Haber Detayı
13 Mayıs 2018 - Pazar 12:50
 
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol: Zeytin Dalı Ortadoğu Tarihini Değiştirdi
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol: Türkiye Zeytin Dalı Harekâtı’yla birlikte, sadece kendisine yönelik tehdidi bertaraf etmekle kalmamış, ortaya koyduğu güç ve caydırıcılıkla tekrar bölgesindeki önemli bir aktör olduğunu ispatlamıştır. Ortadoğu’da tarihin seyri değişiyor.
Söyleşiler Haberi
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol: Zeytin Dalı Ortadoğu Tarihini Değiştirdi

Türkiye Zeytin Dalı Harekâtı’nı her şeye rağmen başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. Siz bu hususta neler söylemek istersiniz?

 

Türkiye’yi Afrin operasyonuna mecbur eden şartlara bakıldığında, en başta terör koridorunu görürüz. Bu terör koridoru üzerine inşa edilmek istenen bir devletten söz ediyoruz. Dolayısıyla Türkiye Afrin’de sadece güneyindeki terör örgütüne karşı değil, ABD’nin deyimiyle “Büyük Orta Doğu Projesi”ne müsaade etmedi. Türkiye yeri geldi ABD’yi karşısına aldı, yeri geldi çatışma çıkacak noktalara gelindi. Türkiye kararlı bir şekilde, operasyonu yürüttü. Operasyon kapsamında terör üzerinden bölgede inşa edilmek istenen bir terör devletine ve bunun arkasındaki güçlere müdahale söz konusu.

 

“Sancak Düştüğü Yerden Kalkacak”

 

Afrin harekâtıyla birlikte Sykes-Picot haritasına son vermiştir. Sykes-Picot süreci bitmiştir, Misak-ı Millî süreci başlamıştır! Dolayısıyla Sykes-Picot ile tarihe gömdükleri Osmanlı’nın torunları, bugün bizim “terör koridoru” diye isimlendirdiğimiz Büyük Ortadoğu Projesi’ne karşı tepki koymuştur.. Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de düşen sancak, tekrar ayağa kalkmıştır! İslâm dünyası, güçlü Türkiye’nin sancağı etrafında daha da kenetlenecektir. Türkiye Zeytin Dalı Harekâtı’yla birlikte, sadece kendisine yönelik tehdidi bertaraf etmekle kalmamış, ortaya koyduğu güç ve caydırıcılıkla tekrar bölgesindeki önemli bir aktör olduğunu ispatlamıştır. Ortadoğu’da tarihin seyri değişiyor. 

 

“Sykes-Picot bitti” dediniz. Türkiye I. Dünya Harbi sonrasında gerileme-daralma yaşadı. Üzerine bir ‘ulus devlet’ gömleği giydi. Eğer bu süreç bittiyse, söz konusu üniter devlet yapısı Türkiye’ye dar gelmez mi?

 

Suriye ve bölgede çizilen sınırlar, Sykes-Picot Anlaşması’nın bizim coğrafyamızda dayattığı bir şeydir. Türkiye’de gerçek mânâda bir zihniyet değişimi olmadan bu sınırlar aşılamaz. Kadrolarda değişiklikler yapılmalı, Türkiye devletinin zihniyetinde değişiklik olmalı; kurumsallaşma yaşanmalı. Ancak tekrar etmekte fayda var; Sykes-Picot darbe almıştır, bitmiştir! Türkiye, Kut’ül Amare’den Çanakkale zaferinden ve Millî Mücadele’den bu yana ortaya koyduğu duruşa, Afrin’de noktayı koymuştur! Yani Türkiye’nin Sykes-Picot’a vurduğu darbe, Kut’ül Amare’den, Millî Mücadele’den bu yana devam ediyordu. O zamandan şimdiye kadar verilen mücadele, artık Ortadoğu çapında genişlemiştir, gelişmiştir. Afrin zaferinin 18 Mart’a denk gelmesi, bir tesadüf değil. Türk milleti 18 Mart’ta Çanakkale’de emperyalistlerin oyununu nasıl bozduysa, 18 Mart 2018 Afrin zaferiyle de öyle bozdu.

 

“Türkiye Menbiç’i Pazarlık Mevzuu Etmez”

 

Afrin’den sonra Menbiç operasyonundan bahsediliyor. Türkiye Menbiç’e girerse ABD ne yapacak?

 

Türkiye Menbiç’e girecek. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Menbiç, Fırat Kalkanı alanı” dedi. Dolayısıyla ilk etapta Fırat’ın batısı, sonrasında doğusu gündeme gelecek. Yani Menbiç ve İdlib Fırat Kalkanı operasyonu kapsamında. Buralarda güvenli bölgelerin oluşturulması esas nokta. Sonrasında Fırat’ın doğusu daha da kolaylaşacaktır. Amerika’nın burada iki seçeneği var, ya savaşacak yahut Türkiye’nin dediğini yapacak. Yoksa Türkiye ile uzlaşamaz. ABD her ne kadar savaş kabinesi oluşturmaya çalışsa da, bu kabinenin yapacağı en aptalca iş Türkiye ile savaşmak olacaktır. Bunu göze alamayacaklarını belli ediyorlar. ABD, İngiliz Ortadoğu’suna rağmen Amerikancı Ortadoğu kuramayacağını, burada Türkiye’nin kolay göz yummayacağını gördü. Şu anda Türkiye ile bir mutabakat arayışına girmiş vaziyette ABD. Menbiç mevzuunda da haksız durumdalar. Hatırlarsınız ki, DAİŞ temizlendikten sonra PYD’nin o bölgeyi boşaltacağı söyleniyordu, ama boşaltmadılar. Amerika “Fırat’ın doğusuna karşılık Menbiç’i al” diyecek Türkiye’ye. Bunu bir pazarlık hâline getirmeye çalışıyorlar, ama yanlış bir politika. Türkiye Menbiç’i pazarlık mevzuu etmez, Fırat’ın doğusunu da bu bağlamda pazarlık konusu yapmayacaktır.

 

Türkiye geri adım atarsa, sizce neler olur?

 

Türkiye’nin kararlılığını sorgulanmaya başlarlar, kara propaganda yürütürler. TSK, El Bab, Cerablus ve Afrin’de irade ortaya koydu. Şu ana kadarki süren durum bu kararlılığın devam edeceğini gösteriyor.

 

“İngiltere Ortadoğu’da Varolmak İstiyorsa...”

 

“İngiliz Ortadoğu’su” dediniz. Onların Ortadoğu’daki plânı nedir?

 

Sykes-Picot’u güncelleyemezler. İngiltere Ortadoğu’da var olmak istiyorsa, kendi politikalarını dayatmaları yanlış olur. İngilizler Ortadoğu’da Türkiye’nin mevcut politikalarını göz önünde bulundurarak, işbirliği yapmalıdır.

 

Şu anda da işbirliği yapma gayretindeler.

 

Evet, Türkiye’yi kazanmaya yönelik birtakım adımlar atıyorlar. Savaş uçakları için bazı işbirlikleri var, ayrıca diplomatik olarak da bir şeyler yapma gayretindeler. İngiltere şirinlik yaparak, çok kutuplu bir dünyayı kabul ettiğini gösteriyor. Unutulmamalı ki, Türkiye yeni dünya düzeninde ayrı bir kutup olarak yer almak istiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “dünya beşten büyüktür” ifadesi bu bağlamda Türkiye’nin çıkışını gösteriyor.

 

“Türkiye neyine güveniyor da ABD’yi karşısına alıyor” diyorlar. Siz bu soruya nasıl cevap vermek istersiniz?

 

Uluslararası sistemde çiviler yerinden çıkmış vaziyette. Uluslararası sistemdeki çarpıklık-bozukluk Türkiye’ye şans tanıyor. Batı başta olmak üzere, diğer bölge devletlerinin yanlış politikaları Türkiye’yi istenilen-beklenilen bir devlet hâline dönüştürmüş vaziyette. Dolayısıyla Türkiye hem bölgesinin hem de Türk İslâm dünyasının taleplerine cevap verme durumuyla karşı karşıya. Türkiye’nin paylaşılamayan bir aktör olarak ortaya çıkması, konjonktür olarak bir fırsat doğuruyor. Türk milleti kendi gücüne inanıyor. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan da milletinden aldığı destekle, tam mânâsıyla millî bir politika üretiyor.

 

“Türkiye’nin Manevî Gücü Nükleerden Daha Kuvvetli”

 

“Güç” uluslararası ilişkilerin en çok tartışılan mefhumu ve siz milletten güç aldığını söylüyorsunuz.

 

Evet. Türkiye’nin nükleer gücü yok; ama ondan daha kuvvetli manevî bir gücü var! Türkiye kendi coğrafyasında psikolojik bir etkiye sahiptir. Dolayısıyla Türkiye’nin coğrafyasındaki manevî gücü, birçok maddî gücün önüne geçiyor. ABD ve diğer güçler milyar dolarlar harcıyorlar. Uluslararası ilişkiler literatürüne birçok kavram katarak kendi amellerini gerçekleştirmek istiyorlar, Türkiye’nin manevî gücünü kırmak istiyorlar. Batı devletleri maddiyat ile Türkiye’nin manevî gücüne sahip olmak istiyor, yapamıyorlar... Şunu ifade edelim ki, Türkiye sadece manevî değil, öte yandan TSK’nın kararlı duruşu ve sahadaki gücüyle manevî gücünü maddî güçle de destekliyor. Millî savunma sanayiimiz her geçen gün gelişerek manevî gücümüzü artırıyor. Düne kadar maddî ve manevî güç unsurları arasındaki dengesizlikler mevcuttu. Maddî gücümüz arttıkça, Türkiye’nin gerçek gücü tüm dünyada kabul ediliyor.

 

Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.

 

Ben de teşekkür ederim.

Kaynak: Editör:
Etiketler: Prof., Dr., Mehmet, Seyfettin, Erol:, Zeytin, Dalı, Ortadoğu, Tarihini, Değiştirdi,
Yorumlar
Haber Yazılımı