Haber Detayı
03 Nisan 2021 - Cumartesi 21:50
 
Tanzimat Fermanı’nın Tahlili - Zekeriya Koç
Batı etkisiyle hazırlanan ferman, ıslahat gibi hukuki metin ve uygulamalar, devletin yarasına merhem olacağına maalesef ki yabancıların Osmanlı topraklarına müdahalesini meşru kılacak bir "zemin" oluşturmuştur.
Tarih Haberi
Tanzimat Fermanı’nın Tahlili - Zekeriya Koç

Geçen ayki yazımızda Osmanlı’nın tımar düzeninin iltizam sistemine evrimi çerçevesinde dış baskıların ve milliyetçilik akımının da etkisiyle içerisine düştüğü sıkıntılı sürece mukabil taşra teşkilatında otoriteyi ellerinde bulunduran Ayanlar ile olan ilişkileri düzenleyen Sened-i İttifak’tan bahsetmiş ve en nihayetinde bu düzenlemenin birtakım sebeplerden ötürü bir anlamda ölü doğduğunu söylemiştik. Zikredilen gelişmenin ardından reformlar, idari yönden merkezi yönetimin güçlendirilmesi şeklinde kendisini gösterdi. Şöyle ki halk üzerinde tahakküm kurmakla reayayı zulme uğratan ve yeniliklere isyanlarla karşılık veren yeniçeri ocağının kaldırılması ve ayan kesimin otoritesinin zayıflatılması sonucunda yeni reformları yapacak rahat bir zemin hazırlanmış bulunuyordu.

 

Saray’ın otoritesini arttırmayı başaran Sultan 2. Mahmud, Rusya’dan ve Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’dan gelen çift taraflı tehlikeyi bertaraf etmenin ve yaklaşık 150 yıldır bozulan düzeni tekrar tesis etmenin yolunu, Batılı değerlere uygun reformlar vesilesiyle Fransa ve İngiltere’nin desteğini arkasını almakta bulmuştur. Binaenaleyh, bu devletlerdeki idari-siyasi gelişmeleri takip etmesi amacıyla Mustafa Reşid Paşa sırasıyla Paris ve Londra elçisi olarak tayin edilmiştir. Belirtmek gerekir ki Mustafa Reşid Paşa, "Batılı gibi düşünmeye gayret eden ve Osmanlı İmparatorluğu'nun Batı medeniyeti çevresine girmesinin gerekli olduğunu kavrayıp bu yolda çalışmış olan bir şahsiyet idi."1 Bu anlamda 2. Mahmut’un Batılılaşma yolunda iki danışmanından birisi Mustafa Reşid Paşa, diğeriyse İngiliz Elçisi Canning’tir.Dönemin radikal dönüşümlerini takip eden İngiltere ve Fransa, Osmanlı’nın öz değerlerini inkar pahasına rotayı Batı’ya çevirmesini tabii olarak gayet hoş karşılamıştı. Ne var ki bir yıl sonra Mısır meselesinde Fransa’nın devre dışı bırakılmasının ardından Fransa kamuoyu, ”Tanzimat’ın dış baskıdan doğduğu ve özellikle İngiliz politikasının bir eseri olduğu” fikrini savunacaktı.3

 

Babasının vefatının ardından 17 yaşındaki Abdülmecid’in tahta çıkmasıyla dönemin Hariciye Nazırı(!) Mustafa Reşid Paşa, genç ve tecrübesiz sultanının bu durumundan istifadesi neticesinde 1839’da Tanzimat Fermanı'nı ilan ettirdi. Ferman, esasında Osmanlı'daki farklı etnik unsurları tek bir pota altında, (Osmanlılık düşüncesi) eritmek gayesiyle dış devletlerin imparatorluk içerisindeki farklı etnik unsurları kışkırtmak suretiyle iç işlere müdahalesini önlemeyi ve peşi sıra 1856’te ilan edilen Islahat Fermanı ile Osmanlı’yı Avrupa topluluğunun saygın bir üyesi haline getirmeyi hedeflemiştir. Her iki vesika da Padişah tarafından tek taraflı irade beyanıyla ilan edilmesi sebebiyle mahiyeti bakımından “ferman (charte)” olup keyfiyeti itibariyle temel hak ve özgürlüklere ilişkin unsurları ihtiva eden bir “anayasal belge”dir.

 

Ferman, muhtemeldir ki ulemâ sınıfının ve Müslüman halkın gözünü boyamak için şeriatın methiyle başlamakta, ancak bunun hemen ardından sanki şeriatta aslı bulunmayıp ilk defa bu fermanla bahşedilmiş gibi “ırz, namus ve canın emniyet altına alınacağına temas edilmekte, mal emniyetinin ehemmiyeti, vergilerin en iyi şekilde toplanması zarureti, reayayı zulme maruz bırakan iltizam usulünün kaldırıldığı (ileri dönemde yine de devam etmiştir. Bknz: DİA-”İltizam”maddesi), tekel sisteminin kaldırılacağı, zorunlu askerliğin münasip bir süreye bağlanacağı, suçluların muhakemesinin kamuoyuna açık yapılacağı, müsaderenin yasaklandığı, rüşvetin kaldırıldığı hususlarına temas edilmektedir.

 

Yukarıdaki değerlendirmenin ardından şu hususa dikkat çekmek gerektiğini düşünüyorum: Devletin içine düştüğü müşkül duruma binaen tekrardan toparlanma sürecine girmesini sağlayacak esaslı bir yenilenme sürecine gitmesi zarureti apaçık bir şekilde anlaşılıyor. Fakat Tanzimat'a kadar gelen süreçte ulemanın, fikirde ve ahlakta başlayan çözülmenin cemiyet ve nizama sirayet etmesiyle devleti çöküşe sürükleyen bu kötü gidişata kayıtsız kalmasıyla birlikte Tanzimat'la başlayan Batı taklitçisi cereyan da yine devletin zevaline yol açmıştır. Sözgelimi Ferman’daki ilgili birçok hükmün, Fransa İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisinden aparılma olduğu görülmektedir. Yine aslı İslam hukukunun temelinde görülen bu hakların, sanki yüzyıllar sonra ilk defa elde edildiği izlenimi de buradan kaynaklansa gerek.

 

Sözgelimi Batı baskısı sonucu hazırlanan kanunlar, Hukuk Tarihçisi Mehmet Akif Aydın'ın tespiti üzere “Hukuk reformlarının milli karakterini menfi yönde etkilemiş ve bu reformların bir kısmı Osmanlı Devleti'nin ihtiyacı olduğu veya ihtiyacı istikametinde değil, Batılı devletler istediği için onların talepleri doğrultusunda hazırlanmıştır. Tanzimat dönemi Osmanlı hukukunun kırk yamalı bohça görüntüsü vermesinin sebebi budur.”4 Buradan anlaşılması gereken kanunlaştırma, anayasacılık gibi hareketlere karşı menfi tutum sergilenmesi değil, bilakis Üstad Necip Fazıl'ın Tanzimat Dönemi'yle başlayan Batı hayranlarını eleştirmek üzere dile getirdiği "taklit ve mâl etmek" arasındaki farka işaret etmesinden4 bahisle faydalı, hatta dönemin Osmanlı idaresi ve modern devlet aygıtı açısından büyük bir öneme sahip bu gibi alanların taklit ile değil ancak İslami bir tefekkürün ürünü olarak içleri doldurulmak suretiyle İslam'a mâl edilmesi zaruretidir.

 

Nihayetinde yukarıda da değindiğimiz üzere Batı etkisiyle hazırlanan ferman, ıslahat gibi hukuki metin ve uygulamalar, devletin yarasına merhem olacağına maalesef ki yabancıların Osmanlı topraklarına müdahalesini meşru kılacak bir "zemin" oluşturmuştur. Nitekim bu müdahale, mamül ürünleri satabileceği pazar arayan sanayileşmiş İngiliz Devleti’nin isteği üzere5 tekel (yed-i vahid) usulünün kaldırılması sonucunda yabancı tüccarların Osmanlı pazarlarına hücum etmesi ve bu nedenle Osmanlı sanayileşmesi yolunda atılan adımların akamete uğraması şeklinde olduğu gibi ayrıca Batılı devletlerin ve Rusya’nın, Islahat Fermanı’ndaki ilgili hükümlere dayanarak Osmanlı içişlerine karışmaları durumunda da gün yüzüne çıkmıştır. 6

 

Dipnotlar

1- Enver Ziya Karal, Tanzimat Hatt-ı Hümayunu'nda Batı Etkisi, Tanzimat Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu, Phoenix Yay. s. 74     

2- Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, YKY Yay. s. 78

3- Tanör, a.g.e, s. 94-95

4- Mehmet Akif Aydın, Türk Hukuk Tarihi, Beta Yay. s. 420

5- Karal, a.g.m, s. 76

6- Tanör, a.g.e, s. 97

 

Aylık Dergisi 198. Sayı

Kaynak: Editör:
Etiketler: Tanzimat, Fermanı’nın, Tahlili, -, Zekeriya, Koç,
Yorumlar
Haber Yazılımı