Haber Detayı
09 Mart 2021 - Salı 15:29
 
Murat Akan: ABD’deki Ayrımcılık Devletin Köklerinde Var
Murat Akan ile ABD’deki hâdiseler üzerine bir mülâkat yaptık. Akan, “ABD’deki ayrımcılık devletin köklerinde var.” diyor.
Söyleşi Haberi
Murat Akan: ABD’deki Ayrımcılık Devletin Köklerinde Var

ABD’de uzun zamandır konuşulan bir şey vardı: Yükselen beyaz ırkçılığı. Bu çerçevede 6 Ocak’taki Kongre baskınını nasıl yorumluyorsunuz?

Amerika’daki vaziyet önce Joe Biden ve Donald Trump arasındaki seçim yarışı gibi gözükse de, durum esasında ulusalcı ve küreselciler arasındaki çatışmanın yansımasıydı. Yâni olay sadece seçim meselesi değildi. Trump, 2016’da iktidara geldiği zaman insanlar şaşırmıştı. Trump’ın iktidara gelişi sürprizdi. Trump’a seçimi kazandıranlar “kırsal” denilen kesimdi. Kongre baskınına gelirsek, bunu da hesaba katmadılar. Ne küreselci medya, ne de anketçiler böylesi bir şeyin yaşanacağını tahmin edemedi. Ülkedeki ayrımcılık 2016’dan itibaren daha da arttı; Amerika’yı seçimle gelenlerin değil, büyük şirketlerin yönettiğine inanan büyük bir kitle oluştu. Kimileri bunlara “Evanjelist” diyor, kimisi de “kırsal kesim insanı”… Sonuçta beyazlar arasında kutuplaşma var. Bu kutuplaşmayı ortadan kaldırmaya çalışanlar olduysa da, ayrışma daha da arttı. Kutuplaşmanın ulusalcı başını Trump çekiyordu. Küreselcilerin de başını Biden… Trump, bir işadamı mantığıyla ABD’yi yönetti. Gerçekten de seçim vaatlerini yerine getirdi, ülkeyi daha içe kapanık, küreselciliği kısıtlayan bir hâle getirdi. NATO’dan çıkmayı, Ortadoğu’dan ABD askerlerini çekmeyi, Birleşmiş Milletler’e yapılan yardımları kesmeyi isteyen bir çerçeve çizdi Trump. “Amerika, Amerika için vardır”, “Amerikalıların parası Amerika’da harcanmalıdır.” diyordu. Yâni, ABD’deki şirketlerin Çin ile çalışmasını istemiyordu. Sermayenin, küreselleşmesini istemiyordu. İşin ilginç tarafı, Trump ulusalcılığı savunurken Pentagon’dan iyi bir destek alamadı. Pentagon’da da küreselcilerin ciddi bir baskısı var. Aynı şeyi CIA için de söyleyebiliriz. ABD, ciddi mânâda küreselci bir devlet olduğu için, Trump’ın ikinci kez kazanmasını istemedi… Seçimlere hile karıştığı, özellikle posta yoluyla kullanılan oylarda büyük bir şaibe olduğu aşikardı. Trump bunu yargıya taşıdı, yargıdan geri döndü. Eyaletteki savcılarla görüşüldü, “Kanıtlar yetersiz.” denildi. Kimse de ciddiye almadı adamı. Hâl böyle olunca da, Trump kendisine destek veren insanlara işaret verip, toplanmalarını istedi. Aslında Kongre’yi bassınlar istemedi tabiî. Biden’ın başkanlığı yasal olarak onaylanacağı için, böyle bir yol izlemek istedi Trump. Bunu engellemek için sokağa çıkma çağrısında bulundu. İşte tam burada bence, Trump tuzağa düşürüldü. Özellikle yakın çevresi, seçimlerdeki şaibeleri olduğundan daha fazla abartarak, Trump’ı tabir yerindeyse bilediler. İnsanlar sokakları doldurunca da, Trump’ı yalnız bıraktı yakın çevresi. En başta yardımcısı Mike Pence… Biden tarafı, yâni küreselciler ise bunu fırsat olarak gördü, işin içerisine FBI ve CIA sızdı. Kongre baskınını iyi seyredenlerin de dikkatini çekmiştir, bazı güvenlik güçleri Trump destekçilerine engel olmak yerine, müsaade etti. Bariyerler resmen kaldırıldı, Kongre basıldı. Dolayısıyla burada Trump’a tuzak kurulduğunu düşünüyorum. Trump’ın azledilmesi Temsilciler Meclisi’nde kabul edildi. Öneri Senato’ya geldi. Küreselcilere karşı tehdit olan Trump’ı siyasetin dışına atmak istiyorlar.

Trump’ı dışarıya atsalar da, marjinal durumda olan beyaz üstünlükçü akımın genelleştiğini, toplumun bunu benimsediğini görüyoruz. Trump’ı dışarı atsalar da, bunu engelleyebilecekler mi?

Engelleyemeyecekler ki. Trump siyaset dışı kalsa bile, bu kutuplaşma çok derin. ABD hakikaten de bölünmüş hâlde.

ABD tarihinde Püritenler ile liberaller arasında bir ayrım var. Bu tarihin her döneminde kendini göstermiş. Yakın dönemde de şöyle bir kategorizasyon var: Geleneksel Katolikler, Ortodoks Yahudiler ve Evanjelik Protestanlar bir safta, liberal Protestanlar, Katolikler ve Yahudiler bir safta derler. Bu da günümüzdeki küreselci-ulusalcı ayrımına denk düşüyor.

Evet, bu ayrışma yeni bir şey değil. 18. yüzyılın sonlarında ABD’yi kuranlar aslında Püritenler. Protestanlığın bir kolu bunlar.

Washington ve arkadaşları ise mason.

Evet… Masonlar ABD’de etkilidir. 1700’lerden itibaren İngiltere’den göç ede Püritenler, kraliyetin kendilerine baskı yaptığını söyleyip ABD’ye göçtü. ABD’yi Yahudilerle beraber kuran kesimdir bunlar. Şu anda, ABD’deki ulusalcılar beyaz üstünlükçüler, yani WASP (White Anglosakson Protestan) zihniyeti başlıbaşına ırkçılığı temsil ediyor. Bunlar Evanjelizm’i savunan kesimdir. Bir de Siyonistler vardır. Trump’a kadar bu iki kesim aynı tarafı tutabiliyor, aynı amaç için çalışabiliyordu. Yahudiler ABD’deki tüm iktidarlarda ehemmiyetli yerlere gelerek, bir şeyler yapabiliyordu. Kim kazanırsa kazansın, çok da fark etmiyordu. Golan Tepeleri’ni İsrail’e Trump vermedi mi? Verdi... Kudüs’ün başkentini İsrail’in başkenti ilân etmedi mi? Etti… Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapmak, Trump’ın seçim vaatlerinden biriydi. Trump da sütten çıkmış ak kaşık değil, İslâm düşmanı, İsrail’i koruyan ırkçı bir kişi. Ayrım şurada: Trump her seçimde iktidarda kendisine yer bulan Yahudileri kısıtladı. Mesela, Obama dönemine bakalım. Adamın on bir danışmanının tamamı Yahudi kökenliydi. Trump döneminde danışmanı John Bolton vardı, biliyorsunuz. Mesela onu bile gönderdi. Neo-conlar Yahudi kökenlidir çoğunlukla, bunlar Trump döneminde içeri sızamadı. Trump döneminde Evanjelistler önplâna çıkınca, Yahudi lobisi Trump’a karşı çıktı. Trump bu yapıyı kırmak istedi, tepki de gördü tabiî. Siyonistler yüzde otuz kadar oy verse de, Trump’ın karşısında konumlandı. Yahudilerin yüzde yetmişi, Biden’dan taraf oldu. Diğer taraftan Pentagon da ikiye bölünmüş durumda. Trump’ı destekleyen ulusalcılar da az değil fakat küreselcilerin altındalar… CIA ve Pentagon Trump’ın karşısında yer aldı. ABD’de üç grup var diyebiliriz: Siyonist lobi grupları, Evanjelistler ve bir de küreselciler. Çıkarları aynı olan bir yerde birleşebiliyor… Trump zamanında bu üç grup birbiriyle ayrıştı. Bütün mesele bu. “ABD’yi kim yönetecek?”

Bu bölünme topluma da yansıyor. Konfederasyon bayrağıyla Kongre’ye dalan insanları gördük. Bu iç savaş döneminde kullanılan bayrak. İç savaş döneminde Kongre’nin altı kilometre yakınına kadar gelebilmişlerdi. Şimdi ise aynı bayrak Kongre’nin içerisinde dalgalandırıldı.

Evet… Bu ayrımcılık ABD’nin kökünde var. Kongre’yi basanlar için okumamış insanlar yahut aşırı sağcılar diyenler de var. Hâdise öyle bir şey değil… Göstericilerin içerisinde emekli albay, subay, polisler de vardı. Evet çiftçiler de vardı. Birtakım insanlar, ABD’nin yönetimindeki gerçeği tamamen görmeyi başardı. 1932-34’te böyle girişimler oldu. ABD’nin şirketler tarafından yönetildiğine dair Kongre’ye raporlar sunuldu. Senatörler, Temsilciler Meclisi’ne konuyu açtı. Bir şekilde, araştırıp bu mesele üzerinde duranlar kazaya kurban gitti, manipüle edildi. ABD’nin maskesinin olduğu ortaya çıktı. Bu da en çok Trump döneminde ifşa oldu. Trump ile açıkça savaşa girdiler, adam da bunu ifşa etti, bu kesime öncülük etti. Öyle ya da böyle… Şimdi de Trump’ı siyaset dışına iterek, sürecin üzerini örtmeyi deniyorlar. Mesela, seçimlerden hemen sonra Biden’ın kampanyasını yürütenlerden birisi şöyle söyledi: “Biz aşı firmalarıyla oturup, aşının yaygınlaştırılması konusunda anlaştık.” Yâni küreselciler oturup, açıktan pazarlık yapmışlar. Mesele, sadece seçimden ibaret değil, küreselleşmenin devam etmesi isteğidir. Küreselciler, Çin üzerinden yeni dünya düzeni kurmak istiyorlar. Ulusalcılar da buna karşı, zaten virüsün Çin’den çıktığını söyleyerek Trump da bunu dile getiriyordu. Bunu biraz sulandırdı mı, evet… Küreselciler bunu engellemeye çalıştı. Sermayenin büyük kısmı Çin’den taraf. Çin’deki sermayenin yüzde elli ikisi küreselcilere ait. Trump yerine Biden’i getirdiler. Biden da Çin’e karşı gözükmekle birlikte, sermayenin küreselleşmesi, ABD’nin eski gücüne kavuşması için bir politika seyredecek.

Son olarak eklemek istediğiniz herhangi bir husus var mı?

Küreselcilerle ulusalcıların savaşı... Temelde böyle bakmak lâzım. Şunu da söyleyelim: Trump, Biden’a göre Türkiye’ye daha olumlu bakan birisiydi. Ama “Biden gelip Türkiye’ye çökmeye çalışacak.” diye bir yanılgıya da düşmeye gerek yok. Elbette Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Donald Trump ile arasında bir “dostluk” vardı. Şimdi Biden ile daha değişik ilişkiler olacağa benziyor. Biden, tekrar ABD hegemonyasını devam ettirmek istese bile, Çin ile bir şekilde kapışacaktır. ABD’deki ulusalcı yapı küreselleşmeye karşı dedik, bunlar aynı zamanda hegemonyanın sürmesini istiyor. Pentagon ve CIA, Biden’ın üzerine baskı yaparak Çin ile olan mücadeleye zorlayacaktır.

 

Aylık Dergisi 197. Sayı

Kaynak: Editör:
Etiketler: Murat, Akan:, ABD’deki, Ayrımcılık, Devletin, Köklerinde, Var,
Yorumlar
Haber Yazılımı