Haber Detayı
01 Ekim 2008 - Çarşamba 01:19
 
Amerikan Kapitalizminin Çöküşü - Ali Acar
Aktüel Haberi
Amerikan Kapitalizminin Çöküşü - Ali Acar

Emperyalizmin mümkün olduğu kadar kısa bir tanımını yapmak gerekirse, emperyalizm kapitalizmin monopolcülük aşamasıdır diyen Lenin, bundan sonra, emperyalizmin beş temel aşamasını sıralar: “(1) Üretim ve sermaye konsantrasyonunun çok yüksek bir düzeye erişerek, ekonomik hayatta kesinm rol oynayan tekelleri doğurması; (2)Banka sermayesi ile sanayi sermayesinin kaynaşması ve bu finans sermayesi temeli üzerinde bir finans oligarşisinin vücut bulması; (3) Emtia ihracından farklı

 

olarak sermaye ihracının özel bir önem kazanması; (4) Dünyayı aralarında paylaşan tekelci kapitalist uluslar arası birliklerin oluşması; (5) Kapitalist devletlerin en büyükleri tarafından yeryüzü topraklarının paylaşımının tamamlanması.” (1)

 

Gelişim aşamalarını bu şekilde tamamlayan emperyalizm, küreselleşme aşaması ile birlikte, dünya geneline yayılabildiği kadar yayıldıktan sonra, bir yandan azamî kârlar ile semirdikçe semirirken, diğer yandan da, bir türlü frenleme becerisine sahip olamadığı daha fazla kâr arayışlarını, finans oligarşisinin icat ettiği yeni türev piyasaları ve aracı kurumlar ile devam ettirmeye çalışıyor. Morgage, Hedge Fon, Carry Trade vs. mevcut şartlar içinde azamî kâr arayışlarının ortaya çıkardığı yeni finansal enstrümanlardır ve yaşanmakta olan krizin müsebbiplerindendir. İşte şimdi manipülasyona dayalı finansal piyasaların şişirdiği balonlar bir bir patlıyor! Emperyal kapitalizmin sınırsız sermaye birikimine dayalı, sömürü çarklarını daha fazla döndürmesinin çok zor olduğu bir döneme girdik. Bu sefer kriz, 1929 büyük buhran şartlarını aratmayacak derecede, sistemin merkezinde yaşanıyor. Sınırsız kâr arayışları kapitalist sistemin çöküşünü hazırlıyor!

 

Sermaye birikimine aracılık eden bankaların 21- yüzyılda ki işleyiş mantığının ve varlıklarının tartışılması gerektiğine daha önce işaret etmiştik. Küreselleşme ile birlikte, “sıcak para” olarak adlandırılan sermaye gücünü elinde bulunduran Siyonist finans oligarşisi, öz vatanı Amerika’da birbiri ardına iflas eden bankalar ile oldukça zor günler geçiriyor. Morgıç sisteminin tıkanmasıyla başlayan süreçte bankacılık sistemi ve finans piyasaları büyük kan kaybederken, 2008 yılı içerisinde bugüne kadar onüç büyük Amerikan bankası iflas etti. Avrupa’da, İngiltere’de ve Almanya’da da benzer gelişmeler yaşanırken, sigortacılık sektörü ile hizmet sektörlerinde de iflas haberleri geliyor. Asıl tehlike, kaçınılmaz olarak reel sektör firmalarının da bu furyaya katılması. İşte o zaman, 1929’da yaşanan büyük borsa çöküşüyle birlikte, değersiz kâğıtlar haline gelen hisse senetlerinin, tahvil ve bonoların, havada uçuşlarını tekrardan seyredebiliriz.

 

Kapitalizmin sembollerinde İkiz Kulelerin 11 Eylül’de yerle yeksan olmasından sonra, diğer bir sembolü olan Wall Street, iflas haberleri ile çalkalanıyor. Dünyanın en büyük 5 yatırım bankasından biri olan 158 yıllık Yahudi “Lehman Kardeşler” bankası 613 milyar dolarlık borçla iflasını açıkladı. Diğer bir dev 96 yıllık Merilly Lynch de kurtarma operasyonu ile 50 milyar dolara el değiştirdi. Kredi kurumlarını ve bankaları sigortalayan AIG firması 85 milyar dolarla devletleştirildi. Daha önce de 5,4 trilyon dolarlık kredi portföyüne sahip olan Fannie Mae ve Freddie Mac isimli ikiz kardeşler Amerikan Hazinesi tarafından kurtarılmışlardı. Daha bine yakın bankanın batacağı söyleniyor. Birçok yorumcu henüz nihai kötü sonla karşılaşılmadığını ve sürecin nerede nasıl sona ereceğinin bilinmediğini ifâde ediyor.

 

Her ne kadar Lehman Kardeşler’in batmasına göz yumulmak zorunda kalındıysa da, morgıç sistemini besleyen iki büyük kredi kuruluşu Fannie Mae ve Freddie Mac, batma noktasına gelince, piyasa kuralları bir kenarı bırakılarak kurtarıldılar. Kurtarılmaları elzemdi çünkü Amerikan kapitalizmini ayakta tutan sermaye akşını temin ediyorlardı. Bu iki kurumun devlet desteği ile çıkardığı tahviller dünya merkez bankaları tarafından kapışılmış durumda.  Amerika da bu sermaye akışı sayesinde ayakta duruyor ve belirli ölçüde doların değerini muhafaza ediyor. Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar bir çok Merkez Bankası, ticari banka ve özel fonlar bu kurumlara açtıkları kredinin yüksek riskini taşıyor. Dünya Merkez Bankaları ve benzer kuruluşlar sermaye akışını durdurup –T.C. Merkez Bankası’nın 75 milyar dolarlık rezervi de burada yatıyor-  Amerika’ya “al kâğıtlarını ver karşılığını” dese o dakika doların değeri pul olurken, Amerikan Kapitalizmi de çöker!

 

Finans oligarşisinin göz bebeği bu iki firmadan Fannie Mae, 1938 yılında, Keynes’in önerileri doğrultusunda, Roosvelt’in 1929 Buhranından çıkış için uygulamaya koyduğu “Yeni Düzen” programının bir parçası olarak, konut kredisi veren bir kamu kuruluşu olarak faaliyete başlamış. ABD ekonomisinin güçlü olduğu dönemlerde tekel olarak yüksek kârlarla çalışan firma 1968 yılında özelleştirilerek finans oligarşisine teslim edilmiş. Sözde rekabetin sağlanması amacıyla da rakip firma olarak Freddie Mac kurulmuş. Konut-emlak piyasalarında “al gülüm-ver gülüm” bugüne kadar gelen firmalar, ABD’deki 12 trilyon dolarlık konut kredilerinin neredeyse yarısını ellerinde bulunduruyorlar.

 

Morgıç sisteminde konut müşterisi ev alacağı zaman bir bankaya gidiyor ve uzun vadeli yüzde 6 faizle kredi kullanıyor. Kredi simsarı F. Mae-F. Mac da bu aşamadan sonra devreye giriyor. Banka yüzde 6 faizle verdiği krediyi teminatı ile birlikte yüzde 5,5 faizle ikiz kardeşlere devrediyor. Banka bu işlemden yarım puan kâr elde ediyor. Fannie de devlet garantili yüzde 5,5 faizle devraldığı krediyi dünya piyasalarından yüzde 2 faizle tahvil ihraç ederek finanse ediyor, böylece bu işlemden yüzde 2-3 kâr elde ediyor. Konut müşterisi pek alâ çok daha ucuz temin edeceği krediyi, araya simsarlar girince daha pahalıya temin etmiş oluyor. Sistem sorunsuz işlediğinde bankalar ve simsarcı kurumlar milyonlarca işlemlerden çok yüksek kârlar elde ediyorlardı. Amerikan ekonomisi bozulup kredi ödemeleri aksayınca, teminat olarak alınan evlerin fiyatı düşerek borçları karşılayamaz hâle geldi. Milyonlarca kişi evlerinden olurken, bankalar ve aracı kurumlar batma noktasına geldi. Böylece finans oligarşisinin bankacılık sisteminde faize dayalı geliştirdiği yeni sömürü formülleri ile ağlarına düşürdükleri konut müşterilerinin kanını emdikleri sistem iflas etti.

 

Vahşi kapitalizmin bir garabeti olarak mevcut morgıç kredilerinin yarısına yakınını 5,4 trilyon ile elinde tutan bu iki kurumun öz sermayesi toplam taahhütlerinin sadece yüzde bir buçuğu yani yaklaşık olarak 80 milyar dolar. Aynı şekilde batma noktasına gelerek el değiştiren Merilly Lynch ise toplam 30 milyar dolarlık sermaye ile tam bir trilyon dolarlık bir fon meydana getirmiş. Bu durum, güven kurumları olması gereken bankaların, ikinci derecede mevduat olarak adlandırılan “banka parası” oluşturma yetkilerinden kaynaklanıyor. Risk yönetimi olarak da görülen bankacılığın, ihtiyat oranları düşürülerek, riskler göz ardı edildiğinde, çok düşük sermayeler ile muazzam oranda kredi oluşturma imkânları var. Bankacılık da kredi temininin, “başkasının taşıyla, baklasının kuşunu vurmak” olarak misâllendirilmesine nazaran, bu sistemde, olmayan taş ile başkasının kuşunu vurmanın sırrına erilmiş olunuyor! Bu, bir tür finansal sihirbazlık fakat gelinen nokta bu üçkâğıtçılığın sonuna gelindiğini gösteriyor. “Joseph Stiglitz, yapılan işlemleri finansta iki yüzlülük, hatta sahtekârlık olarak yorumluyor. Stiglitz’e göre, yaşananlarla mâli piyasaların temelini oluşturan üven erozyona uğradı ve ABD buradan çıkışı sağlamaya yeterli derecede becerili görülmüyor” (2)

 

Amerikan Hazinesi ve FED’in batan bankaları kurtarma operasyonları, devletin piyasalara müdahale tartışmalarını da beraberinde getirdi; “O hiçte inandırıcı olmayan piyasa dostu söyleminizi bir kenara bırakın, mâli piyasalardaki zararları toplumsallaştırırken, kârları az sayıdaki kişilerin ceplerine aktarmaya devam ediyorsunuz” diyen Bulter’e, Krugman da şöyle cevap veriyor: “Bu şirketler batmalarına izin verilemeyecek kadar büyükler. Konut piyasasının her zamankinden daha çok ihtiyacı var bu kurumlara, şüphesiz ABD ekonomisinin de!...”(3) Biz, “ekonomi sahasında hiç özel teşebbüs olmasın, sadece kamu teşekkülleri faaliyet göstersin” demiyoruz “ama” karşı olmadığımız “teşebbüs hürriyeti”nin “herkes işini yapsın, devlet ekonomiden elini çeksin” bahanesiyle, önce Allah’ın sonra milletin olan mülkün “sınırsızca” yağmalandığı bir ölçüsüzlüğe vardırılmasına da karşıyız.”(4) Sanırım, gerek Amerikan halkının gerekse tüm mazlum dünya halklarının, kurumlardan önce, o kurumların toplum faydasına faaliyet göstermelerini sağlayacak yeni bir devlet sistemine ihtiyaç var.

 

İsmi “Başyücelik Devleti” olacak bu yeni sistemin nasılına dair bir ipucunu, mevzuuyla alakalı olarak İktisat ve Ahlâk’tan görelim:

“Artık bankalar, tabiî ticaret ve sermaye hareketlerini kuvvetlendirmeye ve belli başlı hadler içinde şehir ve büyük kasabalarda iş görmeye memur müesseseler olmaktan çıkmış, ha bire kabaran enflasyon bataklığını pompalarla çekip birkaç elde toplanan hain ve sömürücü kapitalizma cellâtlarının eline teslim edici birer mezbaha haline getirmiştir.

 

Bu sene devlete şu kadar milyar vergi verdiğini ilân ettirmekle ve eski rekorları kırmakla övünen ve birbirleriyle kemiyet yarışına çıkan mecmuu iki haneli bir adet sınırını aşmaz hain kapitalistler, kıydıkları millete karşılık, pay verdikleri hükümetin gafletinden ne kadar faydalansa yeridir.

 

Zira bizim anladığımız mânâda hükümet, her ferdi mülkiyeti sayan ve koruyan, hem haklı kazanç ve sermaye gelişmelerine yol açan, hem de… Hem de, aynı sermaye urlaşmasına mani olan, aynı hain (oligarşi-küçük zümre hâkimiyeti)ne karşı çıkan, onun hep aynı istismar metoduyla devlet gafletini sömürmesine imkân vermeyen ve en ulvî mizanla iş gören müessesedir. Sömürücüden pay almak yerine onun bütün varlığını, gerektiğinde avuçlayacak ve adil dağıtım emrine verecek devlet”(5)

 

1-Jean Baby, Ekonomi Politiğin Tmel Prensipleri (Sh:209)

2-Radikal Gazetesi, 17.09.2008

3-Radikal Gazetesi, 17.09.2008

4-Baran Dergisi, Darbehan Göktürk, Sohbet-Konferans, Sayı:77

5-Salih Mirzabeyoğlu, İktisat ve Ahlâk, Sh:238

 

Aylık Dergisi 49. Sayı

Kaynak: Editör:
Etiketler: Amerikan, Kapitalizminin, Çöküşü, -, Ali, Acar,
Yorumlar
Haber Yazılımı