değer olanları zikretmek gerekirse: Muhadarat, Ref’et, Udi, Nisvan-ı İslâm, Taaddüd-ü Zevcat, Namdaran-ı Zenan-ı İslâmîyan sayılabilir. Eserleri kaynakçada verilmiştir. Hilal-i Ahmer üyeliği ve Cemiyet-i İmdadiye kuruculuğu gibi sosyal faaliyetler içinde yer alarak bu meselede ileri sürdüğü fikirler doğrultusunda eylem de sergilemiştir. Felsefe alanında Teracim-i Ahval-i Felasife ve Tedkik- i Ecsam, tarih alanında da Kosova Zaferi - Ankara Hezimeti ve babası hakkında iddialara cevap vermek maksadıyla Ahmed Cevdet Paşa ve Zamanı adlı eserleri kaleme almıştır. Ayrıca İstila-yı İslâm adlı kendisine atfedilen bir eser bulunmaktadır ama Duygu Oylubaş bunun hocası Ahmet Mithat Efendi’ye ait olduğunu ileri sürmüştür.(3) Gene de Fatma Aliye’nin fikir dünyası hocasının da eseri sayılabileceğinden adı geçen eser ona ait olmasa bile fikirlerini paylaştığı muhakkaktır.

 

Fatma Aliye Hanım’ın çalışmalarına “kadın sorunu” dışından ve umumî fikrî cepheden yaklaşan yüksek lisans tezlerinden birisi de Duygu Oylubaş’ın çalışmasıdır. İncelemesinin “Fatma Aliye Hanım’ın eserlerinde din algısı”(4) başlıklı bölümü, Fatma Aliye’yi, dinî bilgiler açısından gayet donanımlı ve Batılı sığ eleştirilere karşı son derece makul cevapları olan biri olarak tasvir eder. Hocası Ahmet Mithat Efendi’yle başlatılan ve “İslâm’ı savunma” olarak tabir edilen bu gayret, Fatma Aliye’nin hem romanlarında hem de fikrî eserlerinde açık seçik görülür. Nisvan-ı İslâm, Muhadarat (roman), ve İstila-yı İslâm bu gayretin ürünüdür.(5) Oylubaş o devrin batıya karşı mahkûm tavrından olsa gerek bu eserleri “İslâm’ı müdafaa” olarak teşhis etmiştir. Yine bu meyanda Fatma Aliye’nin fikirleri hakkında tez hazırlayan Rabia Dilara Zengin, çalışmasında Fatma Aliye ve Ahmet Mithat Efendi’yi “oryantalizm karşısında tepki kalesi” olarak tarif etmiş ve reaksiyoner bir çizgide göstermiştir.(6) Esra Özdem’e ait başka bir tez çalışmasında ise Fatma Aliye hakkındaki “oryantalist savlarına karşı İslâm’ı savunan bir yaklaşım sergilemiştir”(7) ifadesi yukarıda adı geçen tezlerdeki teşhisle benzerlik arz etmektedir. (Burada Özdem’in kendi tezinde Osmanlı için “ataerkil, feodal”(8) dediğini kaydedelim; eğer yaşasaydı Fatma Aliye Hanım’la Özdem’in bu iddialarını tartışması hayli ilginç olurdu.) Bu üç tezde de müşterek bir şekilde ifade edilen “savunma” sözcüğü, zamanının diğer bazı yazarları için belli bir ihtiyaçtan doğmuş bir nosyonu ifade etse de Fatma Aliye’nin rolü biraz farklıdır. O sadece reaksiyonda bulunmamış, aynı zamanda doğru olana dair örnekler vermiş ve kendi zamanında yapılması gerekenler hakkında alternatif fikirler ileri sürmüştür. Nitekim Findley de hocası Ahmet Mithat’la beraber Fatma Aliye’nin çıkışı hakkında “En hayret verici nokta, görünüşte İslâmî değerleri ve ataerkil kuralları savunan muhafazakâr yazarların da toplum mühendisliğine katılmalarıydı.”(9) sözleriyle çok doğru bir tespitte bulunmuştur.

 

Fatma Aliye’nin çıkışının ve önemli eserlerinin “kadın sorunu” etrafında olmasını, onun yekten bir kadın hakları savunucusu olduğuna yormak son derece basit ve sığdır. Önce şunu hatırlatmak gerekir ki, Fatma Aliye, her ne mevzuda olursa olsun iddialarını ileri sürerken, o dönemde buna kalkışan bir kadın olarak önce kendisini ispata mecburdu ve en başta bir kadın olarak bunu yapmasının doğruluğunu açıklama zaruretiyle karşı karşıyaydı. Ayrıca bizzat ilk örnek olarak tezlerini kendi şahsında göstermekten başka da elinde imkân yoktu. Belli ki asıl bu saikten dolayı Fatma Aliye Hanım, kadının toplumdaki yeri üzerinden çalışmalarına başlamıştır. Hakkında yapılan onca çalışmada Fatma Aliye’nin böyle bir mecburiyet dolayısıyla işe bu noktadan başlamış olabileceği sorgulanmamış ve buna mecbur olmasaydı, mesela “günümüzde yaşasaydı ne gibi eserler verebilecekti?”, bu hiç düşünülmemiştir. Zaten onu güya sahiplenen veya tabiri caizse kafeslemeye çalışanların iddia ettiği gibi feminizmle alakası da yoktur Fatma Aliye’nin. Firdevs Canbaz’a ait tez çalışmasında(10) baştan sona onun İslâm dinine göre bir kadın profili çizmeye çalıştığı ve toplumsal mevkiini buna göre belirlemekle uğraştığı bizzat Fatma Aliye’den yapılan referanslarla açık seçik anlatılmıştır. 

 

Fatma Aliye, kadınların eğitim görmesini zaruri telakki eder. Hiç şüphe yok ki kendisinin varlığı da gördüğü eğitime dayanmaktaydı, ama belli bir terbiye altında bu eğitimi almıştı, başıboş bir diploma sahibi olma çabası değildi bu, mücerred bir pozitif eğitimle beraber İslâm ahlâkı esastı. Babasının, dolayısıyla kendisinin de hayali olan kadın modeli, eğitimsiz mümkün değildi; eğitimden maksat da o kadın modelinin inşâıydı. Burada hemen Rabia Dilara Zengin’in tezine müracaat edersek, “Kadının eğitimi: “İyi Kadın, İyi Aile, İyi Millet”(11) başlığı altında gayet net bir biçimde Fatma Aliye’nin idealindeki kadın hakkındaki görüşünün özetini alırız. Bizzat Zengin’in ifadesi şöyledir: “Tanzimat dönemi yazarları gibi Fatma Aliye Hanım da kadının eğitimi üzerinde durmuştur. Gerek makalelerinde ve gerekse kitaplarında örnek olarak çizdiği kadın tipleri eğitimli ve sürekli okuyan kadınlardır. … Osmanlı ilk dönem kadın hareketinde dayanak ve referans noktası İslâm dinidir”(12) Zengin her ne kadar “kadın hareketi” diyerek anakronistik denecek bir yorumda bulunmuşsa da, Fatma Aliye hakkındaki teşhisi yerindedir. Fatma Aliye, İslâm dinine uygun bir kadın rolü ileri sürmüştür. Dinde olmayan adetlerin türediğini, bu adetlerin Fars kültüründen geçtiğini ve kadınları hak ettikleri mevkiden uzaklaştırdığını iddia ederek “eslaf-ı İslâm” dediği ilk dönemlerdeki uygulamalara dönülmesi gerektiğini ifade etmiştir.(13) Dolayısıyla “kadın sorunu” bahsinde yaklaşımı sathî bir çözüm temennisi değil, teşhis ve çareye yönelik ciddiyettedir ve doğru olanın üstündeki örtüyü kaldırarak açığa çıkarmak tarzında bir yenilenme teklif etmiştir. Gösterdiği adres, İslâm’dır.

 

Felsefe alanında Tedkîk-i Ecsâm ve Terâcim-i Ahvâl-i Felâsife adlı iki eseri olan Fatma Aliye’nin bu sahada eser yazması, bunu bir kadının yapmış olmasından dolayı değil de Batı’da yaygın olan fikir hareketlerinin ve Batı’nın entelektüel köklerinin tahkiki çabası açısından ele alınırsa daha kıymetli olur. Nitekim Duygu Oylubaş kendi tezinde “batının düşünce dünyasını öğrenmek istemiştir”(14) sözleriyle doğru bir anlayış sergilemiştir. Mehmet Köksal tarafından özellikle bu hususta hazırlanan tez çalışmasının önsözünde ise “ilk felsefe yapan kadın”(15) olarak takdim edilmiştir Fatma Aliye Hanım. Her ne kadar bu ifade dar ve yanlış anlaşılmaya müsait olsa da, Köksal’ın tezi boyunca görülür ki, Fatma Aliye Terâcim-i Ahvâl-i Felâsife adlı eserinde gayet nizamî bir felsefe tarihi çalışması yapmış -belki tarihçiliği açısından da değerlendirilebilir- ama aynı zamanda tenkidler getirerek felsefecileri ve fikirlerini mukayese etmiştir. Sokrat’ı “felsefe tarihinde yeni bir dönem açmış”(16) olarak gören Fatma Aliye, bunu Sokrat’ın “insan ve insan ahlâkından bahsetmesi”ne ve “Allah’ın birliğini, kaderin hak olduğunu ve ruhun ebedi olduğunu yeni delillerle ispatlamış” olmasına bağlamaktadır.(17) Felsefî akımlar üzerinde de duran Fatma Aliye, gene sonucu Allah’a imâna bağlamaktadır.(18) Ayrıca İslâm tarihinden de felsefecilerin hikâyelerini veren Fatma Aliye, kelam ilminden ve Ehli Sünnet itikadının doğruluğundan bahsederken, ehli bidat fırkalarının, özellikle Mutezile’nin görüşlerini tartışarak vermiş ve gayet derli toplu bir eser vücuda getirmiştir. Tedkik-i Ecsam ise madde ve ruh tartışması şeklinde bir eserdir ve ruh ispatlanmaya çalışılarak maddecilik tenkid edilmiştir. Bu eser hakkında tez çalışması yapmış olan Nimet Karaçorlu’nun ifadesiyle, “Fatma Aliye Hanım’a göre materyalistler, metafiziği ispatlayamadıkları için inkâr etmişler ancak bunun yanı sıra maddeyi de tam olarak ispatlayamamışlardır.”(19) Zamanımızda fizik ilminin yeni buluşları sayesinde maddenin gerçekliği neredeyse gerçek dışı hale gelmişken Fatma Aliye’nin o devirde getirdiği bu eleştiri, onun gayet sağlam bir mantığa sahip olduğunun da ispatçısıdır. Aynı eserle ilgili Karaçorlu’nun “ruh” hakkında yaptığı tartışma ve “insanın “ben” dediği vakit o benlikten yani ruhundan bahsettiğini ve “benim” yani ben varım dediği vakit ruhunun tasarruf ve tedbir eylediği cisminden bahsetmiş olduğunu ifade ediyor”(20) sözleri yine Fatma Aliye Hanım’ın entelektüel seviyesinin göstergesi olarak dikkate değerdir. Öte yandan her iki çalışma da çığır açacak bir derinlik belirtmese de Fatma Aliye’nin, eğitim görmüş bir Müslüman kadın olarak böyle netameli bir sahaya el atmak suretiyle ve mevzu üzerinde gösterdiği hâkimiyetten dolayı, kadının eğitim görmesi hakkındaki tezlerini doğrulayıcı bir davranış tarzıdır denebilir. Yine aynı tez çalışmasında Karaçorlu’nun “Yazarımıza göre bazı şeylere akıl erdireyim derken insan yoldan çıkıp sapıtabilir. Bu yüzden aklımızın ermediği yerde bir olan Allah’a sığınıp O’na yönelmeliyiz.”(21) sözleri üzerine, Fatma Aliye’nin sürekli İslâmî bir duyarlılık ve dikkat içinde olduğu ve onun düşünce dünyasının esas merkezinin din olduğu şeklinde bir kanaat ileri sürmek gayet makul görülmelidir. Bu meselelerde bu tarz yaklaşımıyla Fatma Aliye, hem Müslümanca düşünüş geliştirmekte hem de “düşünce”, “ruh” ve “madde” gibi esasa dair mevzulara yönelip bunların tarihi üzerinde de durarak aslında bir tür yenilenme çabasının da temelden yukarıya doğru bir ilk adımı denebilecek derecede mühim bir işe teşebbüs etmektedir.

 

Son olarak Fatma Aliye Hanım’ın tarih alanındaki çalışmalarına da kısaca temas edelim. Bu meyanda ona ait fazla çalışma bulunmamaktadır. En göze çarpan eserleri, “Kosova Zaferi ve Ankara Hezimeti” ve “Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı” adlı çalışmalarıdır. Belki de asıl yazacaklarına başlayacağı demlerde Osmanlı’da yaşanan rejim değişikliğinden dolayı geri plana itilmeye başladığı için eskisi kadar verimli olamadı. Zaten adı geçen ikinci eser de babası hakkında yapılan haksız tenkidlere karşı cevap vermek maksadıyla kaleme alınmıştı, bir müdafaa niteliğindeydi. Birinci kitap üzerinden yaklaşırsak Fatma Aliye’nin tarihçilik mesleğinde babasının etkisi altında olduğu açıkça görülür. Ankara Savaşı denen felakette Yıldırım Bayezid Han’ın kabahatli olduğunu ileri sürmesi ve o dönemlerde Osmanlı’da bozuklukların görüldüğünü teşhis etmesi(22) bunun bir örneğidir. Maalesef daha mühim eserler verebileceği olgunluk çağında geri plana itilmiş olması yüzünden 1910’larda tarih hakkında yaptığı çalışmalardan sonra eser vermemiştir ve tarihçiliği de yarım kalmıştır.

 

Sonuç

 

1862 yılında dünyaya gelen Fatma Aliye Hanım, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu yakından görmüştür. II. Abdülhamid’in taraftarlarından ve o dönemlerin en önemli ve çok yönlü şahsiyetlerinden olan Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı olarak bizzat babasının ve sultanın inşa etmeye çalıştığı orijinal bir yenilenme çabasının hem mahsulü hem de katılımcılarından birisidir. Batı taklitçiliği ve sathî kopyacılıktan öteye geçemeyen “modernleşme” teşebbüslerine karşı gayet orijinal bir çabadır bu. Fatma Aliye de aynı çizgide devam eden bir entelektüeldir, ama 1908’den sonra kazananlar, tarihi kendi istedikleri gibi yazarken, kaybeden olarak fikrî çabaları da gözden kaybolmuş bir talihsizlik örneğidir aynı zamanda. Fikirleri, umumî olarak İslâm referansına ve Osmanlı geleneklerine dayalıdır. Her ne kadar eskisi gibi “kadın sorunu” ekseninde ele alınmasa ve fikirleri hakkında yapılan çalışmalarda onun gözden kaçan yönleri yakalanmaya başlanmış olsa da, hakkında derli toplu bir değerlendirme halâ yapılamamıştır. Bu makalede bu yaklaşımı sergilemeye çalışarak Fatma Aliye Hanım’ı yeniden keşfetmeyi denedik. Son söz olarak bizzat kendi evrakı arasında bulunan başlıksız bir konuşma metninden yaptığımız şu iktibas onun fikir ve ruh dünyasının apaçık ifadesi ve özetidir:

 

“İslâmîyet’in kadınlara bahş eylediği şeyi onlardan sakınmaya kimsenin hakkı olamaz. Mukallitlik bizi bu hale koydu. İngilizler İngilizliğini, Fransızlar Fransızlığını, Almanlar Almanlığını, hülasa her millet kendi milliyetini muhafaza ederek böyle ilerlediler. Terakkinin mânâsını cümlemiz iyice anlayalım. Tesettür-i Şeri, mani-i terakki değildir, nasıl ki evvelce de İslâm kadınlarının terakkilerine mani olmadı. Dinimizi ve milletimizi muhafaza edelim, terakki edelim. Müterakki olalım. Lakin yine İslâm ve Türk kalalım.”(23)

 

Kaynakça:

Fatma Aliye’nin Eserleri:

Kendi el yazısıyla tuttuğu notlar ve mektupları için: İ.B.B. Atatürk kitaplığı, Fatma Aliye Hanım Evrakı.

Kitapları:

Hayal ve Hakikat, İstanbul Tercüman-ı Hakikat Matbaası (1309)

Muhadarat, İstanbul Ebu Ziya Matbaası (1309)

Nisvan-ı İslâm, İstanbul Tercüman-ı Hakikat Matbaası (1309)

Re’fet, İstanbul Tercüman-ı Hakikat Matbaası (1314)

Udî, Dersaadet, İkdam Matbaası (1315)

Levayih-i Hayat, İstanbul Hanımlara Mahsus Gazete (1315)

Teaddüd-i Zevcat-a Zeyl, Konstantiniyye, Tahir Bey Matbaası (1316)

Terâcim-i Ahvâl-i Felâsife, İstanbul Hanımlara Mahsus Gazete (1317)

Tetkîk-i Ecsâm, İstanbul Hanımlara Mahsus Gazete (1317)

Tarihi Osmanî’nin Bir Devre-i Muhimmesi, Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti,

Dersaadet, Kanaat Matbaası (1331)

Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı, Dersaadet, Kanaat Matbaası (1332)

Namdaran-ı Zenan-ı İslâmîyan, Malumat Gazetesi (1317)

Tezâhür-i Hakikat, Taksim Atatürk Kitaplığı

İstîlâ-yı İslâm, Konstantiniyye, Tahir Bey Matbaası, (1318)

Enin, Karabet Matbaası (1328)

 

Makaleleri:

“Makbule Leman” Tercüman-ı Hakikat Nüsha-i Fevkaladesi, 18 Muharrem

1315

“Bas Bleu’lardan İbret Alalım” Hanımlara Mahsus Gazete, 8 Cemaziyel Evvel

1314

“Eslaf-ı Nisvan”, Hanımlara Mahsus Gazete, 8 Cemaziyel Evvel 1314

“Eslaf-ı Nisvan”: Yunan Kadim-i Nisvanı, Hanımlara Mahsus Gazete, 15

Cemaziyel Evvel 1314

“Eslaf-ı Nisvan”: Arap Kadınları, Hanımlara Mahsus Gazete, 1 Cemaziyel

Evvel 1314

“Eslaf-ı Nisvan”, Hanımlara Mahsus Gazete, 13 Cemaziyel Evvel 1314,

“Eslaf-ı Nisvan”: Kadim-i Frenk Nisvanı, Hanımlara Mahsus Gazete, 12 Recep

1314

“İlk Mektep”, Tercüman-ı Hakikat, 27 Teşrin-i Sani1307

”İnsaniyet, Ümmet”, 16 Recep 1327

“Kadınlık Letafet Demektir Makalesine Cevap”, Hanımlara Mahsus Gazete, 29

Cemaziyel Ahir 1313

“Madame Montague”, Hanımlara Mahsus Gazete, 27 Rebiul Evvel 1313,

“Meşahir-i Nisvan-ı İslâmîye’den Biri: Fatma Bint Abbas”, Hanımlara Mahsus

Gazete, 7 Rebiul Ahir1313,

“Mevadd-ı Fenniye: Mebhas-ı İmla”Tercüman-ı Hakikat, 28 Kanuni Evvel

1306.

“Tâlim-i Terbiye-i Benât-ı Osmaniye”, Hanımlara Mahsus Gazete, 12 Recep

1313

“Nisvan-ı İslâm ve Bir Fransız Muharriri”, Hanımlara Mahsus Gazete, 12

Recep 1314

Terbiye-i İçtimâiyye, Üssi İmlâ Hakkında, Zevce, Valide.

 

Hakkında Yazılanlar:

AKSOY, Nazan, Fatma Aliye Hanım'ın Muhazarat'ında Kadın Açısı, Batı ve Başkaları, İstanbul, 1996

AYKOL, Hüseyin, Aykırı Kadınlar -Osmanlı'dan Günümüze Devrimci Kadın Portreleri, Ankara 2012

CEVHER, Bürkem, "Mübeccel Kızıltan ile Fatma Aliye Hanım üzerine…". Röportaj, Boğaziçi Dergisi,  Sonbahar 1994

ÇERİ, Bahriye, "Bir Kadın ve Ahmet Mithat Efendi", Tarih ve Toplum, XXXIV/203, Kasım 2000

GENÇTÜRK, Tülay, “Fatma Aliye Hanım ve bir şiiri”, Tarih ve Toplum, XXII/128, Agustos 1994

GÖBENLİ, Mediha, "Ahmed Midhat Efendi ve Osmanh Türk kadın yazarları Fatma Aliye Hanım ve Fitnat Hanım", Tarih ve Toplum Dergisi, XXXIV/203, Kasım 2000

İSPİRLİ, Serkan Alkan, "Osmanlı kadınının şiiri", Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, V.2/4, 2007

KARABIYIK BARBAROSOĞLU, Fatma, Fatma Aliye: Uzak Ülke, İstanbul 2007.

KARACA, Şahika, "Fatma Aliye Hanım'ın Türk Kadın Haklarının Düşünsel Temellerine Katkıları", Karadeniz Araştırmaları, Güz 2011, Sayı 31

KIRTIL, Ogün, "Fatma Aliye ve Muhâdarât'ı", Kadın Araştırmaları Dergisi, 8, 2003

KIZILTAN, Mübeccel, “Fatma Aliye Hanım Yaşamı-Sanatı-Yapıtları ve Nisvan-ı İslâm”, İstanbul, 1993.

KÜTÜKÇÜ, Tamer, "Fatma Aliye'nin Udi'sinde Kadın ve Müziğin Modernizasyonu". Varlık, Ekim 2004

NECATİGİL, Behçet, "1892'de Çıkan 'Muhâdarât'ı Batıda da Tanınan İlk Kadın Romancımız: Fatma Aliye Hanım”, Milliyet Sanat Dergisi, 240, 13.07.1977

MİTHAT EFENDİ, Ahmet, “Bir Muharrire-i Osmaniye'nin Neşeti”, İstanbul 1883

ÖZER, Nilay, "Acem Ali- Ulviye ya da Fatma Aliye Hanım", Tarih ve Toplum Dergisi, XL/237, Eylul 2003

ZİHNİOĞLU, Yaprak, "Erken Dönem Osmanlı Hareket-I Nisvanının iki büyük düşünürü Fatma Aliye ve Emine Seniye", Tarih ve Toplum 31, no. 186, 1999

ZİHNİOĞLU, Yaprak, "Fatma Aliye ve Emine Semiye", Tarih ve Toplum Dergisi,  XXXI/186, Haziran 1999

 

Tezler:

AŞA, Emel, “Fatma Aliye Hanım, Hayatı, Sanatı, Eserleri, Fikirleri”,  Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul 1993. (NOT: Bu teze ulaşılamadı.)

DAĞLI, Abdülkadir, Fatma Aliye Hanım’ın Ref’et Romanı, Yüksek Lisans Tezi, Harran Üniversitesi, Şanlıurfa  1999

SARIMERMER ANNAÇ, Zeynep, Fatma Aliye Hanım’ın Hayatı ve Eğitim Anlayışı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul 2001

DEMİR, Abdullah, , Fatma Aliye Hanım ve Teracim-i Ahval-i Felasife, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul 2002

CANBAZ, Firdevs, Fatma Aliye Hanım’ın Romanlarında Kadın Sorunu, Yüksek Lisans Tezi, Bilkent Üniversitesi, Ankara 2005

KARAÇORLU, Nimet, Fatma Aliye ve Tedkik-i Ecsam İsimli Eseri ve Batı Düşüncesini Tenkidi, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi, Elazığ 2009

DERELİ, Bihter, Mektup-Roman ve Kadın Yazarlar: Fatma Aliye, Halide Edip Adıvar ve Şükufe Nihal Başar, Yüksek Lisans Tezi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul 2010

KÖKSAL, Mehmet, Fatma Aliye’de Felsefe ve Kelam, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi, Konya 2011

ÖZDEM, Esra, Fatma Aliye, Halide Edip Adıvar ve Nermin Abadan Unat’ın Eserlerinde Oryantalizmin Etkisi ve Kadın, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul 2012

ZENGİN, Rabia Dilara, Fatma Aliye Hanım’ın Fikri Dünyası, Yüksek Lisans Tezi, Fatih Üniversitesi, İstanbul 2013

OYLUBAŞ, Duygu, Fatma Aliye Hanım’ın Düşünce Dünyası, Yüksek Lisans Tezi, Erciyes Üniversitesi, Kayseri 2014

ŞEN, Fatma, Hayal ve Hakikatten Enin’e Fatma Aliye’nin Yazarlık Serüveni, Yüksek Lisans Tezi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul 2015

 

Dijital Yayınlar:

http://www.turkishstudies.net/Makaleler/1031565254_068DemirHilal-1059-1068.pdf

http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/1718/294526.pdf?sequence=1

http://www.turkishstudies.net/sayilar/sayi6/30alkanispirliserhan.pdf

http://www.sabanciuniv.edu/do/eng/PodCast/files/podcast21.mp3

http://www.welt.de/politik/article2585827/Streit-um-erste-Frau-auf-tuerkischen-Banknoten.html

http://www.karam.org.tr/Makaleler/748544411_006_karaca.pdf

http://www.turkishstudies.net/sayilar/sayi6/30alkanispirliserhan.pdf

 

Dipnotlar

1-Bunların tamamı liste halinde kaynakçada verilmiştir. Makale içinde de başvuru yapıldıkça dipnotla gösterilmiştir.

2-Rabia Dilara Zengin, Fatma Aliye Hanım’ın Fikri Dünyası, Yüksek Lisans Tezi, Fatih Üniversitesi, İstanbul 2013, s. 76.

3-Duygu Oylubaş, Fatma Aliye Hanım’ın Düşünce Dünyası, Yüksek Lisans Tezi, Erciyes Üniversitesi, Kayseri 2014, s. 183

4-Oylubaş, a.g.t., s. 177

5-Oylubaş, a.g.t., s. 178

6-Zengin, a.g.t., s. 105

7-Esra Özdem, Fatma Aliye, Halide Edip Adıvar ve Nermin Abadan Unat’ın Eserlerinde Oryantalizmin Etkisi ve Kadın, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul 2012, s. 38

8-Özdem, a.g.t., s. 36

9-Findley, a.g.e., s. 185

10-Firdevs Canbaz, Fatma Aliye Hanım’ın Romanlarında Kadın Sorunu, Yüksek Lisans Tezi, Bilkent Üniversitesi, Ankara 2005

11-Zengin, a.g.t., s. 9

12-Zengin, a.g.t., s. 9

13-Özdem, a.g.t., s. 43

14-Oylubaş, a.g.t., s. 60.

15-Mehmet Köksal, Fatma Aliye’de Felsefe ve Kelam, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Konya 2011, önsöz, erişim tarihi: 08.01.2016, http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/1718/294526.pdf?sequence=1

16-Köksal, a.g.t., s. 14

17-Köksal, a.g.t., s. 14

18-Köksal, a.g.t., s. 57

19-Nimet Karaçorlu, Fatma Aliye ve Tedkik-i Ecsam İsimli Eseri ve Batı Düşüncesini Tenkidi, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi, Elazığ 2009, s. 36

20-Karaçorlu, a.g.t., s. 37

21-Karaçorlu, a.g.t., s. 40

22-Oylubaş, a.g.t., s. 192-193

23-İ.B.B. Atatürk Kitaplığı, Fatma Aliye Hanım Evrakı, nr. FA_Evr_000009-001, s. 4, 08.01.2016, http://katalog.ibb.gov.tr/kutuphane2/yazmalar/FA_Evr_000009-001.pdf

 

İbrahim Tatlı - Aylık Dergisi 162. Sayı

Kaynak: Editör:
Etiketler: II., Abdülhamid, Dönemindeki, Yenilenme, Çabası, ve, Bir, Örnek:, Fatma, Aliye, Hanım, -II-,
Yorumlar
Haber Yazılımı