Haber Detayı
27 Aralık 2017 - Çarşamba 14:34
 
İktisat-Ekonomi - Ali Acar
Yerine göre ihtiyaçların temininde her türlü tedbir faaliyetini ifade etmek için “ekonomik davranmak” veya “iktisat yapmak” gibi ya da sosyal hayatın idamesinden sistem adı olarak ilmî mânâda “iktisadî sistem” veya “ekonomik sistem” şeklinde kullanmaktayız.
İktisat Haberi
İktisat-Ekonomi - Ali Acar

“Ekonomiye” dair kanaatlerini belirten Winston Churchill, hemen hemen her şeyi anlayabildiğini ama ekonominin kavrama gücünü aştığını söylüyordu… Benzer şekilde kuantum fizikçisi Max Planck, “iktisatçı olmaya teşebbüs ettiğini fakat mevzuun güçlüğünden ürkerek vazgeçtiğini itiraf eder… Ressam Salvador Dali ile ilgili bir anekdodda kendisinden opera için bilet alması istenir. Dali çıkar, yarım saat kadar gözden kaybolduktan sonra biletsiz olarak geri döndüğünde şöyle der, “hiçbir şeyi anlamıyorum ve bu işin nasıl yapılacağını da bilmiyorum!..” Bunlara karşın matematikçi Bertrand Russell ise iktisadın kendisine çok kolay geldiği için vazgeçtiğini söyler…

 

Her biri kendi mevzunda uzman şahsiyetlerden kimine zor, kimine kolay gelen ekonomi, günlük hayatın işleyişinde bir alelâde olarak, çok kolay; hemen hemen herkesin bildiği, bilinmese hayatın idamesinin mümkün olmadığı bir saha. Buna mukabil, uygulama safhası ve problemler karşısında her şeyin herşeyle alakası içinde ruhî faktörü başa alan bütünü kapsayıcı bir anlayış ve tatbik keyfiyetini gerekli kılıyor oluşu nedeniyle oldukça zor… Tekraren günlük hayatın işleyişinde, aleladeye bakan yönüyle kolay; teorik ve pratik ifade edişlerde ilmî yönüyle zor!..

 

Yukarıdaki cümlelerde bazen “ekonomi” bazen “iktisat” kelimeleriyle ifade etmeye çalıştığımız içtimai ve ferdi hayatımızın büyük meselesini anlayabilmek için sorarsak:

-“Ekonomi ne demek?”

-“İktisat demek.”

-“Peki, iktisat ne demek?”

 

Kelime ve Kavram Olarak

 

Eşya ve hadiselere ait mânâ dil alanı içinde belirir ve şuurun ifadeye geçmesini sağlar. Şuurun ifadeye geçtiği her alan farklı bir dil alanı ortaya çıkarır… Duygu, düşünce ve iradî faaliyetlerde “ben şuuru”nun ifadeye geçerek ruhî muvazeneyi temin etmesi, kullanılan dil ve sembollerin asıl olan mânâyı suretleştirip anlaşılır kılmasına bağlıdır. Bu bütünlük içerisinde kelimelerimizi kullanma becerimize bağlı olarak fikrederiz. Tezlerimizin ispatçısı, anti- tezlerin tenkitçisi oluruz. Kullandığımız dil senteze ulaşmamızın aleti olur. Eşya ve hadiselerin her ân yeniliğinde dil de bu sentez içinde gelişime tabi olur.

 

Kelimeler harflerin yan yana sıralanması ile rastgele oluşmuş değildir. Harfler ve kelimeler mânânın kalıbıdır. “Suret olmadan mânâlar ebediyen tecelliye gelmez” hakikatine binaen mânâların harfler aracılığıyla suretlenmesidir. Kelâmın beliriş- taayyün olduğunu hatırlarsak her kelimenin mânâ derinliğini kuşatan bir ruhu olduğunu anlarız. Kelimelerin tesiri harflerin şekillerinde ya da sıralanışında değil, taşıdıkları mânâ derinliği ve temsil ettikleri ruh iledir. Hangi ruh diye sorarsak? “Hangi dünya görüşü, inanç ve kültür” soruları da peşi sıra gelir…

 

Kelimelerin mânâları itibarîdir, kullanıldıkları yere göre değişik mânâlar alırlar. Bir kelimenin birden fazla mânâsı olabileceği gibi farklı kelimelerin müşterek mânâsı olabilir… Etimolojik olarak ekonomi (Yunanca) ve iktisat (Arapça) kökenli kelimelerde olduğu gibi iktisat ve ekonomi lügat karşılığı; “tutumlu olmak; lüzumundan fazla veya noksan sarfiyattan kaçınmak; tasarruf etmek” olan ve sıklıkla birbiri yerine kullandığımız eş anlamlı iki kelimedir… Yerine göre ihtiyaçların temininde her türlü tedbir faaliyetini ifade etmek için “ekonomik davranmak” veya “iktisat yapmak” gibi ya da sosyal hayatın idamesinden sistem adı olarak ilmî mânâda “iktisadî sistem” veya “ekonomik sistem” şeklinde kullanmaktayız. Bazen aynı cümle içinde peşi sıra yer almakta ve kast edilen mânânın anlaşılmasını sağlamaktadır.

 

Bunlarla birlikte, genel kullanımda aynı mânânın iki farklı dilde ifadesi zannetme hatasına düşülmektedir. Halbuki “bir şeyin aynı, aynı olduğu şeyden farklıdır”. Eş anlamlı olmak hakikatlerin ve mânâ bütünlüklerinin de aynı olduğu anlamına gelmez. Bu hususu ekonomi ve iktisat kelimelerini kök alakası içinde incelediğimizde görürüz.

 

Ekonomi: Yunanca

Oikos: Ev

Nomain: Yönetmek

Nemein: Yönetmek

Oikonomia: Hane, halk yönetimi, ev yönetimi bilgisi

İktisad: Arapça

Kasd: Bir işi bile bile yapmak. Niyet ederek. Niyet. Tasavvur. İstikamet. Yolu doğru olmak.

Sıok: Doğru söz, hakikate muvafık olan. Ahdine sadık olmak. Kalp temizliği.

Sadık: Doğru. Hakikatli. Sadakatli, dürüst. Doğru sözlü.

Economy: İngilizce

İktisat, tasarruf, tutum, idare yolu.

Economic: İktisadî, ekonomik, az masraflı, keseye uygun hesaplı, idareli, tutumlu.

İktisat: Türkçe

İktisad: Tutum, biriktirme. Her hususta itidal üzere bulunmak. Lüzumundan fazla veya noksan sarfiyattan kaçınmak. Tasarruf etmek.

 

Görüldüğü üzere Yunanca ev yönetimi bilgisi olan kelime, Arapça niyet ve davranışta sadakat ve doğruluk olan kelime ile eşanlamlı hâle gelip, İngilizce ve Türkçeye tutumlu olmak şeklinde geçmiş durumda… Bu çerçevede iktisat ve ekonomi kelimeleri eşanlamlı olmakla birlikte, bağlı oldukları dil alanı ve kök alakası içinde birbirinden tamamen farklı kelimelerdir. Ayrı bir öze ve ruha sahiptirler. Ve mânâ derinlikleri de lügat karşılıkları ile sınırlı değildir. Kelimeler suret içinde bir nizama sahiptirler. Ruh köküne (dünya görüşü- inanç- kültür) bağlı çağrışım yaptıkları ve eşanlamlı kazandıkları diğer kelimeler ile bağlantılar vardır. Kelimeler arasındaki bu nisbet noktaları sayesinde yeni mânâ iklimlerine yolculuk yaparız. Bu hususu da iktisat ve ekonomi kelimelerinin müşterek manalarından “tasarruf” kelimesini de görebiliriz.

 

“Yevmiye: Tasarruf

Kelime yetersizliğinden bahsediyor… O arada da ‘tasarruf’ kelimesi ve oradan da iktisat bahsine kıvrılış.

-Tasarruf, iktisat etme zannederler… O da var ama, tasarruf bir şeye hâkim olmaktır…

- (...)“Tasarruf… Bayılırım bu kelimeye… Bu da Arapça’nın en güzel kelimelerinden biridir… Tasarrufu, ‘iktisat’ diye alırız kâh… Değil o hâkim olmak, yakalamaktır” (Salih Mirzabeyoğlu, Parakut’a sh. 44)

Dikkat edilirse “tasarruf” hem ekonominin hem de iktisat’ın müşterek mânâsı iken ikisinin de lügat karşılığı olmayan yeni bir kelime ve mânâ belirdi, “Hâkim” “Hâkim olmak”…

Hâkim: Galip. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hüküm eden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Mahkeme reisi.

Hakim: Hikmetle muttasıf olan ve mevcudatınız vakıf olan. Hikmet mütehassı. İş ve emirleri hikmetli ve yanlışsız olan. Tablo.

Hikemî: Hikmet ve düşünceye ait.

Hakimâne: Hükmederek, hakim olarak.

Hakim olmak deyince Mutlak Tasarruf sahibi olan Allah’ın bize indirdiği Kur’an-ı Kerim’de Haşr suresinin son ayetini hatırlıyoruz:

“O yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerdeki her şey O’nu teşbih eder. O mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”  (Haşr suresi, 24. Ayet)

 

Aylık Dergisi 159. Sayı

Kaynak: Editör:
Etiketler: İktisat-Ekonomi, -, Ali, Acar,
Yorumlar
Haber Yazılımı