Yazı Detayı
01 Aralık 2012 - Cumartesi 09:14
 
Aylık Dergisi Sekiz Yaşında
Ömer Emre Akcebe
 
 

Aylık Dergisi, 2004 senesinin Ekim ayında başladığı yayın hayatının sekizinci senesinde… Bu sekiz senede nelerle şahid olmadık ki; Saddam Hüseyin, Ebu Musab Zerkavî, Şamil Basayev, Üsame Bin Laden gibi komutanlar şehid edildi, Ergenekon ve Balyoz gibi soruşturmalar başladı, Arab Baharı vesilesiyle İslâm coğrafyası baştanbaşa değişti... Dünyada ve Türkiye'de pek çok değişim gerçekleşti, bunların içerisinde menfî gördüklerimiz kadar müsbetlerine de şahitlik ettik. Bunca hareketlilik içerisinde, kendi meselelerimiz haricinde fikrimize nisbetle aktüaliteyi okuyucularımız için yorumlamaya gayret ettik; kimi zaman isabet ettik ki davanın şerefidir, kimi zaman hedefi şaşırdık ki bizim günahımızdır… 2004 gibi herşeyin bizler için son derece zor olduğu günlerden daha rahat hareket edebileceğimiz günlere geldik. Devir değişiyor ve önde olmayanları ve ayak uyduramayanları, geçmişin tozlu raflarına hapsediyor. Ezelî ve ebdedî yeninin mihrakı olan Büyük Doğu-İBDA fikrine ve aksiyonuna nisbetimiz olduğunu iddia ederken zamanın gerisinde kalmak bizim için ancak utanç vesilesi olur. Şimdi dergimizle alâkalı kısa bir değerlendirme yapalım...

 

Aylık Dergimiz, içtimaî hayatı düzenleyen, temel esaslar olan; kültür, siyaset, hukuk, edebiyat, ekonomi, tarih, ilim, felsefe-hikemiyat, aktüalite gibi hususları Büyük Doğu-İBDA fikriyatının ışığında, kendi aynasına nisbetle yansıtmaya çalışan yazar kadrosuyla faaliyet gösteren yayın organıdır.

 

Büyük Doğu-İBDA fikriyatının, 400 yıldır karaya oturmuş bulunan İslâm gemisini yeniden deryalara kavuşturmak ve sonsuz nurun istikâmetinde istikbâle yelken açmak adına çizmiş olduğu yol haritasının takibcisi olmak iddiasıyla yola çıktık. Yayınlarımızda, mevcud gündemin itiş kakışlarından kendimizi tecrid etmeye ve kendi gündemimizi oluşturarak popülerlikten uzak, angaje olmayan-empoze eden olmaya çalıştık. Bir çok sayımızda da, ya zamanın şartlarını doğru okuduk, ya da etkileyenleri etkileyici olduk… Sayılarımızın kapakları aksi sedasını buluyor, muhtevasıyla da farkını derhâl okuyucusuna arz ediyor…

 

Aylık Dergisi'nin 2004 senesi Temmuz sayısı kapağı; "Zerkavî İnsan Gibi Yaşadı, İnsan Gibi Öldü" başlığıyla yayınlanmıştır. Mücahid Komutan Zerkavî yıllarca kâfire kan kusturan ve sürdüğü hayatın mükâfatını şahadet tacı olarak başına takan şehit İslâm komutanıdır. 2004 gibi küfür hükmünün alenî olarak sürdüğü yıllarda yapmış olduğumuz bu cesur çıkışla, okuyucularımızın pek çok iltifatına mazhar olduk…

 

"Mirzabeyoğlu: Kürdün De Türkün De Meselesi Birdir" başlıklı Ocak 2006 sayımızda, yaşanmakta olan buhranın Kürt ve Türk insanını aynı şekilde etkilediği, fakat buhranın farklı şekillerde tecelli ettiğidir.  Tam mânâsıyla idrak edilememiş olsa da, İslâm'a olan nisbetlerin terk edilmesinden kaynaklandığı ve bu buhranın yine İslâm'ın nezaretinde ortadan kalkacağını işaret etmektedir. Bugün bu kapak ve kapak konusu güncelliğini aynı şekilde muhafaza etmektedir.

 

2011 senesinin Ocak ayında, Bilgehan Eren’in “Kafa Konforumuzu Bozan Adam” başlıklı yazısının Escher’in çalışmasını ilham ettirdiği kapakla yayınlanmıştır… Müsbet mânâda bir çok tenkidi getiren bu kapak ve Bilgehan Eren’in kaleminden çıkan “Kafa Konforumuzu Bozan Adam” yazısı, bugün hâlen konuşulmakta ve aktüalitesini muhafaza etmektedir.

 

2012 senesinin Nisan ayında yayımlanan Aylık Dergisi kapağındaki ifadeyse "Yeni Bir Manevî İdeal Formüle Etmek - Affedemedikleri De Bu Tahammül Edemedikleri De"… Bu sayıda, devlet’in, Kumandan Salih Mirzabeyoğlu'na olan hıncının asıl sebebleri ele alınmaktadır.

 

Dediğimiz gibi 8 yıldır sürmekte olan yayın hayatımızın içinden daha pek çok kapağın burada yer alması gerekse de biz ancak içlerinden bazılarına yer verebildik.

 

Kapak dosyaları haricinde de notlar düşmek istiyoruz… Meselâ 28 Şubat süreciyle alâkalı yazılarımız… Daha gündemde değilken, hatta kimse bu hususu dillendirmezken yazarlarımız tarafından gündeme getirilen, isim isim failleri tesbit edilen (ki bugün pek çoğu Darbeleri Araştırma Komisyonuna ifade vermiştir), 1999 Kurtuluş Yılının mânâ ve ehemmiyetine dikkat çekilen 28 Şubat süreci… Bu dönem dergimiz vesilesiyle gündeme geldi, devlet kendi kangren uzuvlarına nasıl muamele eder bilinmez ancak bizim kangren uzuvlara cerrah maharetiyle müdahale edeceğimiz okurlarımızın muhakkak malûmudur…

 

Diğer bir konu da eğitim hususu… Eğitimden habersiz, öğretmekten aciz eğitim sisteminin tenkidi ve nasıl olması gerektiğine dair de pek çok çalışmamız dergilerimizde defaatle ele alındı... Bu sistemin kimler tarafından ne maksatla kurulduğu ve işletildiği, müfredat, dershaneler vs… Bu hususlar devlet gündeminde yer almazken, yazarlarımız tarafından devamlı olarak işlenerek gündem hâline getirildi. Devletin kendi eğitim sistemi içerisinde giriştiği reformlar bir yana, BD-İBDA Külliyâtındaki insan yetiştiren eğitim sistemini "Başyücelik Devleti"ne ısmarladık.

 

Hak ve hukuk ile de alâkalı pek çok çalışma dergimizde yer aldı... Bu yazılar genellikle, değişen hükümetlere ve idarecilere rağmen varlığını bu ülke kurulduğundan beri idame ettiren, Kumandan Salih Mirzabeyoğlu'nun; "T.C. içinde yaşayan 3000 aile; hukuk da bunların çıkarına göre, ordu da, polis de... Kendi aralarındaki dalaşmalar bir yana, bunlar hukuk üstü imtiyazlı bir zümredir! Devlet, hukuk demektir ve hukukun olmadığı yerde devlet değil, çete vardır." şeklinde tarif ettiği hususiyetin tecellilerinin, aktüel hayat içerisinden tek tek işaretlenmesi şeklindedir.

 

 İktisadî bakımdan da gerek makro, gerekse mikro zaviyeden bir çok makale sayfalarımızda yer aldı. Kuru istatistikî bilgiden ziyade; iktisadın beşeriyetin hususiyeti olması gerekirken, beşeriyeti iktisadın hususiyeti olarak görenlerce inşa edilmiş Batı medeniyeti(!) bir çok bakımdan ele aldık. Ayrıca yetersiz de kalsa, olması gereken iktisadî sistemle alâkalı olarak da çeşitli çalışmalar dergimizde yer aldı.

 

İçtimaî hayata gelecek olursak, özellikle Mevlüd Koç Beyefendinin bir kısım yazıları bu konuda hem ferdî, hem de içtimaî bakımdan son derece kıymetlidir. Digi-manyaklık olarak tarif edebileceğimiz, insanî olan ne varsa hepsini süpürüp ardında posasını-leşini bırakan bu devirde, mevcud hâli ve olması gerekeni; bizlerle anlayabileceğimiz sade dili, pekiştirici entellektüel örnekleriyle ufuk açıcı ve sarsıcıdır... Bunun haricinde, belki edebiyat alanı olarak değerlendirilmesi icab ediyor olsa da yazarlarımızın kısa hikâyeleri de içtimaî hayatın çirkinliklerine dikkat çekiyor oluşu ve olması gerekenden saçtığı pırıltılar bakımından mühim…

 

 Edebiyat hususuna değinecek olursak; Büyük Doğu-İBDA Külliyatına nisbeti olanların da çok iyi bildikleri üzere edebiyat yalnız şiir, makale, roman, hikâye demek değildir. Edebiyat baştan başa bütün fikri,  ilim ve sanat şubelerinin üzerine bina edileceği zemini teşkil eden, hadleri işaretleyerek çerçeveyi çizen en üst birimdir ve bizim edebiyatımız "İslâm'a muhatab anlayışla" "mutlak fikre" nisbetle çizilen bir çerçevedir. İBDA Mimarının çizdiği bu çerçeve, yapılan iş ve verilen eserlerden meydana gelecek estetik ve haşmetli binalarla doldurulmayı beklemektedir.

 

Sanat bâbında da dergimiz yazarları tarafından takib edilen pek çok sanat eseri ve faaliyeti değerlendirilerek okuyucumuzla buluşturulmaktadır. Bunun yanı sıra her ay gönüldaşların resim çalışmalarının yayınlandığı dergimizde,  yine hitab ettiği ay içerisinde gerçekleşecek olan kültür-sanat faaliyetleri duyurulmaktadır.

 

Ayrıca dergimiz muhtevasında yer alan söyleşilerden bir kısmına da değinmek isteriz. İbn-i Arabî hakkında 2008 senesinde Prof. William Chittick(Temmuz sayısı), Prof. Carl Ernst (Ağustos sayısı), Prof. Pablo Beneito (Eylül sayısı) ve Prof. James W. Morris (Ekim-Kasım sayıları) gerçekleştirilen söyleşiler son derece ehemmiyetlidir.

 

Sibel Erarslan ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi, söyleşinin başlığına çekilen ve Salih Mirzabeyoğlu davasıyla alâkalı olarak bir dönem slogan hâline gelmiş olan "Salih Mirzabeyoğlu Sûkut Suikastine Maruz"dur ifadesi, gerek okuyucu kitlemizde gerekse farklı mecraalarda oldukça ses getirmiştir.

 

İhsan Kabil'le "Türk Sinemasının Kimlik Bunalımı ve Tarkowski Filmleri Üzerine" gerçekleştirmiş olduğumuz söyleşi de son derece kıymetlidir. Türk sineması üzerine vukufiyeti olan nadir insanlardan birisidir İhsan Kabil...

 

Dergimiz sayılarında pek çok söyleşi yer almış olsa da biz yalnız bazılarını sizlerle paylaşabildiğimizden, son olarak Sadreddin Özçimi ile gerçekleştirdiğimiz "Müslüman Sanattan Anlamam Diyemez" başlıklı söyleşiden bahsetmek istiyoruz. İslâm'ın aşk ile alâkası ve aşkı ihtiva eden kalbin rikkatinin sanat ile sağlanabileceğine dair tesbitler yer aldığı bu söyleşi sanatı da pek çok bakımdan değerlendirmektedir.

 

Geçmiş sekiz senenin muhasebesinin bir sayıda yer alan makaleye sığdırılması takdir edersiniz ki mümkün değil… Nisbeti Büyük Doğu-İBDA olan dergimizin temel vazifesini, şuurlara alternatif sunmak olarak görüyoruz. Yukarıda değindiğimiz her bakımdan, Batı taklitçiliği içinde yoğrulmuş zihinlere, Büyük Doğu-İBDA Külliyatından alternatifler sunarak "yaşanmaya değer" bir hayatın olduğunu ve bu hayatın yaşanabilmesi için gerekenlerin neler olduğuna dikkat çekmeye çalışıyoruz... Yaşanmaya değer bir hayatı da inşallah beraber tez vakitte idrak ederiz.

 

Tüm okuyucularımızı hürmetle selâmlarız…

 

Aylık Dergisi 99. Sayı

 

 

 
Etiketler: Aylık, Dergisi, Sekiz, Yaşında,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Mart 2017
Deva Hazır da Hasta Hazır mı?
03 Şubat 2017
2016’dan 2017’ye Devreden Bakiye
30 Kasım 2016
Üstün Siyaset, Üstün Sanattır
03 Ekim 2016
Anadolu Baharı - Büyük Satranç Tahtası Kırıldı
30 Temmuz 2016
Bu Millete Yeni Bir Ordu Lâzım
04 Temmuz 2016
Şeytanla Karşılaşmamız
05 Mayıs 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XIV
03 Mart 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XIII
01 Şubat 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XII
07 Ocak 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XI
03 Aralık 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - X
05 Kasım 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - IX
08 Ekim 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VIII
04 Eylül 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VII
05 Ağustos 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VI
05 Temmuz 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti –V-
29 Mayıs 2015
Başyücelik Devleti İktisat Vekaleti-IV
30 Nisan 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -III-
02 Nisan 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -II-
09 Mart 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -I-
06 Şubat 2015
Başyücelik Devleti İcra Makamı -Başyücelik Hükümeti-
06 Şubat 2015
Ölüm Odası B-Yedi-Matla’ Beyitler- Eseri Üzerine
12 Ocak 2015
Aydınlar Aristokrasisi ve Başyücelik Devleti
03 Aralık 2014
Devlet Şekilleri - Türkiye Cumhuriyeti - Başkanlık Sistemi Başyücelik Devleti'ne Giriş
30 Ekim 2014
İdeolocyamızın Ruhçuluk ve Keyfiyetçilik Prensibi Hakkında
25 Eylül 2014
Diyalektik ve Âhlak Çerçevesinde
28 Ağustos 2014
Kültür Ekseninde Varlık ve Oluş
01 Ağustos 2014
Çeşitli Veçhelerinden Zaman Meselesi
04 Temmuz 2014
Temel Meseleler Etrafında
09 Mayıs 2014
Sakat Muhakeme -Donma ve Alışkanlık- Üzerine
30 Nisan 2014
Kültür Davası
28 Mart 2014
Batı Medeniyeti, Hâlimiz ve İslâm
04 Mart 2014
Anadolu'daki Sunî Bir Problem: Türkiye Cumhuriyeti
01 Ocak 2014
Takkeli Truva Atı
01 Kasım 2013
Ayıkları Tasfiye Aracı Olarak Hukuk
01 Ekim 2013
Batı: Hasta Adamlar Manzumesi
01 Şubat 2013
Nakşi Şeyhi İmam Şamil
01 Eylül 2012
Filipinlerin Bilinmeyen Mücahidi: Maktan Sultanı Lapu Lapu
01 Ağustos 2012
Sermayemiz Ne Kadar Milli?
01 Temmuz 2012
Yatacak Yeriniz Yok
01 Haziran 2012
Ekonomik Verilerin Hakikati
01 Mayıs 2012
Ekonomik Açıdan 28 Şubat
01 Mart 2012
Suriye ile Alakalı Kısa Mülahazalar
01 Mart 2012
Mekanik Kainat Tasavvuru ve Makine Mefkuresi
01 Şubat 2012
Çağdaş(!) Eğitim Sistemi
01 Ocak 2012
Hesaplaşmaya Doğru Hatırlatmalar
01 Aralık 2011
Müjdeler Olsun! -O Günün Fecr Vakti-
01 Kasım 2011
Modern Dünya'nın İktisadi Bunalımına Dair Kısa Bir Mülahaza
01 Ekim 2011
İnsanın Muhtaç Olduğu 3 şey
01 Eylül 2011
İktisadi Aksiyon Teklifi
01 Ağustos 2011
Kumarhane Güzel(!) Ama…
01 Temmuz 2011
Ak Parti Neden Yüzde 50 Oy Aldı?
01 Haziran 2011
Olmayan Parayı Harcamak
01 Mayıs 2011
Borcun Suni Zevki
Haber Yazılımı