Haber Detayı
14 Şubat 2022 - Pazartesi 14:52
 
Buhranların Şairi Arthur Rimbaud
Edebiyat Haberi
Buhranların Şairi Arthur Rimbaud

Yıl 1854, yer Fransa’nın kuzeydoğusundaki Ardenler. Asker baba ve çiftçi kızı bir annenin ikinci çocuğu dünyaya gözlerini açar. Nasıl bir hayat süreceğini tahmin bile edemeyecekleri çocuklarına Arthur Rimbaud ismini verirler. Bu çocuk henüz daha 6 yaşında iken babası evi terk eder. Bundan sonra bakımını yalnızca annesi Vitalie üstlenir. Dindar bir hayata sahip olan Vitalie, çocuğu Arthur Rimbaud’yu dini eğitim de veren bir okula yazdırır. Bu okulda Rimbaud’nun din dersleri ile arası pek iyi olduğundan diğer haylaz öğrenciler ona “Küçük yobaz” lakabını takarlar.

 

Latincesi anadili gibi olan Rimbaud, yazmaya çok genç yaşta başlar. Henüz daha çiçeği burnunda, 16 yaşında iken yazdığı Latince bir şiir ile okul birincisi olur. Öğretmeni Ariste Lheriter’in destekleri ile kendisini daha iyi geliştirir. Yine aynı dönemde “La Revue pour Tous” dergisinde “Öksüzlerin Yılbaşı Armağanı” isimli şiiri yayımlanan Rimbaud, şairlik hayatına fiilen başlamış bulunur.

 

Hayatına dindar olarak başlasa da, babasız büyümek ve bölgede yaşanan çeşitli olaylar Rimbaud’yu daha farklı yönlere sürükler. Hayat mücadelesine erken katılan şair, yine 16 yaşında iken Paris’e kaçar. 16 yaş, şairimiz için fikirlerinin dönüm noktalarından biri olur. Paris’e kaçtıktan sonra Komünizm’den etkilenen Şair Rimbaud’nun dine, ahlâk ve maneviyata bakışı çok daha farklılaşır hatta reddeder. O dönemler savaş dönemleri de olduğu için şair, sefalet içerisindedir ve hafakanlar geçirir, zararlı maddelere bulaşır.

 

Ergenlik döneminde ama ergen olmayan Rimbaud, Paris’te olduğu zaman meşhur mekanlarda yazmaya ve sanat, siyaset hakkında konuşmaya devam eder. Bir ara tekrardan eve dönmek zorunda kalan Rimbaud, şiirlerinde Katolik kiliseye ve burjuvaziye sert eleştirilerde bulunur.

 

Sonradan Sembolizm akımının en etkin isimlerinden olan Rimbaud’nun şiirleri Paris’teki sanatçı sınıfının dikkatinden kaçmaz ve Paris eşrafından olan Verlaine tarafından davet edilir. 1871 yılında yeniden Paris yoluna çıkan Rimbaud, evli ve iki çocuklu Verlaine ile ileri derecede yakınlaşır. Birliktelikleri uzun sürmeden Rimbaud, Verlaine tarafından tabanca ile yaralanır. Bu durum şairimize şok etkisi gerçekleştirir ve şairimiz artık şiire veda eder.

 

Rimbaud’nun şiire vedası aslında bildiğimiz vedalardan daha farklı gerçekleşir. Bu durumu Türk şair İsmet Özel şu ifadelerle anlatır:

 

“Rimbaud’nun şiiri bırakmasını önemli kılan da onun şiir alanında ve şiir vasıtasıyla felsefede önemli araştırmaları fiilen başlatmış olmasından ileri gelir. Bir bakıma şiiri bırakmakla şiir yazmaya devam eden bir kişi o.”

 

Kısacık hayatına pek çok şey sığdıran Rimbaud, yine farklı bir hayata yelken açar. 1878’de önce Mısır’a sonra Kıbrıs’a gider. Geçimini sağlamak için de burada çevirmenlik yapar. Daha sonra Rimbaud’ya Afrika yolu gözükür. Eski ismi Habeşistan, şimdiki ismiyle Etiyopya’nın en güzel bölgelerinden olan Harrar’a gider. Rimbaud burada zengin olmak için ticarete atılır ve silah tüccarlığı ile istediği zenginliğe kavuşur. Ülkesinden uzak kaldığı bu dönemde Fransa’da Rimbaud meşhur olur ve şiirleri birçok yerde yayımlanmaya devam eder.

 

Üstad Necip Fazıl, Rimbaud’yu şöyle anlatır:

 

“Cinnet getirecek kadar fikirde ileri gitmiş bir insan… Bugün Fransızların en büyük çapta tebcil ettikleri, takdir ettikleri bir sanatkâr…”

 

Sezai Karakoç tarafından da “Dehanın kendisinde parladığı büyük insanlardan” tanımıyla vasıflandırılan Rimbaud, yine Karakoç’un ifadeleriyle Harrar’da Müslümanlarla kaynaşır ve burada ömrünün son demlerini yaşarken İslam dinini kabul eder. Bunun için somut bir delil olmasa da söylentiler dikkate alınacak değerdedir. Afrika’dan önceki hayatını da “Cehennemde Bir Mevsim” şiirini yazarak reddeder şairimiz.

 

Harrar’da kaldığı müddet içerisinde bir camiye hizmetkârlık yapan Rimbaud’ya kanser teşhisi konulur ve tedavisi için hastaneye kaldırılır. Kardeşi Isabelle’e hizmetini yaptığı cami için 10.000 frank bağış yapılmasını vasiyet eder. Artık kanser, Rimbaud’nun vücudunun birçok yerini işgal eder ve hastalık tedavi edilemez bir hal alınca dünyadan ayrılık zamanı gelmiş olur. Yine Üstad Necip Fazıl, dünyaya veda etmeden önce Rimbaud’nun dudaklarından “Allah Kerim” zikrinin döküldüğünün söylendiğini belirtir.

 

Bu biyografiyi Rimbaud’nun bir sözüyle sonlandıralım:

 

“La vraie vie es absente… - Gerçek hayat burada olmayandır; var olup da burada olmayan…”

 

Aylık Dergisi 208. Sayı

Kaynak: Editör:
Etiketler: Buhranların, Şairi, Arthur, Rimbaud,
Yorumlar
Haber Yazılımı
barandergisi.net/