Haber Detayı
30 Temmuz 2016 - Cumartesi 16:48
 
İbn Arabi'nin Mürşidi - Zeynep Nurseli Güleç
Kültür&Medeniyet Haberi
İbn Arabi'nin Mürşidi - Zeynep Nurseli Güleç

Kuzey Afrika’nın irşâd kutbu… Şeyhu’ş-Şuyuh, Sultânü’l-Vârisin, Kudvetü’s-Sâlikin Ebu Medyen El Mağribi… İsmi Şuayb b. Hüseyn’dir. Tarikat silsilesi ve soyu Hazret-i Ali’ye dayanıyor. Siyahî zevcesinden ve büyük velilerden olan tek oğluna nispetle EbuMedyen künyesini almıştır. Zahir ve bâtın ilimlerindeki derunî bilgisi ve şerî tasavvuf yolunu benimsemesi ile Evvelâ İbn-i Arabî ve tasavvuf ehlinden pek çok kimse onun makamını yüksek bulmuş; Mısır’dan Suriye’ye, Suriye’den Hindistan’a kadar yayılan tasavvufî anlayışı ile pek çok tarikat silsilesini ona dayandırmıştır.

Hicri VI. asır… Ebu Medyen el-Mağribi Hazretleri, 509/1115 yılı civarında Endülüs’ün İşbiliyye (Sevilla) yakınlarındaki Kantiyâne (Cantillana) kasabasında dünyaya geldiler. Ailesi ilk İslâm fetihleriyle Endülüs’e yerleşmiş olan Arap ailelerindendir. Yoksul olan babasını henüz çok küçük yaşlarda iken kaybeden Ebu Medyen’i kardeşleri yetiştirmiş ve ona çobanlık yaptırmışlardır. Çobanlık yaparken ibadet ve ilimden bihaber olan yetim Ebu Medyen, Kur’an okuyan, ibadet eden, dinî vecibelerini yerine getiren insanları etrafında gördükçe incinmiş, ezilmiş ve bu vaziyetinden büyük üzüntü duymuştur. Bu vesileyle yüreğinde bitip tükenmeyecek olan ilim ve ibadet aşkının ilk kıvılcımları tutuşmuş, ilim öğrenmek gayesiyle evden kaçmıştır.

Bundan sonra ilim, riyazet, zühd ve takvayla geçen hayatının ilk arayışları başlar. Önce Mağrib taraflarına doğru iner, ardından tekrar İşbiliyye den geçip şehir şehir belde belde dolaşır; fakat ilim ve marifette aradığını bulamayan Ebu Medyen Hazretleri, buradan Endülüslü ailelerin yaşadığı Merâkeş’e geçerek, Endülüs’e giden bir askerî birliğe katılır. İlim arzusuyla yanıp tutuşan ve ibadet, züht ve takva hayatı yaşamak isteyen Ebu Medyen Hazretleri, askerde kendilerine tavsiye edildiği üzere Fas’a giderler. Fas’ın Karaviyyun Camii’nde evvelâ abdest almayı ve namaz kılmayı öğrenir, caminin fıkıh ve hadis ders halkalarına iştirak ederek Malikî fıkhı dersi alır, İmam Malik’in “el-Muvatta” ve Tirmizi’nin “es-Sünen”ini okur. Tahsil ettiği tüm zahir ilimlerinden evvel öğrendiği ayet ve hadisleri hayatına tatbik etmeye, kendi nefsine uygulamaya çalışır ve onların derunî manaları üzerine tefekkür eder. İlim aşkıyla yanıp tutuşan gönlüne başka deryalar arayan Ebu Medyen Hazretleri, Mağrib’de, İmam-ı Gazâlî ekolünün başlıca temsilcilerinden olan sufi Ebu’l-Hasan Ali b. Hirzihim’in sohbet halkasına katılır.

Ebu Medyen Hazretlerinin gönül kapısını Ebu’l Hasan Ali b. Hirzihim açmıştır ki, ondan “İhya-u Ulumi’d-Din” okumuş, onun vesilesiyle ilmî şahsiyeti şekillenmeye başlamıştır. Bunun yanı sıra Ebu Medyen, döneminin meşhur mutasavvıflarından Ebu Ya’za Hazretleri’nin huzuruna gelmiş, uzun yıllar onunla beraber yaşamış, zühd, intiva ve ibadet üzere olan tarikatini almıştır, ondan ki tasavvufî cevheri büyük sufi ve Berberî şeyhi Ebu Ya’za Hazretleri ortaya çıkarmıştır.

Ehl-i Sünnet çizgisinden zerre taviz vermeden şer’i tasavvuf anlayışını takip etmesi, takva, zühd ve riyazata dayalı yaşamı onu hem ilmiye hem de sufiye erbabının seçkin şahsiyetlerinden kılmıştır. Daima halkla iç içe olmuş, döneminin siyasî ve içtimâî sorunlarına değinmiştir. Medresesinde pek çok âlim, tasavvufî sohbetlerinde büyük şeyhler yetiştirmiş, bin kadar şeyh onun elinden icazet almıştır. Ebu MedyenHazretlerinin en büyük kerameti bu görülmektedir ve bu sebeple de kendisine “abidlerin ve zahidlerin imamı” denilmektedir. Kuzey Afrika’ya yayılan dallarıyla, Kuzey Afrika tasavvufu ve tarikatlarının ruh feyzini, adap ve usullerini aldığı ağacın sağlam ve sahih gövdesidir.

Muhammed b. Ebi’l Abbas anlatıyor: “Gezmek için Zellac dağına tırmandım. Salihlerden bir adamla karşılaştım, beraberinde ehlullahtan on kişi vardı. Selâm verdim. Onlarda bana selâm verdi. ‘Siz kimsiniz, sizleri hiç görmedim’ dedim. En yaşlıları şöyle cevap verdi: ‘Biz, efendim Ebu Medyen Şuayb’ın öğrencileriyiz. Şeyh bizi Şazili mağarasını ziyaret etmemiz için gönderdi.’ Yeryüzünde o vakit Şaziliyye tarikati yoktu.

Ebu Medyen Hazretlerinin tasavvuf anlayışı, halifeleri ve mürileri vasıtasıyla kol kol yayılmış, Kuzey Afrika’yı ve tüm dünyayı etkilemiştir. Onun en meşhur halifeleri/öğrencileri Abdurrezzak el-CezulîŞazili’nin üstadı Abdüsselam b. Meşiş ve Muhyiddin İbn Arabî’dir.

Ebu Medyen Hazretleri, 555/1160 tarihleri civarında Hac vazifesini yerine getirmek, başka âlim ve şeyhlerden ilim almak için mukaddes topraklara yolculuk yaparlar. Mekke’de birçok âlim ve sufi ile buluşup kendilerinden istifade ettiği gibi aynı zamanda Arafat’ta görüştü “Doğunun Şeyhi” Abdülkadir GeylanîHazretleri’nden (v.561/1165) hadis dinlemiş, hırka giymiş ve “O”, “Batı’nın Şeyhi” unvanıyla anılagelmiştir. Abdülkadir Geylanî’nin oğlu Abdürrezzak (528-603/1133-1206) bu görüşmeyi şöyle anlatmaktadır: “Ben ve pek çok şeyh babamla birlikte haccediyordu. Orada Ebu Medyen de vardı, ondan hırka giydi, onun huzurunda oturdu, ilim ve feyz aldı.

Vefatı yaklaşan Ebu Medyen Hazretleri, hac vazifesinden dönüşünde Bicaye’ye gelmiş, buraya yerleşmiş, halkla hemhal olarak dersler vermeye başlamıştır. Burada gün geçtikçe şöhreti yayılmış, nüfuzu artmış ve zaviyesine gelen ziyaretçilerin sayısı giderek çoğalmıştır. Konuşmalarında siyasî ve içtimâî meselelere değinmesi, dönemin halifesinin nazarını celbetmiş. Taç ve taht korkusuna kapılan halife, o yıllarda seksen beş yaşlarında olan Ebu Medyen Hazretleri’nin yanına getirilmesini emretmiştir. Yolculuk esnasında hastalanan Ebu Medyen, Tilimsen topraklarında vefat etmiştir ve burada medfundur.

 

Medyeniyye Tarikati ve Tasavvuf Anlayışı

Kuzey Afrika’dan yükselen asrının irşad kutbu Ebu Medyen el-Mağribî, Kuzey Afrika tasavvufunun şekillenmesinde en büyük tesiri bırakmış; tarikat adap ve usullerinin gelişiminde ise kilit noktayı temsil etmiştir. Medyeniyye, Kuzey Afrika’da ortaya çıkan ilk tarikattir ve “Şuaybiyye” olarak da anılır. Silsilesi ve eserleri vesilesiyle en meşhurlardan “Şazeliyye” olmak üzere coğrafyadaki diğer tarikatların tasavvufi anlayışları üzerinde büyük tesiri olmuştur.

Velilerden Ebu Medyen el-Mağribî, VI. ve VII. asrın tasavvufunda derin izler bırakmıştır. O,  Abdülkadir Geylanî ve Cüneyd Bağdadî Hazretlerinin tasavvuf anlayışının Mağrib ve Endülüs’te neşv-ü nema bulmasındaki en büyük vesiledir. Kadirî tarikatine tâbi olarak cehri zikri esas almıştır. Tarikatlarda “ser halka” kabul edilen Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerinin tasavvuf anlayışının Mağrib’de ki âlemi hüviyetinde olduğundan, “O”na “Mağrib’in Cüneyd”i ünvanı atfedilmiştir.

Kalaidü’l-Cevahir sahibi Muhammed et-TadifiEbu Medyen hakkında şunları söylemektedir: “O; ulvi fethin ve açık keşfin sahibi, kurbiyet mertebelerinde ve mukaddes menzillerde önde olan, temkinde ayağı sağlam basan, tasarrufta yed-i tulası olan, velayet hükümlerinde yed-i beyza sahibi, şeriat ile hakikat ilimlerini birleştiren, şanı şarktan garba kadar bütün ülkelere yayılmış, halkı irşad etmek için Allah’ın insanlara lütfettiği büyük bir zattı.

 

Ebu Medyen ve İbn Arabî

Bir mektep olan dünya hayatında pek çok evliyaullah ve şeyhle karşılaşıp dostluk kuran İbn-i ArabîHazretleri, el-Fütühatü’l-Mekkiyye’sinde şeyhinin görüşlerine ziyadesiyle değinir ve atıfta bulunur; O ki, Şeyhu’l Meşayih Ebu Medyen el-Mağribi’dir.

İbn ArabîEbu Medyen Hazretleri ile karşılaşmamasına rağmen müridleri ve şeyhler vasıtasıyla ondan istifade etmiştir.  Riyazat kurallarını Ebu Medyen’in müridi Şeyh Yusuf el-Kumî’den almış, onun vasıtasıyla, Ebu Medyen Hazretlerinin tasavvufi görüşlerini, kerametlerini ve faziletlerini öğrenmiş, derin bir muhabbetle Bicaye evliyası Ebu Medyen Hazretleri ile karşılaşmak arzusunda olmuştur.

Şeyhü’l Ekber, el-Fütühatü’l-Mekkiyye’sinde, o binlerce sayfa içerisinde yeri geldiğinde Ebu MedyenHazretlerine ait menkıbelerin hikmetlerini açıklamış, onun fikirlerinden istifade etmiş, sözlerine atıfta bulunmuştur. Meselâ varlığın zuhurunu açıkladığı bölümde, Ebu Medyen Hazretlerinin şu sözlerinden istifade etmiştir:

Varlık ‘ba’ harfiyle zuhur etmiş, nokta sayesinde ibadet eden ibadetinden, abid mabuddan ayrışmıştır. Bütün varlıklara eşlik eden ‘ba’ harfi, cem ve vücud mertebesinde Hakk’ın mertebesindendir. Yani her şey ‘ba’ harfi vasıtasıyla var olmuş ve ortaya çıkmıştır. Şeyhimiz imamımız Ebu Medyen şöyle demiştir: ‘Gördüğüm her şeyin üzerinde ‘ba’ yazılı idi. Her şeyin içindeki ‘ba’, sanki ‘Her şey benimle var oldu.’diyordu. Ba her şeyin varoluş sebebidir.

Eserleri

Evvela Mağrib ve Kuzey Afrika olmak üzere, dalga dalga tüm dünyayı tasavvufî görüşleriyle etkileyen Ebu Medyen Hazretleri, manzum ve mensur pek çok eserin sahibidir. Eserleri başta Cezayir ve Türkiye kütüphaneleri olmak üzere dünyanın pek çok kütüphanesinde mevcuttur. “Ünsü’l-Vahid ve Nüzhetü’l-Mürid fi İlmi’t-Tevhid”, “Bidayet’ül-Mürid”, “ el-Akidetü’l-Mübareke” gibi eserleri tasavvuf yolunun esaslarını ve Tevhid akidesini beyan mevzuundadır. Latif şiirlerinin toplandığı “Divan”ı; “el-Kasidetü’l-İstiğfariyye”, “el-Kasidetü’n-Nuniyye”, “el-Kasidetü’l-Baiyye” mağfiret, aşk, vecd ve sekr hallerinin mevzuu olan pek çok kaside ve münacaatı vardır.

El-Kasidetü’n-Nuniyye’sinden;

“Nuna gark olup nefislerimizi arındırdığımız an,

Aşk şarabından sarhoş olur, kendimizden geçeriz o zaman.”

 

İstifade Edilen Kaynak: Hamide Ulupınar, Ebu Medyen el-Mağribi, Gelenek Yayınları

Aylık Dergisi, 143. Sayı, Temmuz 2016

Kaynak: Editör:
Etiketler: İbn, Arabi'nin, Mürşidi, -, Zeynep, Nurseli, Güleç,
Yorumlar
Haber Yazılımı