Haber Detayı
04 Şubat 2021 - Perşembe 22:42
 
Nasip, Vakit ve Sevgi Üzerine - Hasan Hüseyin Akdağ
Çizgi üzerinde zaman ve kader. Birbirine perçinli. Nasip ve vakit gibi. Nasip, vaktin bir alt şubesidir. O vakit dolacak ve nasip gelecek. Her şey nasiptir.
Edebiyat Haberi
Nasip, Vakit ve Sevgi Üzerine - Hasan Hüseyin Akdağ

Nasip ve vakit iki örgü halinde birbirine perçinli. Çarklar döndükçe ölüme ayarlı saat kıvamında tevafuklar tezahür eder. Asıl mesele meşru daire içerisinde Allah'tan isteyebilmek. Gerisi zaten kaderin tecelliyatı...

 

Nasip midir kader çizgimizde yol haritamızı çizen yoksa kader midir yol üzerinde nasibimizi şekillendiren? Nasibi, Cenabı Allah çabaya ve gayrete bağlı kılmıştır. Peki gayret ve çaba ölçülerimiz ne? Ölçümüzü de şekillendirelim hemen; meşru daire içerisinde Allah'tan isteyebilmek... İstemek sırrı... Her şey burada saklı. İsteyebilmenin şartlarına ve aşkına sahip olmalıyız. Verdi ne âlâ, vermedi yine âlâ. Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun bir şiiri:

 

"Kader çizgisinde zaman

Zaman çizgisinde kader

Beklediğim bir haber

Ne nerede ne zaman?"

 

Çizgi üzerinde zaman ve kader. Birbirine perçinli. Nasip ve vakit gibi. Nasip, vaktin bir alt şubesidir. O vakit dolacak ve nasip gelecek. Her şey nasiptir. Yediğin yemek, giydiğin elbise, okuduğun kitap, arkadaşların, dostların, sevdiklerin... Sevgisiz ve anlayışsız hiçbir şey olmaz. Birbirimizi anlamalıyız önce. Alem-insan ilişkisini, insan-insan ilişkisini... Erkek, kadını ve kadın da erkeği anlamalı. Bu minvalde İBDA Mimarı şöyle der:

 

"Erkeğin kadına meyli, kendi nefsinden yaratılmış olması bakımından, kendi nefsine olan sevgisidir. Kadının erkeğe meyili ise, öz vatanına hasretten. Kadın, erkek için " Fatihlik " sembolüdür; iç yüzde kadın da onun gibi bir "Fatih"... "

 

İşte erkek ve kadının birbirinde anlamı, anlamlandırılması...

 

Erkek ve kadın birbirini tamamlar. Arapçada kelimeler üçe ayrılır. Tekil, tesniye ve cemii. Arapça nas, insan demek. Ve arapça insan ise iki insan demek. İnsan derken Cenabı Allah erkek ve kadını beraber zikrediyor aslında.

 

Erkekte de, kadında da aşk olmalı tabiî... Aşk birbirine bağlayan köprüdür. Seni sevdiğine bağlar. "Neyi seversen, o olursun. Sevgi simyadır. Asla yanlış şeyi sevme çünkü seni dönüştürecektir. Hiç bir şey sevgi kadar dönüştürücü değildir. Seni daha yükseklere, doruklara çıkarabilecek bir şeyi sev. Senin ötende bir şeyi sev." Osho birçok şeyi açıklamış aslında bu sözlerle.

 

Biz mi değiştik yoksa kavramlar mı? Mütefekkirin dilinden;

 

"Ağlamak... o da ne?

gözler mi değişti?

değişen biz miyiz sözler mi değişti?

taş erirmiş derler mişli zamanda

aşk uçtu, söz kaldı, dünya değişti!"

Anlayacak kalpler nerede?

 

Aşkın da, nasibin de temelinde dua var. Duan kadar kulsun. Mağarada mahsur kalan üç adamın hikayesi malum. Mağarada üç kişi mahsur kalır ve duaları sayesinde kurtulur. Mağarada mahsur kalan üç kişinin mağaranın önündeki kayayı kaldırması için duaları vardı. Allah'ın razı olduğu amelleri vardı. Peki ya bizlerin dünya mağarasından kurtulmak için duamıza katacağımız amelimiz var mı? Allah'ın bizden razı olduğu tek bir amelimiz var mı?

 

Amel, iman sonraki en büyük hakikat...

 

Amelde de aşk, imanda da aşk, her şeyde aşk... Anlayabilene...

 

Aşkda hisleri ve kelimeleri doğru telaffuz edebilmek en mühim dava. "Hislerimi anlatmakta ne kadar zorluk çekiyorum, kelimeler ne kadar yetersiz ve aynı kelimelerle aynı dilden konuşamamak ne kadar ıstırap verici, bir bilsen!..." diyor Mirzabeyoğlu.

 

Nasip ve vakit mevzusundan sonra sevgiye değinelim biraz.

 

İnsanoğlunun varoluş sebebi bana göre sevgidir. Sevgi olmadan hiçbir şey olmaz. Bir mucit, icat ettiği şeyin, icat etme dönemindeki sıkıntılı ve zorlu süreci sevmezse başarılı olabilir mi? Yoksul veya dara düşmüş birine yardım ederken "paylaşmayı sevmeyen" biri yardım edebilir mi? Kalbinde Allah ve Resulü'nün sevgisini bulundurmayan biri cihad edebilir mi? Bu örnekler çoğaldıkça çoğalabilir. Mesela sevgi nedir? Sevgi içgüdü müdür yoksa bir görev midir veya bir sanat mıdır? Sanat kendini müşahhas olgular üzerinde gösterir ve temeli bilgiye dayanır. Sevmek eğer sanatsa sevmek bir bilgidir.

 

Sevgi her dönem farklı manalarla ifade edilmiştir. Sevginin sonucu da mutluluktur. Sevgi sebepse, mutluluk da sonuçtur. Dünyanın kıtlık yaşadığı dönemlerde mutluluk bir parça kuru ekmekti. Tok yattığı her gün mutluydu insanlar. Peki ya şimdi? Çağdaş ve modern insan neyle mutlu oluyor? Bir parça ekmekle mi? Yoksa lüks arabalara, son model telefonlara, güzel bir kadınla veya yakışıklı bir erkekle beraber olmakla mı, şan ve şöhrete sahip olmakla mı mutlu oluyor? Bu sorunun cevabı gayet belli. Kapitalist sistemin dayatmasıyla sevgi anlayışımız da değişti. Yaratıcıya olan güven ve sevgi kalmadı. Sevgi artık cinsellik, zenginlik ve güzellik ifade eder oldu. Başka birisi, kendisi için kullanışlı bir nesne gibiyse onu seviyor veya aşık oluyor. Diğer sahalarda başarısız olduğumuz gibi sevgi konusunda da başarısızız. Sevgi sanatında başarılı olmak için hem teoriden hem de pratikten tam not ile geçmeliyiz. Sevginin teorisi bilgi olarak daha çok şey bilmek. Bilmeyen insan sevemez. Okumayan insan sevemez. Düşünmeyen insan sevemez. Kaya parçasından ibarettir. Bilip, düşünen, okuyan ve araştıran kişi daha çok sever. Pratikte başarılı olmak için sevdiği şey, ondan daha mühim bir şey olmamalı. Sevgisiyle onu alt tabakalardan alıp en üst, tek kişilik tabakaya çıkarmalı. Sevdiği şey insan olabilir, hayatını adadığı davası olabilir. Sevgi insanı her an tehlikeye atabilir...

 

Sevgi en büyük fabrikadır. Daima kendisinden meydana gelen sevgiyi üretir. Sevgi aynı zamanda güçtür. Sevginizden yeni sevgiler doğmuyorsa o sevgi değildir. Tutku veya hevestir. Sevgi anında güçlü değilseniz yine o sevgi, gerçek sevgi değildir.

 

E. Fromm sevgi için dört temel unsur sayar. "İlgi, sorumluluk, saygı ve bilgi" Bu dört unsur olmadan sevginin hiçbir çeşidi ayakta kalamaz ve bir gün yıkılır.

 

İBDA Mimarı Mütefekkir Mirzabeyoğlu; "Her şey bir hiçbir hayal... Eğer bunlar hayalse, eğer eşya hayalse, sen de bir hayalsin demektir; sonunda bunların hepsi seninle aynı yapıdadırlar... Her şeyi sevmek, canlı cansız her şeyi sevmek; onları bu kadar sevimli, bu kadar saygıdeğer yapan da bu değil mi zaten? Ben kendi payıma onları bu yüzden seviyorum... Bana öyle geliyor ki, dünyada en önemli şey sevgidir. Büyük mütefekkirler için dünyayı incelemek, açıklamak, inkâr etmek önemli olabilir... Ama ben sadece sevmenin önemli olduğuna inanıyorum..."

 

Sevginin kaynakları çeşitli sebepler olabilir. Freud sevginin kaynağını cinsellik olarak açıklarken Fromm kaynaklarından bir tanesinin bilgi olduğunu söyler. Bizim içinse sevginin kaynağı Allah'tır. Allah'ın rızası değil sevgi kaynağımız, direkt Allah'ın kendisi. Başka türlü sevgi de Allah'a olan inancımızı göstermek için menfaatimiz olur. "O değil O'ndan" hakikati nispetince...

 

Sevginin çeşitleri vardır. Anne sevgisi, baba sevgisi, kardeş sevgisi, karşı cinste oluşan sevgi ve Allah sevgisi. Hepsinin metodları ve sebepleri farklıdır. Sevmenin kökünde, kendini sevdiği şeyle “bir”leştirme isteği bulunur. İki kişi ama tek bir. Bir olabilmenin şartı iki birin bir araya gelmesi.

 

Gerçek sevgi ile sahte sevgi arasındaki fark ise samimiyet. Samimiyetin sahtesi olmaz…

 

Alık Dergisi 196. Sayı

Kaynak: Editör:
Etiketler: Nasip,, Vakit, ve, Sevgi, Üzerine, -, Hasan, Hüseyin, Akdağ,
Yorumlar
Haber Yazılımı