Haber Detayı
01 Ağustos 2018 - Çarşamba 00:02
 
Aylık Dergisi 167. (Ağustos 2018) Sayısı Çıktı
Kültürel iktidar ait olduğu alana aidiyetini ve tedai ettirdiği şeyleri yitirdiği zaman, gücünü de yitirir. “Yeni Türkiye” yeni sistemiyle bu yapıyı değiştirebilir, ideal bir toplum kuracak ve onu yaşatacak ferdleri yetiştirme yolunda, yeni-manevî bir ideal formüle edebilir. Dergimizde bu meseleyi değerlendirdik.
Aylık Arşiv Haberi
Aylık Dergisi 167. (Ağustos 2018) Sayısı Çıktı

24 Haziran, Türkiye için tarihî bir andı. Bu tarihi an’a damgasını vuran da, ülkemizin en büyük ve tek zenginliği olan, ülkeyi tüm badirelerden kurtaran Müslüman-Anadolu insanı oldu. Söz konusu olan İslam düşmanlığı ise gerisi teferruat hesabı, bir araya gelip sarmaş-dolaş olabilen, gülünç olmayı çağdaşlık zanneden parazit sürüsünün sevinçlerini de kursaklarında bıraktı. Türkiye bu süreçle birlikte, emir verme-karar alma mekanizmasının üst katmanını şekillendiren yeni ve farklı yapılarıyla, hızlı ve etkili kararlar alabilme, üretkenliğini yitirmiş hantal yapıları kolayca tasfiye etme imkânını kazanırken, günümüz toplumlarının evrimine intibakta, parlamenter sisteme nisbetle daha başarılı bir performans sergileyebilecek, yeni dünya düzeninin kilit ülkesi konumuna gelebilecektir.

 

Dolayısıyla siyasi iktidar da enerjisini, tarafların birbirlerini yitirdiği, verimsiz itiş kakışların yaşandığı tuhaf bir diyalog ortamında tüketmek yerine; Genelkurmay’ın Savunma Bakanlığı'na bağlanması, Yüksek Askerî Şûra’daki değişiklik, Milli Güvenlik Kurulu’nun devlet başkanına bağlanması gibi vesayet düzenine son veren her biri devrim niteliğindeki bu tarz değişimlere devam etmeli; elini taşın altına koymaktan, risk almaktan çekinmemelidir. Batı'nın kendi toplumları için ürettiği, diğer toplumlar için hiçbir değer üretmeyen yapıları, sun’î Batılı üretim merkezi gibi çalışan eğitim sistemini ciddi biçimde sorgulamalı; yitirdiğimiz kültürel iktidarın ait olduğu alana aidiyetini sağlamalıdır. Osmanlı/Türk geleneğinde zaten var olan, Batı normlarının dayatması yüzünden kolayca vazgeçtiğimiz, unuttuğumuz, ihmal ettiğimiz, bizi biz yapan değerler-yapılar bu süreçte yeniden hatırlanmalı; temel ahlâki ve estetik değerlerimizin yüzlerce yıl üzerinde taşındığı metodlarla uzlaşılmalıdır.

 

Bir kültürün iç hayatı sanatında da belirleyicidir. Kültürel iktidar ait olduğu alana aidiyetini ve tedai ettirdiği şeyleri yitirdiği zaman, gücünü de yitirir; kültürel iktidar, devşirme bir kültürden beslenen “garbzede”lerin elinde kalır. Tüm kurucu unsurlarınız dışarısı olduğu için, kendi hazinenizin dilencisi durumuna düşersiniz. Kendinize yabancılaşır, hem kendinizi hem toplumunuzu başkasının gözünden tahayyül edersiniz. Biz de millet olarak iki yüz yıldır bu şizofrenik yapının içinde yaşıyoruz. “Yeni Türkiye” yeni sistemiyle bu yapıyı değiştirebilir, ideal bir toplum kuracak ve onu yaşatacak ferdleri yetiştirme yolunda, yeni-manevî bir ideal formüle edebilir. Siyaset sanatı sanatların en muhteşemidir. Ve bu yolda en büyük sorumluluk, malzemesi insan olan siyaset sanatçısınındır. Ellerini taşın altına koymalarını, risk almalarını bekliyoruz. Kapağımızda da bu meseleyi değerlendiriyoruz.

 

Muhtevamıza gelecek olursak;

 

Mevlüt Koç “Bir Başına”, Muhammed Yılmaz “Desinler Toplumu”, Zeynep Nurseli Güleç “Gençliğin ‘Ben’ Davası”, M. Taha İnci “Topkapı Sarayı ve Mânâsı”, Şule Parmak “Her Oluşun Vardığı İz: Peygamberler”, Zeynel Abidin Danalıoğlu “Domuzlar” ve Ercan Çifci “Kendi Sinemamıza Doğru: Tesbit ve Tahlil” başlıklı yazılarıyla dergimizde...

 

Bu ay çizer Hasan Aycın ile sanat ve tefekkür üzerine bir söyleşi yaptık. Alâka ile okuyacağınızı düşünüyoruz.

 

Sizler için derlediğimiz haberler ile birlikte bu ayki muhtevamız böyle...

 

Gelecek sayıda görüşmek üzere...

 

Allah’a emanet olun...

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: aylık dergisi, kültürel iktidar, yeni türkiye,
Yorumlar
Haber Yazılımı