Yazı Detayı
12 Ocak 2015 - Pazartesi 11:50
 
Aynadaki Hayaller
Yahya Yıldırım
 
 

- Odada bir sessizlik vardı. Aynı odada ikamet etmek mecburiyetinde kalan insanlar, birbirlerinden fersah fersah uzaklardaydı. Tıpkı aynı mahallede, aynı sokakta, aynı şehirde, aynı memlekette yaşayıp ta, kendi 'öz'lerine uzak kalanlar gibi...Ne oldu bize?..Sorusuna cevap mahiyetinde...  Bıçak gibi, keskin sessizliği kesenler anlatıyor....

-Neler olmuş neler?..Hani şu yan tarafta kalanlar var ya...

-Ne olmuş onlara?..

-Kavga etmişler...

-Sebep?...

-Sudan sebeplerden diyorlar...

-Hani aralarından su sızmıyordu.

-Bunların hepsi laf...İnsanın olduğu yerde, sorunda bitmez kavgada!..Fakat, incir çekirdeğini bile doldurmayan bahanelerle,-mazeretim var asabiyim ben- şarkısı repliğinde kavga etmekte ne demek?...

-Gözünün üstünde niçin kaşın var?. Diye sorabilene, -tencere dibin kara, seninki benden kara- cevabı verilerek, ateşle barutu yan yana getirmek demek..Sonuç güm!..

-Pekala...Ya diğer odada yaşayanlar...Onlar ne alemde?..

-Kısaca anlatmaya çalışayım.

-Lütfen..

-'Nasılsın?' Bile diyemeyecek duruma gelebilir mi insan? Bazen gelebiliyormuş buna inan...Vicdanının sesine kulak veren insan da olmasaydı, bütün kıymetlere kıyılırdı o an...Rol yaparken bile rol yapmak,nasıl bir duyguydu acaba?..Senaryosu sana ait olmayan, başkası tarafından hazırlanmış bir filmde oyuncu olmak gibi..Vicdansız suflörlerin sana okuduğu metinleri papağanvari tekrarlamak..'Şurada susacak, şurada konuşacak ve şurada duracaksın' sözlerine muhatap olmak..Bir de garip bir şekilde, kara-mizah türü bir filmin zoraki kahramanı olmak..Yeterli mi?..

-Ama, hangisi?.. Rol yaparken , hep kendinden uzak olmak mı? Başkası olurken papağan olmak mı?..Yapılabilecek işleri yapmamak mı? İş yaptım zannederken reklam yapmak mı? Ya da hiçbir şey yapmayıp, caka satmak mı? Bir şey oldum kanaatiyle kendinden emin, eşyayı seyretmek mi?

-Bak dinle...Söyleyen ne de güzel söylemiş;

'-Suçüstü yakala kendini..'

-Ama, hangi birisini söyler misin?..

-İnsanı enseleyici bu sözün devamı da var;

-'...Suçüstü yakala kendini diyen kendini de yakala, sonra onu da. Bu böylece, yazan elinin hesabını veremeden gider..' Ne dersin. Harika değil mi?..

-İyi güzel de..Bunu hakkıyla yapabilmek?...Şimdi bir soru geldi aklıma..Konuşurken dahi anlaşamayanların aksine, susarken bile anlaşabilmek ne demek?..

-Anlayıp ta sevmek demek...Muhatapların birbirlerini seyredebildiği şeffaf aynaların vazifelerini icra ediyor olmaları demek..Ve kusurların, hataların, yanlışların doğruya te'vil edilmesiyle beraber, fayda devşirmek demek..Hatta..' Diyerek sözlerine devam etmek isterken...Aniden bir ses peydah oldu. 

-'Acaba, aynalara yansıyan görüntüler bizleri ele mi veriyorlar?.'

Sonra bir ses  daha, bir ses daha...Bu sesler, sanki canlı bir varlık gibi aynada belirdi. Bir ayna böyle bir şeyi nasıl yapabilirdi?.. Cevap gecikmedi.

'Anlamak, anlayabilmek...'Gören göz' varsa, hele bir de aynalar tozlu değilse, sen seyret manzarayı neler gösterirler neler!'

Odadaki şahsın kafası karıştı.Ayağa kalkıp, yürümeye başladı. Deminden beri kendisine bakarak konuştuğu tozlanmış aynanın önünde durdu. Yine kendi kendine konuşuyordu; '-Suçüstü yakalayabildin mi kendini?.Nerdeee?..Seninki de delilik..Ya Gönüldaşlık?..

-Gönüldaşlık mı?..

-Evet.Gönüldaşlık..Hani, gönülden seven ve birbirine benzeyen, gönül aynalarında birbirlerinin ahvallerini seyreden...Hani, hep doğruya sevk eden, Hakikati aziz bilip adaleti gösteren...Hani, gönüllerini ve yüreklerini meydan yerine koyup, hakikat yolunda hem merhametli hem de cesur olanlar!..Hani, lafa değil icraata bakanlar!..  Onlar nerede, sen neredesin?..

Aynada yansıyan görüntü, odadaki şahsın göz bebeklerinde  belirdi.Fakat, sonra yok oldu. İşte o zaman, tekrar kendi aynasına baktı. Ahvallerini seyre daldı. Kendisini suçüstü yakalayıp, göremediklerini görebilmeyi ümit etti..

Aylık Dergisi, Aralık 2014

 
Etiketler: Aynadaki, Hayaller
Yorumlar
Haber Yazılımı