Haber Detayı
06 Şubat 2015 - Cuma 22:10
 
Büyük Muztaribler -Düşünce Tarihine Bakış- Üzerine - M. Taha İnci
Büyük Doğu-İbda Haberi
Büyük Muztaribler -Düşünce Tarihine Bakış- Üzerine - M. Taha İnci

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'nun kaleme almış olduğu bu eser, Doğu'dan Batı'ya, Batı'dan Doğu'ya esen rüzgarları topluyor. Doğu'nun ve Batı'nın cins kafaları, düşünürleri bir düşünce, yeni bir fikir oluştururken aynı zamanda bir medeniyet de inşa ediyorlardı. Geleneksel kültürümüzde ve Batı klasiklerinde bu durum göze çarpar. Batı Rönesans’ını gerçekleştirdiğinde sanatta, ilimde, fende, matematikte, astronomide, tıpta ve sair mevzularda kendini geliştirmeyi başardı. Elbette Müslümanların bu gelişimleri daha önceydi ve İslâm ahlâkı ve kültürü bu medeniyetin inşası için etken konumdaydı. Batıda medeniyet gelişirken beri yanda İslâm aleminde medeniyet kaybolmaya yüz tuttu. Batı'daki emperyalizm ve Müslümanlardaki uyuşukluk ve sindirilmişlik, kültürlerin silinmesini de beraberinde getirdi.

Batı'nın asırlar öncesinde Endülüs, Sicilya ve Filistin'deki Müslümanlarla teması neticesi aydınlanıp aldığı “bilgi” gıdasını hazmettikten sonra dönüp aynı bilgiyi, ama zehirle karıştırdıktan sonra bize satmasına, kabul etmeyene dikte etmesine ne buyrulur? Baran Dergisi Yazarı Faruk Hanedar'ın deyişiyle: "Fizikte izafiyeti Mevlana’dan alıp Einstein’e veriyor, sanatta Endülüs’ten çıkan gitarı Batı’nın malı kabul ediyor, iktisadda İbn-i Haldun’un vergi eğrisi grafiğini Laffer eğrisi diye adlandırıyoruz."

İspanya Arabiyatçılarından Julian Ribera yaptığı araştırmalarda, Mirzabeyoğlu'nun mezkur eserinde ele aldığı gibi şunları dile getirir: "Hıristiyan İspanya'nın birçok müesseseleri, Müslüman İspanya'nın benzeri müesseselerinin ya bir taklidi, yahud birer kopyasıdır."
Don Miguel, İspanya'da felsefenin kaynaklarını araştırmış ve onda "Muhiddin-i Arabî, İbn Bace, İbn Masarra ve diğerleri gibi şahsiyetlerin tesirlerini meydana çıkarmıştır."

Batı, bunu yaparken kapitalizmle modern süreci doğurdu. Müslümanlar ise yobazlık çerçevesinin içine tıkılı kaldı. "Büyük Muztaribler" kitabında Mütefekkir, Batı'yı Doğu'nun önünde diz çöktürürken bile itidal çizgisini korumuştur. Ne Batı merkezli modernizm ne de eskiye körü körüne bağlılık.

Hurafeler içinde geleneksel kültüre takılı kalan yobazca anlayış; İslâmî algıyı yerine oturtacak olan "yeni"ye "yeni sisteme", "yeni fikre" de karşı çıkıyor. Batı ise kendi kültürümüzü alıp, istedikleri ve anladıkları şekilde değiştirip onlara enjekte ettiği birikimle tamamen kadim geleneği inkar edip "yeniliği" de reformdan ibaret görüyor.

Salih Mirzabeyoğlu, "Doğu'nun eksiğini Batı'da görmek ve Batı'nın eksiğini Doğu'da -Doğu'yu temsil hakkı olan İslâm'da- göstermek davasının insanoğlunun varoluş şartı haline geldiği bir hengâmede, "muztarib olmak" ile "doğu ve batı" mânâlarının aynı kelâm klişesinde örtüşmesini görmek..." derken nasıl ve nerede duracağımızı da işaretliyor.

Bu yüzden Batı'yı anlarken, ölçerek, ölçerken kendi kültürümüzü yeniden inşa etmeliyiz; şiirden, nesre, müzikten matematiğe, iktisaddan siyasete, köklü eserlere kadar yaşayışımızın her karesine yerleştirerek...

Bunu da, Necip Fazıl'ın "İnsan başını fare kafasından ayıran tek haslet ve haysiyet, fikir... Mücerret fikir..." cümlesince ele alarak...

Salih Mirzabeyoğlu’nun dört cildlik “Büyük Muztaribler” eserinin 1. cildinden bahsedeceğim.

Kimilerinin tercüme edilmemiş kimilerinin ise sonradan tercüme edilmiş fikir işçilerinin eserlerini tercüme ederek ve analiz ederek bize sunmuştur Mütefekkir. Goethe'nin "Bir milletin, yabancı eserleri kendi diline çevirmesi, onun en önemli kültürüdür." sözünden yola çıkarak şunu dile getirir Mirzabeyoğlu: "Zaten Batı'daki Rönesans da böyle bir davranışın neticesinden başka bir şey değil..."

Salih Mirzabeyoğlu, "Büyük Muztaribler" diye başlık attığı eser aynı zamanda "Düşünce Tarihine Bakış" ismini de alır. Tarihçilerin, "Düşünce Tarihi"ni anlatırken bunu Batılı bir anlayışla ve İslâm'dan uzak bir şekilde yaptıklarını ifade etmekte, Müslümanları 'Düşünce Tarihi'ni doğru kaynaklardan ve yeniden okumaları gerektiğini dile getirmektedir. İbda çatısı altında İslâm hikemiyatını Batı düşüncesi ile telif etmektedir: "...bizim 'Doğu ve Batı sentezinden bahsetmemiz, çoluk çocuk tekerlemesine döndürülen 'Doğu ve Batı sentezi' anlayışsızlığı ile hiçbir alakası yoktur. 'Olmadan oldurmaya çıkmak' cinsinden, kafasında ve gönlünde hiçbir mimarî hayâl ve terkib sırrı bulunmaksızın unsurları rastgele karıştırmakla elde edilebilecek netice, senfoniye nisbetle kakafoniden başka bir şey değildir."

Salih Mirzabeyoğlu, Batı'yı süzüp tahlil ederken dikkat ve rikkat içinde olmamız gerektiğini belirtip yazının devamında şunları söylüyor:

"Kendi kültür veriminin dışındaki oluşlara bakılırken, umumiyetle 'onu babam da bilir!' cinsinden şu beylik tekerlemeye sarılınır: 'Onların faydalı taraflarını alalım!'
Nasıl?.. Zaten mesele de bu sorunun davet ettiği tesbit, teşhis, tahlil, izâh ve bunların dayandığı esas, usul, üslûb, tarz, edâ şartlarını bütün bir terkib sırrı halinde gösterebilecek 'kritik şuur-şuur süzgeci'ne sahib olmakta; yediği herşeyi kendine döndüren bünye sırrında..."

Düşünce tarihinden bahsedilirken faydasız, akıl huzmesi yazılar yazılmış. Bunu da din veya düşünce bağlamında sunmuşlar. Öyle safsatalara yer veriliyor ki, masaldan öteye gitmiyor. "Düşünce Tarihi!" yazanların safsatalarını buraya almak yerine, Mütefekkir'in "ilerici-gerici" meselesine verdiği cevab ile medeniyetleri anlamaya dair getirdiği ölçüyü aktarayım:

"Gaye İnsan Ufuk Peygamber ve O'nun sahâbîler kadrosu, kronolojik zaman sırasıyla 'ileri, geri' tekerlemesi yapanlar anlamasa da, en üstün kültür ve medeniyeti temsil ederler... Onlar, iç alem düzeninin hakikatini yaşayanlar... Eğer ölçü, tabiat planındaki kemmiyet çokluğunda sanılıyorsa, bizden sonra bir kaç bin insanın yaşadığı tasavvur edilen bir dünyada gökdelen dikilmesine (tabi ki bilgisine) ihtiyaç kalmayacağı için, bizden geri olacaklar demektir(!)... Bir Sokrat, bugünkü en dangul dungul bir adamın tanıdığı eşya kadrosundaki ürünleri bilmediği için, ilkel(!) ve geri(!)... Ayıp yahu!.."

"İnsanlık tarihi boyunca, fert ve toplum olarak insanlık memuriyetine uygun oldukça veya olmadıkça ilerilik ve gerilik; ölçü bu... (Ki, bu ölçü çerçevesinde, ne kavim kronolojisinin müstakil bir değer haysiyeti, ne de baba evlat ilişkisi cinsinden bir irsiyet bağının imân dışı bir yerde kıymeti vardır.)... Medeniyetleri anlamanın ölçüsü ahlâk, ahlâkın hakikati de İslâm. Aksi takdirde her medeniyetin ayrı değer hükümleri ihtiva etmesinden hareketle, bunlar arasında bir derecelemeye gidilemeyeceği açık; her insan ve kültürün değer ölçüsü kendine..."

Salih Mirzabeyoğlu, bu eserini 4 levha olarak ele alır:

1. Mozaik

2. Üç Büyük

3. Batıya Bakış

4. İlm-i Kelam Hikemiyat Felsefe

Birinci levhada iştikak ilminden bahseder. Kelimelerin derinliğini ele alırken aslında Üstad'la kendisinin de derinliğini, derinlerini anlatır. Ardından Doğu ve Batı'ya karşı bakış açısını ele alır ve "Düşünce Tarihi"ne giriş yapar.

İkinci levhada üç büyük olarak İmam Rabbanî, Muhiddin-i Arabî ve İmam Gazalî'den bahseder. Vahdet-i Vücut meselesini de çok net bir şekilde ele alır.

Üçüncü levhada Batı'daki düşünürleri anlatır; Goethe, Sokrat, Eflatun, Bergson... Akıl ve ruh üzerine geniş manada yer verir. Felsefenin nasıl olması gerektiği konusuna değinir.

Dördüncü levhada ise kelam ilminin inceliklerini ele alır.

Mütefekkir Mirzabeyoğlu, Doğu'ya bakışını İmam Gazâlî, Batı'ya bakışını ise Goethe üzerinden yapar. İslâm Tasavvufu önünde Batı Tefekkürünü hesaba çeker.

Mütefekkir'in takdim yazısında "Düşünce Tarihine Bakış"ı nasıl ele aldığını anlatan yazısından kısa bir paragrafı alarak bitiriyorum:

"Büyük Muztaribler-Mustaripler... Karakter ve eser çerçevesinde neyi nasıl değerlendirdiğimizin ölçülendirmeleri eserimizin içinde... 'Düşünce Tarihine Bakış' meselesine gelince; bu eser, malûm soydan kronolojik bir düşünce tarihi değil, ilim ve sanat cebhelerini de düşüncede toplayan ve bir tez etrafında -ki bakış- el atışlardan ibarettir... Dikkat; vurgulama bakışta ve el atışın nasıl ve niçininde!..

Tamamı 4 ciltlik bir bütünün her cildi, müstakil bir eser hüviyetindeymiş gibi de görünebilecek; elinizdeki ilk cild, aynı zamanda diğerlerine nazaran giriş teşkil edecek mahiyette..."

Aylık Dergisi, Sayı 124, Ocak 2015

Kaynak: Editör:
Etiketler: Büyük, Muztaribler, -Düşünce, Tarihine, Bakış-, Üzerine, -, M., Taha, İnci,
Yorumlar
Haber Yazılımı