Haber Detayı
27 Mayıs 2019 - Pazartesi 09:27
 
Osmanlı İmparatorluğu’nda Misyonerlik
Tarih Haberi
Osmanlı İmparatorluğu’nda Misyonerlik

Türkiye Bilimler Akademisi bünyesinde aylık olarak düzenlenen programlarda, çeşitli alanlarda akademik çalışmalar paylaşılmaya devam ediyor. Geçtiğimiz ay düzenlenen programda ise İstanbul Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Dr. Mehmet Ali Doğan, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Yabancı Okullar” üzerine konuştu.

 

İstanbul’un Fatih ilçesindeki Süleymaniye Külliyesi’ne ait “4. Medrese”de konuşma yapan Dr. Mehmet Ali Doğan’ın ilgi alanını, American Board of Commissioners for Foreign Missions (ABCFM ya da kısa adıyla Amerikan Bord) adlı misyoner teşkilatının XIX. yüzyıl Osmanlı coğrafyasındaki faaliyetleri oluşturuyor.

 

Misyonerlik Nedir?

 

Dr. Doğan, Osmanlı’da ilk yabancı okulun, 1869 yılında Maarif-i Umumiye Nizamnamesi çerçevesinde düzenlenen kanunlarla izne tabi olduğunu belirtti. Sözkonusu kanunlardan 129. Maddesi şöyle; “Özel okulların bazı yerlerde cemaatler tarafından veya Osmanlı tebasından veya ecnebi teb’adan olan şahısların ücretli veya ücretsiz olarak tesis edilen mektepler...”

 

Osmanlı topraklarında iki tür okuldan bahseden kanunun kastettiği ilk okulların, Osmanlı topraklarında yaşayan azınlıklardan Ermeni, Rum ve Yahudiler için kurulan okullar olduğunu ifade eden Dr. Doğan, bir başka özel okul imkânının ise, “Teb’ay-ı Ecnebî” adı altında Osmanlı dışından gelen Avrupa ve Amerika’dan gelen yabancılar için tanındığını söyledi. Dr. Doğan, misyonerliğin tanımını ve kimliğini şöyle anlattı;

 

“Söz konusu okulların büyük çoğunluğu misyoner örgütleri tarafından açılan okullar. Misyonerlik, özellikle Hristiyanlık dininin mensupları tarafından yapılan sistematik faaliyetler olarak tanımlanabilir. Osmanlı topraklarına, üç Hristiyan mezhep olan Katolik, Protestan ve Ortodokslardan misyonerler gelmiştir. İlk yaptıkları işler okul açmak oldu. Çünkü insanlara ulaşmak için bu şarttı. Katolik olarak İtalya, Fransa, İspanya, Avusturya-Macaristan’dan gelen gruplar, Ortodoks olarak Ruslar, Protestan olarak ABD, Almanya, İngiltere’den gelenler tarafından kuruluyor.”

 

Nasıl Teşkilatlandı?

 

Misyonerliğin, Vatikan Kilisesi’nin 1622 yılında kurduğu ‘Propaganda Fide’ adlı teşkilatın kuruluşuyla birlikte Katolik misyonerlerinin bir çatı altında teşkilatlandığını ifade eden Dr. Doğan, ‘PF’nin kuruluşuyla birlikte misyoner sayısında artış görüldüğünü, 1800’lü yıllara gelindiğinde ise, Osmanlı okulları seviyesinde olmayan bu yabancı okulların, 1800’lerden sonra Protestan ve Katolik Hristiyanlar arasında yarış halinde kalite artışı gösterdiğini belirtti. Notre Dam De Sion, St. Michel Koleji gibi...

 

Katolik misyonerler arasında da farklı örgütlenmelere gidildiğini söyleyen Dr. Doğan, başta en büyük örgütleri Cizvitler olmak üzere bu örgütleri Agustinyenler, Karmelitler, Fransiskenler, Dominikenler şeklinde sıraladı. “Osmanlı topraklarında görülen en büyük Hristiyan grup olan Cizvitler’in ardından diğer Katolik gruplar 1500’lü yıllardan itibaren Osmanlı topraklarına gelirken, daha sonra Protestan Hristiyanlar gelmeye başladı.” Diyen Dr. Doğan, Amerikan Protestan misyonerleri hakkında dikkat çekici bilgiler paylaştı.

 

Hangi Yerlerde Faaliyet Yaptılar?

 

Osmanlı coğrafyasında Amerikan Bord teşkilatına bağlı Presbiteryenlerin Arap bölgelerinde, Mormonların Sivas ve Antep’te, Methodistlerin Bulgaristan’da, Qakerların Ramallah’ta, Gospel Union’un ise Kansas merkezli olmak üzere Fas’ta faaliyette bulunduğuna dikkat çeken Dr. Doğan sözkonusu teşkilatlarla ilgili şu ayrıntıları paylaştı;

 

“Genellikle Ortodoks nüfusu Katolik yapmak amacıyla kurulan teşkilatlar yanında, Protestanların da Ortodoksları Protestanlaştırmak için okul ve hastane açarak faaliyetlerini sürdürdükleri görülüyor. Tabi bu gelişmeye Rus ortodoksluğu hemen tepki veriyor; onlar da hastane ve okul açmaya başlıyor. Rusya ve dönemin Batılı devletlerin “şark sorunu” olarak adlandırdığı siyasi konjonktür de, Avrupalı devletlerin Osmanlı topraklarında etki sahasını genişletme çabalarına fırsat tanıyor. Amerikan Protestanları Kayseri’de hastane, Van’da misyoner istasyonu, Mısır’da yetimhane açarken, İngiliz Protestanları Ramallah’da okul, Alman Protestanları Kudüs’te, İskoç Protestanları Beyrut’ta kız ve erkek kolejleri açıyor. Rus Ortodoksları ise Filistin’de okul açıyor. Katolik Hristiyanlardan İtalyan Katolikleri Antalya’da, Fransız Katolikleri İzmir’de ve İstanbul’da, Avusturya Katolikleri Edirne’de ana okulu ve ilkokul başta olmak üzere her seviyede okullar açıyorlar. Dünya üzerinde, nerede kurulursa kurulsun Osmanlı İmparatorluğu’na gelip misyoner faaliyette bulunulmuştur. Çünkü Osmanlı topraklarında her üç dinin kutsal kabul ettiği, başta Kudüs olmak üzere merkezler var.”

 

American Board Of Commissioners For Foreign Missions (American Bord) Teşkilatı

 

Osmanlı’da, Katoliklerin “millet” statüsünde II. Mahmut döneminde, Protestanların ise 1850’de tanındığını kaydeden Dr. Doğan, 1810’da ABD’de kurulan American Bord misyonerlerinin Osmanlı topraklarında ilk olarak 1820’de görüldüğüne işaret etti. Dr. Doğan, bu misyonerlerin faaliyetlerinin başlangıç ve gelişimini ise şöyle anlattı;

 

“Palestain Mission ismiyle Kudüs’e, Pliny Fisk, Levi Parsons adlı iki misyoner yolluyorlar. İlk olarak İzmir’e geliyorlar. İzmir, Ortodoks Rum vatandaşların kalabalık yaşadığı bir il olduğundan hemen Rumca öğrenmeye başlıyorlar. Verilen talimat şöyle; ‘Gidin Doğu toplulukları arasında çalışın.’ Nerede okul, hastane benzeri kurum varsa hemen ülkelerine rapor verilmesi isteniyor. Bu misyonerlerden biri üç diğeri beş yıl sonra ölüyor. Yeni yollanan misyoner Jonas King, İskenderiye’de daha rahat gezmek için dil öğreniyor. Rumlar arasında Rumca öğreniyor. İstanbul’a da ilk gelen Amerikan misyoneridir. İlk American Bord İlkokulu Beyrut’ta, 1824’te açılıyor. Sadece İran ve Arap coğrafyasına bakan Presbiteryen Bord ise 1870’te buradan ayrılıyor. Üç hedefleri vardı. Birincisi, Müslümanların, Yahudilerin ve Doğu Hristiyanlarının arasında çalışmak. İlk iki topluluğu Hristiyan yapmak çok zor olduğundan doğudaki Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Kıptiler, Maruniler üzerinde yoğunlaşıyorlar. Ne Protestan, ne de Katolikler birbirlerini gerçek Hristiyan kabul etmediğinden, birbirleri için ‘Nominal Christian-Sözde Hristiyan’ olarak niteliyorlar. Faaliyetleri sırasında öğrenciye, öğrencinin ailesine, arkadaşlarına ve mahallesine zincirleme olarak ulaşıyorlar. Amerikan misyonerleri İngiliz büyükelçilerinden çok büyük yardım alıyorlar.”

 

Harward Üniversitesi arşivleri incelemesinde karşılaştığı Amerikan Bord ve Presbiteryen Bord ile ilgili 1914 tarihli yıllık rapora da dikkat çeken Dr. Doğan, raporda adı geçen yabancı kolejlerin kuruluş tarihi, bulundukları iller ve faaliyetleri hakkında şu bilgileri verdi;

 

“American College For Girls, İstanbul-1871

 

Central Turkey College- Antep-1876

 

Euphrates College, Harput-1878

 

Central Turkeys Girls College, Maraş-1886

 

İnternational College, İzmir-1898

 

473 İlkokul, 54 Ortaokul, 4 İlahiyat Okulu, 11 Kolej. Toplam Öğrenci Sayısı: 32. 252

 

 

1914’te I. Dünya Savaşı patlak verdiğinde bu okullar ya kapatılıyor veya perdeleniyor ancak savaştan sonra tekrar açılıyor. Mesela Bursa’da bulunan birkaç Müslüman Türk kızı Hristiyan olunca gelen tepkiler üzerine kapatılıyor, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile sadece eğitim kuruluşu olarak devam ediyorlar.

 

Misyonerlikle ilgili düzenledikleri bir haritada, kırmızı noktalı yerleri Misyon İstasyonu olarak belirlemişler. İstanbul, Adapazarı, İzmir, Kayseri, Sivas, Trabzon... Destek İstasyonları ise Ankara, Kastamonu, Burdur’da görülüyor. Misyon istasyonlarında kesin olarak Amerikan Okulu bulunur. İstanbul, Beyrut, İzmir gibi yerlerde matbaalı istasyonlar da var. Özellikle Rumların sıkı direnç göstermesinden dolayı daha çok Ermenileri hedef alıyorlar. Bu okullar Arnavutluk’tan Yemen’e, İran’dan Fas sınırına kadar faaliyetlerini ilerletiyor. Bunlardan ilk akla gelen örnek 1800’lü yılların sonlarında Amasya’nın Merzifon ilçesinde kurulan Amerikan Girl College (Amerikan Kız Koleji)’dir. öğrencileri genellikle Ermeni ve Rum. Merzifon’daki okulda sulama ile ilgili işçilik verirken, Mardin’deki okulda taş işçiliğiyle ilgili dersler veriliyor. Açtıkları bölgeye göre eğitim sisteminde adaptasyona girişiyorlar.

 

Bir Uç Örnek: Eliah Rigss

 

Doktora tezini Eliah Rigss üzerine yazan M. Ali Doğan, “uç örnek” olarak verdiği bu misyonerin Katolik ve Amerikalılar arasında “misyonerlerin şampiyonu” olarak gösterildiğine dikkat çekti. Dr. Doğan, Rigss hakkında şu verileri paylaştı;

 

“1810 doğumlu. 1832’de İstanbul’a ilk geldiğinde iki kişi olarak geliyor. Balkanlar, Atina, İzmir, İstanbul, Antep’i dolaşıyor. Aktif misyonerliği 69 yıl süren Rigss, 1901’de ölüyor. Osmanlı’ya 1832’de geldiğinde evli olan Rigss’in, henüz 22 yaşına gelmeden ABD’de yazdığı Keldanî Grameri üzerine kitabı bulunmaktadır. Eski Rumca, Latince, İngilizce, Fransızca, Almanca biraz da Arapça dahil toplam 20 dil biliyor. Bildiği tüm dillere İncil’in çevrilmesi amacıyla kurulan komisyonlarda yer alıyor. Ermeniler arasında Ermenice, Bulgarlar arasında Bulgarca, Türklerin arasında faaliyet yaptığında ise Türkçe öğreniyor. Misyoner kiliselerinde ders ve vaazlar veriyor. Osmanlı’da 67 yıl misyonerlik yaptıktan sonra 91 yaşında ölüyor. Sadece bir kez ABD’ye dönüyor. Döndüğü zaman ona, ‘burada kal, sana profesörlük verelim’ diyorlar ancak o ‘ölmek için’ bu topraklara tekrar geliyor. Feriköy Protestan Mezarlığı’na gömülüdür. Mezar taşında 5 dilde yazılı metin var. Rigss ve örgütü, hayattayken, döneminin insan ve toplumu, yaşadığı hadiseleri hakkında insanın aklına gelebilecek her şeyi ama her şeyi yazmışlar. Yerleşecekleri yerde açmayı düşündükleri istasyona hazırlık aşamasında bölgede hangi din, hangi etnik grup, hangi toplum, dini, dili, kültürü, ilişkileri, alışverişlerine, gelenek ve göreneklerine yemeklerine kadar kaydediyorlar. Bir örnek vermek gerekirse; Wilhelm Guddel diye bir misyoner Beyrut’a geliyor. 1 buçuk yıl boyunca hava durumunu yazarken, rüzgar nereden esiyor, havadaki nem oranı kaç her şeyi yazıyor. Sırasıyla Malta’da, İzmir’de, İstanbul’da ve Beyrut’ta matbaa kurup okul kitabı ve her dilden İncil basıyorlar. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde, Orta Anadolu’da, Türklerle haşır neşir olduklarından dolayı Türkçe konuşup Ermeni alfabesi okuyan Ermeniler için Ermeni alfabesiyle Türkçe İncil basıyorlar. Karaman’daki Rumlar için Rum harfli Türkçe İncil basıyorlar. Doğu Anadolu’da Kürtlerin arasında yaşayan Ermeniler Kürtçe öğrendiği için Ermeni harfli Kürtçe İncil (1872) basıyorlar. Kurdukları hastanelerde, ellerindeki İncil, hastalarla birlikte okuyup ilahî söylüyorlar. Mesela, Merzifon’da kurdukları okulu oldukça geniş bir arazide kuruyorlar. Arazinin kalan kısmında zamanla artan öğrenciler için ek binalar, laboratuvarlar, eğitim alanları açıyorlar. Her zaman Vatikan’dan gelen parayla çarkın dönemeyeceğini bildiklerinden, Hristiyan yapılan insanlara okulların masraflarını ödetiyorlar. 1914’te, toplam nüfusu 18 milyon olan Osmanlı nüfusunda Protestan sayısı 65 bin, Katolik sayısı 250 bin... Özellikle Protestanlar ilk yüz yıllarını doldurmadan bu rakama ulaşıyor. Bu başarının sebebi de misyoner okullarıdır. Buna karşılık Balkanlarda Sırp, Rum, Bulgarlar birbirlerinden ayrıştıkça Ortodoks nüfus da azalıyor. Mesela Mormonlar, ABD’de yeni ortaya çıkmış bir Hristiyan mezhebi olmasına rağmen dünyanın her tarafına misyoner yolluyor. Bugün de ABD’de en fazla yayılan kol olan Mormonlar’ın ardından Müslümanlığın yayılmakta olduğunu görüyoruz. Mormonlar, mesela Sivas’ın Zara ilçesinden gelen bir Ermeni’yi İstanbul’da Mormon yapıyorlar. Sonra orada tutunamayınca Sivas’ın Zara ilçesine gidip orada Mormon Kilisesi ve Okulu inşa ediyorlar. Sene 1888’de Mormonluk henüz yeni doğmuş fakat Sivas’ta 100 kişi oluyorlar.”

 

İngiliz Misyonerler

 

Dr. Doğan, İngiliz Protestan misyonerleri hakkında ise şu bilgileri paylaştı;

 

İngiliz misyonerler Amerikalılardan daha önce misyonerliğe başladılar. En az on yıl önce başladıklarından, Amerikalılar İngilizlerin izini takip ediyor. Kiliselerinin kuruluş tarihi şöyle;

 

Church Missionary Society-1779

 

London Missionary Sociey-1795

 

British and Foreign Bible Society-1804

 

London Society for Promoting Christianity amongst the Jews-1809

 

Kolejlerde verilen İncil derslerinde kullanılan diller başka dillerde de ders olarak verildi. Bu dersler arasında Tarih, Jeoloji, Psikoloji, Felsefe, Mantık, Hukuk, Biyoloji yanında, 1900’lü yılların başında Konya’da Uluslararası Hukuk dersi veriliyor. Aynı yıllarda Konya’da, müfredatlarla ilgili bir metinde Politik Ekonomi dersi verildiğini gördüğümde şok olmuştum. Bu tür eğitimlerin verilmeye başlandığı 1900’lerden sonra devlet makamları bu kolejleri kapatamaz hale geldi. Osmanlı, kendi teb’asını bu kalitede eğitim veren yerlerden etkilenmemesi için 1800’lü yılların ortalarından itibaren, özellikle II. Abdülhamid döneminde kaliteli eğitim veren okullar kurmaya başlamıştır. II. Abdulhamid, bu anlamda çok büyük eğitim seferberliği başlatan devlet adamıdır.”

 

Haber: Cumali Dalkılıç

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Osmanlı, İmparatorluğu’nda, Misyonerlik,
Yorumlar
Haber Yazılımı