Haber Detayı
01 Şubat 2019 - Cuma 01:09
 
Aylık Dergisi 173. (Şubat 2019) Sayısı Çıktı
Bu düzenin ferdi, yaradılışı icabı maddeye tahakküm kurması gerekirken, maddenin esiri olmuştur. Onu hayata bağlayan tek şey, daha çok eşyaya ve daha fazla konfora sahip olmak; ve demokrasi maskeli oligarşik düzende oylarıyla iktidarı değiştirebildiğini zannetmektir. Dergimizin 173. sayısında bu meseleyi değerlendirdik ve “Modern Zamanların En Büyük Aldatmacası Demokrasi” manşetini attık.
Aylık Arşiv Haberi
Aylık Dergisi 173. (Şubat 2019) Sayısı Çıktı

Selâm ile...

İktidarın kaynağını halka dayandırmak suretiyle kendisine meşruiyet kazandıran ulus-devletler modern çağın temel içtimâi müesseseleri olarak görülür. Uzunca bir süredir, ulus-devletin diğer devletdışı aktörlerle –bilhassa sermayeyle- olan ilişkisi tarihî sürece yön vermektedir.

 

Sosyal ve siyasî bir varlık olan insanın hükmetme arzusu ve maddî imkânlarını azami düzeyde tutma isteği, devletin doğumu bakımından ehemmiyet arz eder. Bu çerçevede devletin köklerini siyasetle ayrıştırmanın asla mümkün olmadığı ekonomik hadiselerde aramak gerekmektedir. Bu çerçevede, ilk nüvelerini siyasî güçler ile sermayenin bir düzen tesis ettiği İtalyan kent devletlerinde veren ulus-devlete dayalı kapitalist sistem, zannedilenin aksine Fransa’da değil, Sanayi İnkılâbı’nın ortaya çıkardığı politik ve ekonomik şartlar altında askerî gücü elinde bulunduran siyasî unsurlar ile sermayedarların uzlaşması neticesinde İngiltere’de doğmuştur. Modern devlet, iktidarının kaynağını, Fransız İhtilâli’yle kolektif şuurun oluşumu neticesinde gücünü fark ettiği halka dayandırmak suretiyle kendisini meşrulaştırmıştır. Böylece oligarşik bir temele dayanmasına mukabil gerçek mahiyetini demokrasiyle maskeleyen modern anlamdaki ulus-devletle sekülerizm ve kapitalizm kurumsallaşmaya başlamıştır.

 

Bu düzenin ferdi, yaradılışı icabı maddeye tahakküm kurması gerekirken maddenin esiri olmuştur. Onu hayata bağlayan tek şey, daha çok eşyaya ve daha fazla konfora sahip olmak; ve demokrasi maskeli oligarşik düzende oylarıyla iktidarı değiştirebildiğini zannetmektir.

 

Kapağımızda bu meseleyi değerlendirdik ve “Modern Zamanların En Büyük Aldatmacası Demokrasi” manşetini attık.

 

Nazif Keskin, “Beynimizdeki Prangalardan Kurtulmak” başlıklı yazısında kapak mevzumuzu işledi. Demokrasinin, modern köleliğin şekere bulanmış hâli olarak insan fıtratına aykırı bir sistem olduğundan bahsediyor.

 

Zeynep Salgın, “Biyolojik Silahlar ve Biyoterör” başlıklı yazısında günümüzde tek bilgi kaynağı olarak kabul edilen bilimin, nasıl bir sömürü aracı olarak kullanıldığından bahsederken biyolojik silah gerçeği üzerinde duruyor.

 

İbrahim Türkan, “Machiavelli ve Hobbes” başlıklı yazısında “realizmin öncülerinden sayılan bu iki filozof arasında eğer karşılaşsalar nasıl bir diyalog geçerdi?” sualine cevap veriyor.

 

Prof. Abdülahad Dâvûd’un “Tevrat ve İncil’e Göre Hz. M....... (a.s.)” isimli kitabının “Hz. M....... (s.a.v.) Tevrat’ta Sözü Edilen Şiloh’tur” başlıklı bölümünü iktibas ediyoruz.

 

Bu ay, Durali Yılmaz ile kültür ve edebiyat üzerine geniş bir mülâkat yaptık. Bir çok meseleye temas ettiğimiz bu mülâkatı baştan sona büyük bir alâka ile okuyacağınızı düşünüyoruz.

 

Zeynel Abidin Danalıoğlu, geçtiğimiz ay birinci bölümü yayınlanan “Hayata Karşı” başlıklı hikâyesinin ikinci bölümü ile dergimizde.

 

Ercan Çifci, “Türk’ün Ruh Köküne Düşman Bir Tip: Reşit Galip” başlıklı yazısında tarihten temizlenmesi gereken sahte kahramanlardan birine temas ediyor.

 

Dergimizin Mart 2019 sayısının muhtevası böyle...

 

Gelecek sayımızda görüşmek dileğiyle...

 

Allah’a emanet olun...

Kaynak: Editör:
Etiketler: demokrasi, siyaset, demokrasi yalanı, aylık dergisi, fikir dergisi,
Yorumlar
Haber Yazılımı