Haber Detayı
01 Şubat 2020 - Cumartesi 11:04
 
Sahaf Muhammed Sazak ile Sahaflık ve Kitaplar Üzerine
Kitap okumak tek taraflı olmaz. Sizin hem Batı Klasiklerine, hem Doğu Klasiklerine hâkim olmanız lâzım; fakat en başta temel İslâmî eserleri okumalısınız. Öncelikle kendinizi, kendi toplumunuzu, kendi değerlerinizi, kendi medeniyetinizi tanımalı, yerinizi ve yönünüzü belirlemelisiniz.
Söyleşi Haberi
Sahaf Muhammed Sazak ile Sahaflık ve Kitaplar Üzerine

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

 

Ben Muhammed Sazak. Bitlisliyim. 13 yıldır İstanbul’dayım ve 12 senedir de sahaflık yapıyorum. 

 

Sahaflığın geçmişinden ve bugününden bahsedebilir misiniz?

 

“Sahaf” kelimesi, “suhuf”tan gelir. Eski eser, eski kitap, eski parça, eski sayfa anlamındadır. Şu an Beyazıt’ta bulunan Sahaflar Çarşısı yüzyıllardır var. Buradaki bütün sahafların kendisini dinlediği ve tüm sahafların piri konumunda olan bir üstadları vardı. Her meslek kuruluşunun bir önderinin, bir pirinin olması geleneği, sahaflar için devam ediyordu; tâ ki 1980 yılına kadar. 1980 ihtilâlinden sonra bu gelenek kayboldu. Günümüzde de sahaflığın kendisi kaybolmaya yüz tuttu. Nesli tükenmek üzere olan mesleklerden diyebiliriz ve şu an maalesef sahaflık yapabilen çok az kişi var. İkinci el kitap satıyor olmak, sahaflık yapıyor olmak anlamına gelmiyor.

 

Günümüzde eski kitaplara teveccüh var mı?

 

İnsanların eski eserlere tabiî ki ilgisi alâkası var; fakat bu her şeyde olduğu gibi biraz da kişinin iktisadî gücüyle ilgili bir durum. Yani ekonomiyle doğru orantılı oluyor teveccüh de. Ekonomi unsurunu göz ardı ederek baktığımız zaman teveccühün büyük olduğunu görüyoruz; fakat alım gücü düşük olduğundan bu alâka karşılık bulamıyor; hem sıfır kitaplarda hem de eski baskı kitaplarda bu böyle.

 

Genel itibariyle insanlar ne tarz kitaplara teveccüh gösteriyor, neyi arıyorlar insanlar?

 

Ben uzun süredir bu işle meşgulüm ve her yıl belli periyotlarda insanların okuma alışkanlıklarının ve tarzlarının değiştiğini fark ettim. Bu durum gündemle çok alâkalı. Politika ve siyaset bunu da etkiliyor. Dolayısıyla siyasî gündemle daha çok etkileşim hâlinde olan insanlar, daha çok gündeme gelen hâdise ile alâkalı kitaplara yöneliyorlar. Özellikle tarihî meseleler gündeme yansıdığında bunu net bir şekilde görüyoruz. Mesela reytingi yüksek olan bir dizide adı geçen bir kitabın satışları patlıyor diyebiliriz. Aslında teveccühü biraz da reklamlar belirliyor.

 

Gençler daha çok hangi kitaplara ilgi duyuyorlar?

 

Son zamanlarda benim dikkatimi şu çekti: Mesela sağ görüşlü gençler solun kitaplarını, sol görüşlü gençler de sağın kitaplarını alıyorlar sık sık. Gençler karşıt görüşü tanımaya ve öğrenmeye çalışıyorlar. Birbirlerinin ne düşündüğünü merak ediyorlar.

 

Günümüzde okur az; fakat yazar çok. İsteyen herkes bazı şartları yerine getirdikten sonra kitap çıkarabiliyor. Örneğin bu yıl 60 bin farklı kitap basıldı. Bu mesele hakkındaki görüşünüz nedir?

 

Tabiî ki kemmiyetin artması, keyfiyetin de artmasına sebep olur bazı durumlarda; fakat ne yazık ki böyle bir gelişme göremiyoruz. 60 bin kitap basıldığı zaman, bu kitaplar arasından nitelikli eserlerin çıkma ihtimali yükselir. Beş bin kitap basıldığında bu ihtimal aynı oranda düşer. Kitap yazan insanlar mutlaka kitap da okurlar. Yani 60 bin yazar demek, aynı zamanda 60 bin okur da demektir. Bu 60 bin kişinin hepsinin bir Yaşar Kemal, bir Yahya Kemal, bir Kemal Tahir, bir Mehmet Niyazi olması beklenemez; ancak bu kadar fazla yayın, az önce de bahsettiğim gibi güçlü ve kaliteli yazarların çıkması ihtimalini kuvvetlendiriyor. Bunların içinden üç-beş tane nitelikli yazar çıkması, ülke kültürüne ve ilmine katkı sağlaması bakımından çok mühim.

Çok fazla kitap basılması tabiî ki beraberinde kirliliği de getirdi; fakat bu kalitesizlik, belli bir zaman sonra insanları bıktıracak ve insanları daha kaliteli kitaplara yönlendirecektir. İşte az önce bahsetmiş olduğumuz nitelikli yazarlar da bu vesileyle diğerlerinden ayrılacak ve umumî fayda görülecektir.

 

Seçici olmak noktasında sizin okurlara önerileriniz nelerdir?

 

Biraz klasik bir cevap olacak; fakat Dünya Klasikleri mutlaka okunmalıdır. Bu kitaplarla bağlantılı olarak bunların alt metinleri de mutlaka okunmalı. Fransız İhtilâli’nden, Sanayi Devrimi’nden sonra dünya çok farklı bir sürece girdi, farklı bir yere evrildi. Mesela ben okurken, Fransız İhtilâli başlamadan önce, ihtilâl döneminde ve sonrasında yazılan kitaplardan başladım. Çünkü günümüzü en çok bunlar etkilediler. Şöyle örnek vereyim: Mesela Charles Dıckens’in “İki Şehrin Hikayesi” isimli kitabını okudunuz. Bu kitaptan elde edebileceğiniz birçok bilgi mevcut. Söz konusu kitap, Fransız İhtilâli’ni çok güzel anlatan bir kitaptır, ilk okuduğumda beni de derinden sarsmıştı. O dönemin politik, siyasî, tarihî, içtimaî hâdiselerini en iyi anlatan kitaplardan biridir. Bu kitapta yazarın atıfta bulunduğu isimler, yazarlar, kitaplar incelenmelidir. Bunlar incelendiğinde bu mevzuu üzerinde genelin ötesinde bir bilgiye sahip olursunuz ve yorumlama istidadınız artar. Ben kitapların bu şekilde okunmasını tavsiye ediyorum. Okuyup geçmek yerine, okunan kitapta yazarın kullandığı kaynaklara sarkılmalı, mevzu güzel idrak edilmelidir. Zaman içerisinde okur neyi okuması gerektiğini zaten böylece kendisi hâlledebilecektir ve seçicilik kabiliyeti güçlenecektir. Yine aynı örnek üzerinden gidelim: Mesela “İki Şehrin Hikayesi” isimli eser üzerinden siz, Jean-Jacques Rousseau’yu öğrenebilirsiniz. Onu öğrendiğiniz ve hakkıyla incelediğiniz taktirde de bu, sizi Fransız İhtilâli konusunda konuşabilecek, yazıp çizebilecek bir duruma getirir. Okuma stratejisi bu şekilde belirlenirse, bir mevzu hakkında okunan bir kitap, bir kitap olarak kalmaz. Bir kitaptan belki onlarca kitap çıkarabilirsiniz. Ben bunu tavsiye ediyorum ve çok faydalı olduğunu düşünüyorum.

 

Kitap okumak tek taraflı olmaz. Sizin hem Batı Klasiklerine, hem Doğu Klasiklerine hâkim olmanız lâzım; fakat en başta temel İslâmî eserleri okumalısınız. Öncelikle kendinizi, kendi toplumunuzu, kendi değerlerinizi, kendi medeniyetinizi tanımalı, yerinizi ve yönünüzü belirlemelisiniz. Batı’yı okurken Doğu’yu, Doğu’yu okurken de Batı’yı atlamamanız gerekiyor. Bir Nietzsche okurken, yanına bir Gazâlî; bir Dostoyevski okurken yanına bir Necip Fazıl koymanız lâzım ve okuduğunuz her kitabı kendi medeniyetinizi, kendi kültürünüzü daha iyi anlamak için okumalı, okuduğunuz her şeyden kendinize bir şey devşirebilmelisiniz.

 

Günümüzde birçok şeyin dijitale taşındığı gibi kitaplar da dijital ortama geçiyor. Bununla alâkalı düşünceleriniz nelerdir?

 

Alıcı olarak düşündüğünüz zaman bu mantıklı. 10 bin kitap sadece küçücük bir cihazın içinde ve maliyeti de düşük. Taşıma derdi yok, gidip alma derdi yok. Teknoloji buna da bir konfor sağladı. Fakat bu durum yayınevlerini ve matbu kitabı öldürecek bir yerden sonra. Bunun için de kimsenin suçlanmaması gerektiğini düşünüyorum. Neticede günün şartlarının getirdiği bir şey bu ve sektörün de yavaş yavaş buraya doğru kayması, buna ayak uydurması gerekiyor.

 

Dijital ortamda okunan kitapla matbu olarak okunan kitap okura aynı hazzı verir mi?

 

Biz aynı tadı alamıyoruz tabiî ki. Çünkü biz kitapla büyüdük. Dolayısıyla sayfalara dokunmak, onu hmek başka bir şey, farklı bir duygu. Fakat dünyaya bugün gelen bir çocuk benim htiğimi hmeyebilir. Çünkü o, zaten dijital ortamın argümanları içerisinde dünyaya gelmiş oluyor. Bizim elimizde nasıl kitap vardı çocukken, onun elinde de telefon ve tablet oluyor. Biz bugün dijital ortamda okunan kitaptan haz almıyoruz; fakat bu çocuk dijital ortamda yetiştiği için bundan, bizim kitaptan aldığımız hazzı alabilir belki de. Renkli televizyonlar ilk çıktığı zamanlarda yaşı ilerlemiş olanlar “Gözlerimi yoruyor, bu ne biçim şey.” diyorlar ve renkli televizyonları istemiyorlardı. Fakat eski siyah beyaz televizyonlarda film izlemeyi tercih etmez bugün hiç kimse, çünkü daha kaliteli, full hd televizyonlar var. Bu da böyle bir durum. Biz bugün nasıl dijitalden okumaktan haz alamıyorsak, belki bir sonraki nesil de matbudan okumaktan haz almayacak…

 

Teşekkür ederiz.

 

Rica ederim.

 

Aylık Dergisi 184. Sayı

Kaynak: Editör:
Etiketler: sahaflar, sahaflık, kitap okumak, kitaplar üzerine,
Yorumlar
Haber Yazılımı