Yazı Detayı
01 Nisan 2012 - Pazar 19:31
 
ABD Ordusunun Eseri...
Kazım Albay
 
 

Afganistan'da cinnet geçiren bir Amerikan askerinin üç evi basıp 9'u çocuk, 3'ü kadın, 16 sivili katletmesi hâdisesi Amerika'nın Afganistan savaşında bitişinin göstermektedir. Çünkü bu hâdise Amerikan ordusunun disiplinini kaybettiğine ve dağıldığına işaret... ABD ordusu Afganistan'da birçok katliama imza attı ama müslümanları dağıtamadılar; ama bu hâdise gösteriyor ki kendileri rûhî ve fizîki olarak dağıldılar. Aynı zamanda bu asker ABD Ordusunun bir eseridir, yüzüdür; onun resmidir...

Hatırlarsak; Vietnam savaşını da dengesini yitirmiş Amerikan askerlerinin sokak ortasında Vietnamlıları keyfi için öldürmesi görüntülerinin yayınlanması sonlandırmıştı.

İsterseniz bir de içeriden misal verelim: 5 Aralık 1999'da Metris'e Kumandan Mirzabeyoğlu ve İBDA bağlılarını  basmaya gelen TC. Askeri, albay ani saldırı karşısında afallamış onlarca yaralı ile yüzlerce esir bırakmıştı. Fakat dışarıda operasyonu yöneten albay esip gürlüyordu, yanında da generali vardı. İBDA-C Koğuş temsilcisi Ali Osman gönüldaş baktı ki albay laftan anlamayacak, generalle birlikte koğuşlarda esir olan askerleri görmeye çağırdı. Askerin durumunu gören komutanlar ise pılısını-pırtısını toplayıp geri çekilmenin daha akıl kârı olduğunu anladı.

Bir orduda merkezî yönetim kaybolmaya başladığı ve astın üstünü dinlemediği zaman, o ordudan bir başarı beklenemez. İster T.C Ordusu, ister Amerikan ordusu, ister İslâm ordusu olsun bu kural değişmez.

Afganistan işgali 11. yılına girerken Amerikan ordusunun kontrolü kendi içinde bile yitirdiği görülmektedir. Üç evi basıp 16 sivili öldüren Amerikan askeri rütbeli olduğu gibi, kendi gibi dengesizler de ona yardım etmiş olabilir. Amerika, birçok katliama imza atmış bir devlettir ve bunu devlet ve savaş politikası  gereği yapmaktadır; fakat bizim olayımızda durum farklıdır. Afganistan'daki bu hâdise, askerlerin kendi başına davrandığının ispatıdır. Bu katliamın faili rütbeli olsa bile üstlerinden aldığı emir gereği bunu yapmamıştır. Ordunun disiplinden koptuğunu gösteren bir kendinden zuhur olarak görülmelidir hâdise. Zaten bunu farkeden ABD Başkanı Obama hemen bir açıklama yaparak olayı "trajedi" olarak değerlendirdi. ABD Başkanının, ölen müslüman ve sivillere üzüldüğünü düşünmek safdillilik olur; Obama'nın "trajedi" dediği aslında kendi ordusunun düştüğü durumun adıdır.

16 kişiyi öldüren ABD askeri 11 cesedi de bir odaya toplayarak ateşe vermiş. Bu olay Afganistan'da bir ABD üssünde Kur'anı Kerim yakılması hadisesinden sonra oluyor. Ve bu Amerikalı asker daha önce üç kez Irak'ta görev yapmış. Ve Irak'tan 2500 kişilik bir kuvvet geldikten sonra Afganistan'da sivil katliamlar artmaya başlamış.

Associated Press Türkiye temsilcisi Selcan Hacaoğlu, Usame Bin Laden'in şehadetinden sonra istihbarat amaçlı dergimize gelmiş ve ısrarla benle görüşmek istemişti. Kendisine mülâkat vermeyi kabul etmemiş ve kısa görüşmemde Amerikan ordusun şeref ve haysiyetten uzak ve savaş kuralları tanımaz bir şekilde savaştığını ve kendisinin de onlara istihbarat topladığını söylemiştim. Yaptıkları işim gazetecilik değil ajanlık olduğunu yüzüne açıkça söyleyip mülâkatı bunun için reddettiğimi belirtmiştim. Hatta Roma ordusunda bile böyle zalimlikler olup olmadığını ona sormuştum; o kültürün adamı olduğunu düşünerek. O günlerde ABD Kaddafi'nin torunlarını da bombalayarak öldürmüştü.

"İnsan" olduğunu göstermek için bana iki hususu belirtmişti:

"Irak'ta muhabirlik yaparken "hastahâne bombalandı" diye haber geçiyorduk ama onlar (ABD kontrolünde medya) silah deposu bombalandı diye yazıyordu"

"Irak'ta ABD adına savaşan Blackwater denilen ve Amerikan vatandaşı olmayan paralı askerler var. Bunların hiçbir sorumluluğu yok ve hiçbir savaş kuralı tanımıyorlar. ABD'de bunu biliyor ve  tercih ediyor. Sonra da bu kişileri büyük bir merasimle ABD vatandaşı yapıyor."

İkinci husus üzerinde duralım; çünkü mevzumuzla alakalı. ABD, tüm zamanların en iyi ordusu diye övünüyor ama yaptıkları meydanda. Hangi kültür ve inanışın ordusu? ABD, teknik olarak en profesyonel ordu olabilir bu doğru; ama, "arkasındaki fikir ve ideal ne?" dendiği zaman çapulculuk seviyesine inmekten kurtulamıyor.

ABD vatandaşı bile olmayan insanlara ordu adına katliam yaptır ve ondan sonra onları merasimle ABD vatandaşı yaparak ödüllendir. Bu mu ordu, bu mu subay?

Ülkemizde ABD üsleri olması ve NATO üyesi olmamıza binâen soruyoruz:

" Ne zamana kadar NATO ve ABD'nin taşeronluğunu yapmaya devam edeceğiz?"

Timsah gözyaşları dökmekten ve mağdur edebiyatı yapmaktan öte asıl yapmamız gereken şudur: 1999'da Amerikan özentisi NATO'cu bir orduyu bozguna uğratan Kumandan Mirzabeyoğlu'nun ve onun kurtarıcı fikir sisiteminin etrafında inkılap çapında kenetlenmekten ve bu sesi topluma nakşetmekten başka yol yoktur.

 

Aylık Dergisi 91. Sayı

 
Etiketler: ABD, Ordusunun, Eseri...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
02 Haziran 2021
Necip Fazıl’ın Din Eğitimi Camiasına Söyledikleri
01 Ocak 2019
Absürd Tiyatro
06 Aralık 2018
Geleneksel Türk Tiyatrosunda Meddah ve Meddahlık Sanatı
29 Ekim 2018
Geleneksel Türk Tiyatrosu -I-
30 Kasım 2016
Esseyid Abdülhakim Arvasi
01 Ağustos 2015
Kanun Geri Yürüdü: Mirzabeyoğlu Hücrede
01 Mayıs 2012
Bir Ayniyetin İki Kanadı: Büyük Doğu-İbda
01 Ocak 2012
Yeni Yıl ve Yenilenecek Yüzyıl
01 Aralık 2011
Bizim Vekiller Aptal mı veya Noter Kâtibi mi?
01 Kasım 2011
Gazali Sempozyumu Vesilesiyle
01 Kasım 2011
Tekerleme İman Değil, Her An Taze İman
01 Kasım 2011
Solmaz, Pörsümez Yeni
01 Ağustos 2011
Ruhsuz Müslümanlık ve İbdacılık Üzerine
01 Temmuz 2011
İslam, Sorgulayarak Teslim Olmak
01 Haziran 2011
Din ile Dünyanın Dengesini Kurabilmek
01 Mayıs 2011
Büyük Doğu’ya Öykünmek Değil, Büyükdoğu’yu Yürütmek
01 Nisan 2011
İktisadın Ahlaka Tesiri
01 Mart 2011
Devrimin Objektif ve Sübjektif Şartları
01 Şubat 2011
AKP “Bizden” mi?
14 Ocak 2011
2011'de Hedeflerimiz ve Kısa Bir Muhasebemiz
01 Kasım 2010
İslâm’ın Tesettür Emri, Kadına Verdiği Kıymettir
01 Ekim 2010
Harekette Bereket Vardır
02 Eylül 2010
Bir Serginin Ardından
10 Ağustos 2010
1 Ağustos İbda’nın Kuruluşu Üzerine
02 Temmuz 2010
Dışta Kurtuluş İçte Kurtuluştan Geçer
01 Mayıs 2010
Bir Devrime Bir İnkılaba Açız
01 Nisan 2010
İyi’den Kötü’ye Gidiş!
01 Mart 2010
Batıcı Hayat Tarzı ve Sonuçları
03 Şubat 2010
Gündemimiz Ne veya Ne Olmalı?
01 Aralık 2009
Erkek Doğmak Kolay, Erkek Olmak Zor…
02 Ekim 2009
“Ben Değil, Biz!” Diyen Aylık Dergisi
01 Ocak 2009
İslam ve İdeoloji
01 Ocak 2008
“Eski Şekil Hep Yeni Ruh…”
11 Eylül 2007
Kendimize İyi Davranmak
11 Haziran 2007
İç Hayatımız mı Önemli, Dış Hayatımız mı?
01 Ocak 2007
Yakın Tarihi Sorgulamak
02 Aralık 2006
Dünü Bugüne Bağlamak; Kültür-Tarih Birliği
01 Ekim 2006
İnsan Kökleri, "Berzah"
01 Ocak 2006
İslâm Fıkhı İbda
01 Mart 2005
21. Yüzyıl Savaş Tekniği ve İbda
08 Ekim 2004
Yakışı Ayrı Bir Tat “Münşeat”
01 Ekim 2004
Büyük Muztaribler II. Cildi Üzerine…
01 Aralık 1995
"Su Sırrı"
01 Temmuz 1995
İlim Nedir, Alim Kime Denir?
01 Ağustos 1994
Mimari Üzerine
01 Ekim 1993
El
01 Haziran 1992
“Tilki Günlüğü” ya da Kainatın Şifresi
01 Ekim 1991
"Çağdaş Sinan" Cevat Ülger'i Tanımak - Kazım Albay
30 Kasım -0001
Açlığımızın Bile Farkında Değiliz!
Haber Yazılımı