Yazı Detayı
01 Mayıs 2013 - Çarşamba 01:44
 
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -3-
Fatih Turplu
 
 

 -Son Yemek-

Panteon’da, evlerde ve Roma’nın dehlizlerinde herkes aynı mevzuyu konuşuyordu. Kâh şehir meydanlarında, kâh mağaralarda görünen bir adamın söyledikleriydi herkesin ortak mevzusu:

“Sağ yanağına tokat atılsa, diğer yanağını çevireceksin.”

Arenalarda kölelerin sadistçe katledildiği bir devir…

Roma'da en zâlim şiddeti bir söz ve davranışla boşa çıkaran, vicdanlara hitap eden bir buyruk… Roma şaşkın!

“Komşunu kendin gibi seveceksin”

Bütün Roma’nın sosyal statüsüne karşı açılmış bir savaş. Nefsini, başkalarının nefsi ile bir tutma tavsiyesi ve kendine yapılanı merhametle karşılama emri. Öyle bir tavır ki, taşa gösterilse yumuşayacak, dize gelecek; ama, Roma’nın ileri gelenlerinin rahatsızlığına sebep…

Hz. İsa, Romalılar tarafından ölüm fermanı ile aranıyor. Yeni dinin (İseviliğin) mensupları, arenalarda arslanlara atılıyor, taşlanıyor, dışlanıyor.

Bir not olarak ekleyelim ki, bugün, (Spartaküs) dizisi ile mevcutta olan ve potansiyel köle adaylarına süslü efektlerle o günleri anlatan, sunan da şimdinin Roması Amerika; başkaldırışın en kaliteli dizisini yapan da o, köleleştirmeye devam eden de...

İnsanlığın başına bela Yahudiler Hz. İsa'yı arama işinin başını çekenler arasında… Tarihin her döneminde tahripçi mizacını sahneye koyan, nerede birlik görse dağıtan yahudi, Romalılardan bin kat daha hevesli Hz. İsa’yı arıyor öldürmek için. Ve onunla alakalı her şeyde, gönüllü olarak görev alıyor.

Allah tarafından Hz. İsa göğe çekiliyor ve ilâhi hikmet ve kader icâbı yüzü Hz. İsa’ya benzettirilen Yuda çarmıha geriliyor…

Çarmıhta “terk edilen” Yuda…

Rönesans’ta ve sonrasında birçok meşhur ressamın mevzu ettiği bir tablo: “Son yemek" yahut "Son akşam yemeği"... 15. yüzyılda Milano'da Leonardo da Vinci tarafından Duke Lodovico Sforza'nın isteği üzerine yapılmış bir fresktir. İlginçtir, Hıristiyanlık inancına göre "Son Akşam Yemeği'nde İsa ve Havarileri Kutsal Kase'den şarap içiyorlar ve ekmek yiyorlardı"; ancak Da Vinci'nin resminde kâse ve şaraplı ekmek yoktur. Hıristiyanlık dünyasında uzun yıllar tartışma konusu olmuştur bu durum. Hz. İsa ve havarilerinin bulunduğu, ve Hz. İsa’nın “Horoz ötmeden biriniz beni ihbar edecek!”  dediği akşam.

Tablo’daki Yuda-Yehuda, tedirgin…

Judas ve Son Yemek... Bu isim ve yemek etrafında biraz duralım.

Hırıstiyanlık'ta ve Batı'da Yuda ihanetin sembolüdür. Günlük konuşma dilinden deyimlere kadar uzanan binbir yerde ona rastlayabilirsiniz;

Mesela birisi size ihanet etmişse "seni yuda senii" tarzında hitap eder Hıristiyanlar...

Şiirlerden şarkılara, bira isminden 13 rakamının uğursuzluğuna inanmaya kadar binlerce argümanı kendisinde barındırır bu isim. Batı'da idam mahkumlarına özellikle "son yemek" isteklerinin sorulmasının da Hz. İsa ve havarilerinin yedikleri yemekten atıfla olduğunun da altını çizelim. Mesela Tablo’daki dökülmüş tuzdan mülhem Amerika ve Batı'da dökülmüş tuzun uğursuzluğuna inanılır. Lost dizisinin tanıtım fragmanlarından bütün bir edebiyat dünyasına kadar yüzlerce misal verilebilir.

"Judas"ın Fransızca da "Dikiz deliği" mânâsına gelmesi, Belçika'da bir bira ismi olması, Depeche mode'un bir şarkısının konusu olması gibi günümüze dair misaller de vardır; edebiyat alanında ilk hatrımıza gelen misal Oscar Wilde'ın The ballad of reading gaol - Reading Zindanı Baladı'dır; bu balad'ın ilk kısmında geçen:

"Kulak verin sözlerime iyice,

Herkes öldürebilir sevdiğini

Kimi bir bakışıyla yapar bunu,

Kimi dalkavukça sözlerle,

Korkaklar öpücük ile öldürür,

Yürekliler kılıç darbeleriyle!"

bölümünün "Korkaklar öpücük ile öldürür" mısraları, Yehuda'nın anlaştığı Romalılara, Hz. İsa'yı öperek işaret etmesine atıftır. "Kiss of judas"  Yuda'nın Öpücüğü; Yuda, Romalılar'ın verdiği 30 gümüş para karşılığında 'yarın meydanda onu öpeceğim, gidip yakalarsınız' diyerek bu öpücüğü işaret olarak kullanır. Son akşam yemeği'nin ertesi günü verilen bu öpücük, ihanet öpücüğü olarak da bilinir...

Yuda'nın kızıl sakallı olması bile Avrupa'da özellikle Ortaçağ'da kızıl saçlı ve sakallılara karşı önyargı doğurmuş ve nefrete sebeb olmuştur. Irk olarak kızıllığın yaygın olduğu Kelt'liler de bu bakış açısından epey pay sahibidirler.  İtalyanca "Barba rossa" kelimelerinden türeyen "kızıl sakal" sıfatının meşhur Osmanlı kumandanlarından Oruç Reis'e kızıla çalan sakalı yüzünden Barbarossa adını vermeleri de tesadüfî olmasa gerek? Oruç Reis'in şehadetinin ardından küçük kardeşi Hızır için kullanılan bu isim, Türkçeye Barbaros olarak geçmiştir. Herkesin bildiği "Barbaros Hayreddin Paşa" mâlum...

Yehuda'nın Hz. İsa zannedilerek çarmıha gerildiği ağacın erguvan olduğu ve böyle bir alçaktan utanarak kızardığı ve pembeleştiğine inanılır Hırıstiyanlarca...

Van Gogh, “Balzac’ın sadece şu cümlesi yeter” derken acaba o geceyi, ertesi gününü mü kast ediyordu: “fundalıklarda sessiz duran bir horoz gibi”…

Sadece tek bir kelime ve isim etrafında bu kadar zenginliği baz alarak düşünürsek, Hırıstiyanlık'ın Antik Romalılar ve Batı kültürü üzerindeki etkilerini ve Roma'nın Rönesans'a doğru kıvrılışını daha iyi anlayabiliriz sanırız.

Roma ve Yahudiler Hz. İsa’nın öldüğü tesellisi ile sevine dursunlar, Üstad Necip Fazıl’ın dediği ile “Hz. İsa’nın üflediği nefes” bütün Roma’yı saracak ve devletin dini olacak.

Fakat her ne var ki, Ashab-ı Kehf misalinden bildiğimiz gibi, Hz. İsa’nın getirdiği ve söylediği tahrif edilmiş, putlaştırılmış bir hâle gelecekti. Ne olursa olsun, Roma’lı içindeki boşluğu, rûhî ukdesini bulmuştu. Gayretlerini bir değere bağlıyordu artık.

Hıristiyanlığı hayatlarının merkezine aldılar ve elde ettikleri bütün verimlere yeni bir göz-ruh ile baktılar. Kilise kuruldu, Latin dili iyice ehemmiyet kazandı.

Milattan sonraki dönemlerde ilmî verilerin hepsi teolojik boyutları ile de değerlendirilmeye başlanmıştı. Yunan Aklı’nın verimleri sonrasında Kilise’nin söylemleri ile çatışmaya başlamıştı. Bu mevzuya bir misal verelim. Astronomi’de belirli bir noktaya gelinmiş bir hâlde iken Kilise buna karşı çıktı. Kudüslü rahip Cyril (ölümü M.S. 360) ile Tarsus Metropoliti Diodorus (ölümü M.S. 394)un desteği ile, meşhur “dünya düzdür!” kararı alındı. Prof Dr. Hüseyin Gazi Topdemir’in ifadesi ile “başta ilme sahip olmak başlı başına bir erdem sayılırken, giderek ilmin yararı tartışılmaya başlandı.”

Tarih M.S. 476 sıraları… Batı böyle de diğerleri nasıl ki? Hep öyle… Bütün dünya, tarihi boyunca görmediği bir karanlığa niçin gömülmüştü? Nasıl ve neden? Dünya cahilliye dönemine girmiş ve mahfuzlar hariç vahşilerin yaşadığı bir yer olmuştu.

 

Aylık Dergisi 104. Sayı

 
Etiketler: Batı, Dünyası, ve, Temel, Dayanakları, Üzerine, -3-,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Mart 2018
Fırtınaların Prensi
24 Ekim 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VIII-
03 Ekim 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VII-
31 Temmuz 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VI-
03 Haziran 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -V-
09 Mart 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -IV-
03 Şubat 2017
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz? -III-
04 Ocak 2017
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz? -II-
30 Kasım 2016
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz?
30 Temmuz 2016
Darbe Öyle Olmaz Böyle Olur!
30 Temmuz 2016
Bir Adam Yaratmak ve Trajik İnsan
04 Temmuz 2016
Varlık Sebebi...
03 Mart 2016
Milletler Arası Hukuk Açısından BM
01 Şubat 2016
Kamu Hukuku-Amme Hukuku Bahsi
07 Ocak 2016
5 Aralık 1999 Şanlı Metris Zaferi
03 Aralık 2015
Başyücelik Devleti "Yeni Dünya Düzeni" Devlet Şekilleri Bahsi Üzerine
05 Kasım 2015
Osmanlı Devleti'nde Ermeniler ve Günümüze Kadar Ermeni Meselesi 1324-2015
08 Ekim 2015
Tüm Zamanların En İyi Boksörü- III
04 Eylül 2015
Hilâl ile Haç’ın Ringe Çıkışı! II
05 Ağustos 2015
Rinklerin Yeni Prensi - I
05 Temmuz 2015
Genel Seçim Değerlendirmesi
29 Mayıs 2015
Selçuklular Devri'nde Ermeniler (1028-1246) ve Peygamberimizin Ermenilere Verdiği Amannâme
30 Nisan 2015
Ermenilerin Tarihî Kökeni ve Osmanlı Devleti Dönemine Kadar Ermeniler
02 Nisan 2015
Ermeni Meselesi ve Tarih Şuuru -Giriş-
09 Mart 2015
Korku Histerisi ve İslâm’ın İkinci Hâkimiyet Devresi
03 Aralık 2014
“Başyücelik Devleti“ ve Engelciler
16 Ekim 2014
Kültür Davamız Eserindeki "Tatbik Fikri ve Muhatap Anlayış" Bahsi Üzerine...
25 Eylül 2014
İman ve İspat, Bilgi’nin Doğuşu Üzerine...
28 Ağustos 2014
"Kültür Davamız" Eserindeki "Allah-Âlem-İnsan" Bahsi Üzerine
01 Ağustos 2014
"Zaman ve Şuur" Bahsi Üzerine
04 Temmuz 2014
"Kültür Davamız" Eserindeki "İki Yol ve Süzme" Üzerine
09 Mayıs 2014
Sakat Muhakeme - Karşı Yanlış- Üzerine
30 Nisan 2014
Kültür ve İdeoloji Üzerine…
29 Ocak 2014
“Aydın” Çağından mı Gazetedeki Köşesinden mi Sorumlu?
11 Aralık 2013
Eğitim Sistemimiz, Dershaneler ve Ak Parti
25 Kasım 2013
Kültürel Uyuşturma Operasyonu
01 Ekim 2013
Sanal Dünya, Gerçek Dünya ve Kitaplar
01 Eylül 2013
Günümüz İslamcılığının "İslam Anlayışı" Karşısındaki Çıkmazları Üzerine
01 Ağustos 2013
Dostoyevski’nin Cinler Romanı Üzerine Birkaç Not
01 Nisan 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -2-
01 Mart 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -1-
01 Şubat 2013
Danton ve Robespiyer
01 Aralık 2012
Sert Rüzgarlar…
01 Aralık 2012
Entrikanın Mücessem Hâli: Joseph Fouche -3-
01 Kasım 2012
Entrikanın Mücessem Hâli: Joseph Fouche -2-
01 Ekim 2012
Joseph Fouché Üzerine… -1-
01 Eylül 2012
“Kadına Şiddet” Mevzuuna Dair
01 Ağustos 2012
“Berzah -Bütün Dalların Birleştiği Kök’e-” Eseri Etrafında
01 Temmuz 2012
Sıradan Bir Gün
01 Haziran 2012
Tümevarım ve Zaafiyeti Üzerine
01 Mayıs 2012
Mitolojiden Sinemaya
01 Nisan 2012
Van Gogh Sergisi Vesilesiyle Resim
01 Şubat 2012
Mitoloji ve Sinema üzerine (2)
01 Ocak 2012
Mitoloji ve Sinema üzerine (1)
01 Eylül 2011
Gerilim ve Korkunun Ustası Hıtchcock
01 Ağustos 2011
(Eymi Vaynhauz) ve Koyun Atlatma
01 Ekim 2010
Bir Filmin İyi Olduğu Nasıl Anlaşılır?
01 Eylül 2010
‘Seni Kim Kumanda Ediyor?’
01 Eylül 2010
Bir Romanın Konusu - Vesile Kimdir?
01 Ağustos 2010
Reenkarnasyon-Tenasuh Üzerine
01 Temmuz 2010
Tarkowsky’nin Son Filmi Offret-Kurban
01 Aralık 2009
Bir Tarkowski Klasiği: Stalker (İz Sürücü)
01 Haziran 2009
Andrei Tarkowski’nin Hayatı ve Sanatı Üzerine
06 Nisan 2009
Truman Show Filmi Üzerine
Haber Yazılımı