Haber Detayı
28 Haziran 2017 - Çarşamba 11:43
 
Selçuklu Dünya Tarihinin Seyrini Değiştiren Devlettir
Prof. Dr. Ahmet Çaycı ile Selçuklu Sanatı Üzerine...
Söyleşi Haberi
Selçuklu Dünya Tarihinin Seyrini Değiştiren Devlettir

Sayın Hocam Ahmet Çaycı kimdir? Kısaca bahsedebilir misiniz?

Efendim, Konya-Derbent doğumluyum. İlk ve Orta eğitimi Konya-Derbent’te; liseyi Tekirdağ’da; Üniversiteyi ise Selçuk Üniversitesi’nde tamamladım. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk-İslâm Sanatları Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak akademik vazifeye başladım. Hacettepe Üniversitesi’nde doktoramı ikmal ettim ve şu anda Necmettin Erbakan Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı olarak görev ifa etmekteyim. Başta Selçuklu Sanatı olmak üzere İslâm Sanatları ve Oryantalizm üzerine araştırmalar yapmaktayım ve bu sahada çok sayıda kitap ve onlarca makale kaleme aldım.

Sorularımıza geçecek olursak... Selçuklu devletinin mümeyyiz vasfı nedir?

Öncelikle Selçuklu Tarihçisi olmadığımı vurgulamak isterim. Sanat Tarihiyle alâkam sebebiyle Selçuklu Tarihiyle hemhâl oldum. Benim görebildiğim kadarıyla Selçukluları öncelikle Siyasî Tarih, daha sonra da Coğrafya ve Kültür ekseninde değerlendirmek gerekmektedir. Siyasî tarih boyutuyla ele aldığımızda, Asya topraklarındaki oldukça karmaşık etnik yapılanma ve özellikle Türkmen boyları arasından temayüz etmiş bir teşekkül olarak tahlil edilmesi gerekir. Bu teşekkülde hem de çok kısa sürede kargaşanın üstesinden gelerek sükûneti temin etmiş olan bir siyasî oluşum ile karşılaşıyoruz ki bu muazzam bir organizasyon başarısıdır. İkincisi coğrafî boyuttur ki, Orta Asya’dan başlayarak Akdeniz’e kadar uzanan meşakkatli coğrafyaya hâkim olmak dünyanın en zor yönetim işlerinden biridir. Üçüncüsü ise kültür ve onun mücessem hâle dönüştüğü sanat boyutudur. Başta Büyük Selçuklu devleti olmak üzere Anadolu ve Ortadoğu’da neşet eden Selçuklu varlığı bunun en bariz delilidir. Dolayısıyla tarihin en önemli belgesi durumundaki somut kültür varlıkları, Selçuklu kültürünün tapu belgeleridir. İşte sadece bu belgeleri okuyarak Selçukluyu anlamaya ve anlatmaya gayret sarf etmek meselenin vuzuha kavuşması için yeterlidir.

Selçuklu’nun çok kısa bir sürede İslâm dünyasının çok ehemmiyetli problemlerini çözebilmesini neye bağlıyorsunuz; Selçuklu bunu nasıl başarmıştır?

Yukarıda bu soruya kısaca temas etmiştim; fakat biraz daha açmak gerekirse; Selçukluların içinde bulunduğu vaziyet onlara önemli bir avantaj sağlamıştı. Daha açık ifade etmek gerekirse, Abbasi devletinin siyasî sorunları, Selçukluları İslâm coğrafyasında öne çıkması için bir fırsat oluşturmuştur ki, Selçuklular da bunu kendilerine doğru kanalize etmişlerdir. Yani Abbasiler ile Fatımiler arasındaki hilâfet mücadelesi Selçukluların Ortadoğu’ya intikalindeki sebeplerin başında gelmektedir. İslâm coğrafyasındaki mezhep kavgalarının en çetrefilli döneminde Selçuklular burada görev almış ve bu toprakları selâmete erdirmek için çaba ortaya koymuştur. Selçuklular her ne kadar uzun ömürlü bir devlet durumunda olmasalar da, Anadolu/Türkiye Selçukluları kolu günümüz Türkiye’sinin nüvesini oluşturmaktadır. Meseleye sadece bu zaviyeden bakmak veya yaklaşmak bile mevcudiyetimizin gerekçelerinin temellendirilmesi için yeterlidir.  

Tekrar yukarıdaki soruyla irtibatlandırmak gerekirse Selçukluya tesir eden mezhebi amiller nelerdir?

Mezhep meselesi, İslâm dini ve siyasî tarihinin en karmaşık cüzünü oluşturmaktadır. Bu mezhep meselesini, İslâm’ın ortaya çıkışı ve neşet sürecinde coğrafya ve etnik algılamalara yönelik nüansların tezahürü olarak algılamak gerekir. Zira Selçuklu’yu ilgilendiren boyutuyla Sünni ve Şiîlik üzerinden sadır eden gelişmenin en büyük muhatabı Selçuklular olmuştur. Hâkim olduğunuz coğrafya sizi böyle bir sorunla yüzleşmeye mecbur etmiştir. Özellikle Şiîliğin homojen olmayan yapısından kaynaklanan sorunlar yumağı, Selçuklu’nun sosyal ve siyasî gidişatını sekteye uğratmıştır. Herkesin malumu olduğu gibi, Hasan Sabbah ve Alamut esatiri vakıanın figür (Hasan Sabbah) ve fizikî (Alamut) boyutu olduğu kadar, Selçuklu içindeki muhalif hareketi güçlendiren siyasî tarafını teşkil etmektedir. Selçuklu yönetimini doğrudan doğruya meşgul eden bu ve benzeri mezhebî/siyasî oluşumlar, Selçuklunun terakkisine pranga teşkil etmiştir. Özellikle de kendilerini Haşhaşî olarak vasıflandıran bu türlü teşekküller, Selçukluyu inkıtaa uğratan unsurlar olmuştur. Nizamülmülk’ün katledilmesi ve Sultan Sencer’in vefatıyla birlikte Selçuklu yönetimi idarî paylaşım derdine düşmüş kendi kendini bitirecek olan serüvene sürüklenmiştir. Nitekim bu süreçten sadece Anadolu Selçukluları muvaffakiyetle çıkmış; Doğu ve Batı dengesinin en önemli parametrelerinden biri olmuş; hatta Dünya tarihinin seyrini değiştirecek gelişmelere öncülük etmiştir.

 

Selçukluların Anadolu’ya doğru ilerlemesi hakkında birçok sebepten bahsediliyor; bu yönelmenin ardındaki temel saik nedir?

İster Selçuklu, isterseniz Osmanlı zaviyesinden meseleye bakarsanız; cihad ve fetih idealinin coğrafî yön bakımından Batı eksende zuhur ettiğini müşahede edersiniz. Bu gelişim rastlantıların tamamen ötesindeki cihan mefkûresinin küçük ve büyük örneklerini teşkil etmektedir. Bu genellemeden sonra tekrar Selçuklu cüzüne dönersek, Selçuklunun fetih idealinde iki merkez üzerine yoğunlaştığı dikkat çekmektedir. Bunlar Kudüs ve İstanbul’dan teşekkül ettiği tarihin gidişatıyla vuzuha kavuşmaktadır. Vukuat boyutuyla Selçuklular Kudüs’ü fethetmiş ve bu idealine vasıl olmuştur. İstanbul ideali ise İznik’e kadarki bölümü gerçekleşmiş ve Kadıköy’den öteye geçilememiştir. Dolayısıyla evvel örneğini Selçuklu sonraki örneğini Osmanlının oluşturduğu fetih ruhu, bu mizanseni ziyadesiyle desteklemektedir. 

Selçuklu dönemi, İslâm medeniyetinin her sahada müthiş bir ivme yakaladığı bir dönem. Buna estetik ve sanat da dâhil. Osmanlı’nın da temelini oluşturan Selçuklunun inşa ettiği bu anlayışın çöküşü ne zaman başladı; çöküşün amilleri nelerdir?

Başlangıçta ifade ettiğim üzere Selçuklu Medeniyeti’nden söz edebiliyorsanız, bunun en önemli muharrikinin kültür ve sanat unsurlarından oluştuğunu bilmemiz ve kabul etmemiz gerekir. Selçuklu Sanatı en güzide örneklerini İran coğrafyasında ortaya koymuştur. Vaziyetin bu minval üzere tecellisi gayet normal bir durumdur. Çünkü Selçuklu’nun kuruluş ve gelişiminin nüvesi bu bölgede gerçekleşmiştir. Bizi ilgilendiren Anadolu kısmına gelince, arkada bıraktığı ve kendini sürekli besleyen Selçuklu birikimi ile Anadolu’nun bakiyesini bir araya getirmek suretiyle Anadolu Selçuklu üslubundan bahsetme imkânına ulaşabilirsiniz. Zira meselenin bu doğrultuda cereyan etmesi beklenen bir durumdur. Dolayısıyla Anadolu Selçuklu mimarisinde Selçuklu unsurları kadar coğrafya, iklim, malzeme ve otantik unsurların emarelerini bulmak mümkündür.  Sorunuzun en önemli bölümünü teşkil eden Selçuklu üslubunun çöküşünü kabul etmek mümkün değildir. Osmanlı dönemiyle birlikte özellikle mimaride bazı strüktürel değişimlere gidilmekle birlikte temel argümanların muhafaza edildiğini vurgulamak gerekir. Tezyinatın en küçük cüzleri arasında bulunan Rumî motifinin Selçuklu ve Osmanlı’daki sürekliliğini izlemek bile sürecin devamlılığını takip etmek için yeterlidir.

“Selçuklularda Egemenlik Sembolleri” isimli bir kitabınız var. Bu kitap çerçevesinde sorarsak, Selçuklu sembolizmi hakkında neler söylemek istersiniz?

Sadece Selçuklu ölçeğinde değil umumî ifade etmek gerekirse, Ortaçağ’daki iletişim unsurlarına topyekûn bakmak gerekir. İnsanlık çağları boyunca iletişim kaçınılmaz bir irtibat vasıtası olmuştur. Bunun en önemli kısmını dil ve yazı oluşturmaktadır ki her ikisi de bireyler arasındaki gidiş-gelişlerin vasıtasıdır. Hâl böyle olunca biz de Selçuklu çağındaki siyasî iletişim unsurlarını merkeze alan bir araştırma yaptık ve neşrettik. İster siyasî içerik, isterse estetik içerikli olsun neticede Selçuklu toplumunun duygu, düşünce ve ideallerini belli bir teşekkül dâhilindeki dışavurumunu izlemek mümkündür. Bu hususu iki örnekle pekiştirmek gerekirse Selçuklu tezyinatını oluşturan geometrik diyagramın görünen boyutunun çok ötesindeki kozmos boyutunu ihtiva ettiğini bildirmek yeterlidir. İkinci örneği ise siyasî semboller üzerinden vermek gerekirse; çift başlı kartal figüründen çetr motifine kadar geniş bir uygulama sahası bulan motiflerin niçin tercih edildiği sorusunu sorgulamak meselenin izahı için yeterlidir.  

Doktora teziniz olan “Anadolu Selçuklu Sanatında Gezegen Burç Tasvirleri” alâka çekici bir mevzu. Biraz bahsedebilir misiniz?

Öncelikle böyle bir konunun tercih sebebini sizinle paylaşmak isterim. 1990’lı yıllarda doktora aşamasında İslâm Sanatı’nın bilinen deskriptif/tanımlayıcı boyuta sıkışıp kalmış olduğunu fark ederek bu sınırların ötesine geçmek gerektiğini düşünmüştüm. İşte böyle bir başlığın tercih sebebi, büyük oranda bu gerekçeye şamildir. İşte böyle bir çalışma ile Anadolu Selçuklu tezyinatında çok fazla değinilmemiş (marjinal kalmış) bir meselenin, yani gezegen ve burç meselesinin muhtevasının ne olduğu sorusuna yanıt aranmıştır. Özellikle Kozmos, Kozmogoni, Kozmoloji, Astronomi ve Astroloji gibi kavramların tanımlarıyla birlikte Türk Kozmolojisi, İslâmî Kozmoloji ile Büyük Selçuklu Kozmolojileri ele alınmıştır. Daha sonra A. Selçuklu Medeniyeti’nde yer alan kozmolojik unsurlar tespit edilerek tezyinata intikal aşamaları ortaya konulmuştur. Böylece tezyinatta yer alan, fakat mahiyetini bilmediğimiz kozmolojik unsurlar ifşa edilmiştir. Mesela herhangi bir Selçuklu madenî kabı üzerindeki yedi gezegen ve on iki burçtan oluşan deruni repertuar, tek tek tespit edilmiştir. Ayrıca Asya kültür çevresi repertuarına ait zoomorfik teşekküller kozmolojik boyutuyla izah edilmiştir. Çekilen zahmet sadece ve sadece İslâm tezyini sanatları içindeki tenevvüyü yakalamaya yöneliktir.

Ahmet Bey, bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Asıl ben teşekkür ederim. Umarım okuyuculara faydalı olur.

 

Aylık Dergisi 153. (Haziran 2017) Sayı

Kaynak: Editör:
Etiketler: Selçuklu, Dünya, Tarihinin, Seyrini, Değiştiren, Devlettir,
Yorumlar
Haber Yazılımı