Yazı Detayı
01 Mayıs 2012 - Salı 01:38
 
Bir Ayniyetin İki Kanadı: Büyük Doğu-İbda
Kazım Albay
 
 

Necip Fazıl’ın misyonunu Salih Mirzabeyoğlu gibi gösteren olmamıştır.

Üstad’ın bazı konferanslarına da yetişen biri olarak, Üstad’ı şiirleriyle ve polemikleriyle tanıyordum sadece. Onun mütefekkirlik yönünü ve buna paralel zaruri olan aksiyon yönünü yeterince bilmiyordum. Aksiyonun fikre geçirilmiş üstün iş mânâsını Üstad’ın kitaplarından okumuş olsam bile idrak edemediğim için Üstad’ı sadece kahramanlık yönüyle görüyordum.

Ne zaman ki Gölge Dergisi (1975) ve Akıncı Güç’le (1979) Salih Mirzabeyoğlu’nun fikirleriyle tanıştım, Necip Fazıl’ın misyonunu gerçek mânâsıyla öğrenmeye, aksiyon adamlığını da idrak etmeye başladım.

Büyük Doğu dâvâsı bir ütopyadan ibaret olarak ve kütüphanelerin tozlu raflarında kalacaktı eğer İBDA ve Salih Mirzabeyoğlu olmasa idi.

Hakikati arayan soylu bir insanın ıstırabını taşıyan Salih Mirzabeyoğlu, ta ilk gençlik yıllarında aradığı sesi ve ruhundaki kör düğümleri çözen formülü Necip Fazıl ve Büyük Doğu İdeolocyası’nda bulmuştu. (1963-64 yılları)

Dünya görüşü haysiyetini Necip Fazıl’da bulan Salih Mirzabeyoğlu Üstadının yolunda tavizsiz çizgisiyle Büyük Doğu idealine devam etmektedir.

Üstadı tarafından “Fikir Çilesi Haysiyetinin Müstesnâ Genci” iltifat ve itibârını alan hâkim mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu, Üstad’ın “düşük çocuklar” dediği zümreden kaçınarak, Büyük Doğu kavgası için çile yükünü sırtlanmayı tercih etmiştir. Ki onun için Büyük Doğu kavgası var, ki onun için İBDA kavgası var.

Bazı İslamcı haset yazar-çizerler gibi (ki Üstad onlar için “düşük çocuklar” demiştir) Büyük Doğu İdeolocyası’na teslim olmayı içinde ukde yapmayan ve bağlılıkta kendini ortaya koyan Salih Mirzabeyoğlu, şahsiyet davasına da örnek olmuştur. Onun için Necip Fazıl’ın şahidi Salih Mirzabeyoğlu vasfına haizdir, onun için Kumandan vasfına haizdir.

Büyük Doğu’yu rahat koltuklarında değil, tıpkı Üstad gibi kanıyla-canıyla yürüten İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu olmuştur.

O zaman, Necip Fazıl’ın misyonunu da Salih Mirzabeyoğlu’ndan öğrenmek zorundayız. Kuru övgü olarak değil, tarihi ve aktüel kıymete haiz olan Salih Mirzabeyoğlu tarafından yapılan Necip Fazıl tanımlamasını dikkatlerinize ve düşüncelerinize sunuyorum:

“Beş asırlık tarih dilimimizle birlikte çağımızın nabzını yakalayan ve ideali aramayla toprağa bağlanma arasındaki bir berzahta kıvranan insanoğlunun oluş ıstırabını hakikatine nisbetle heykelleştiren adam… İSLAMA MUHATAP ANLAYIŞ’ın dünya görüşünü örgüleştiren adam… Dâvânın aşkını, vecdini, diyalektiğini, estetiğini, dost ve düşman kutuplarını işaretleyen, hedeflendiren, istikâmetlendiren; İslâmı eşya ve hâdiselere tatbik edebilmenin “nasıl”ını çerçeveleyen adam… Bunun sembol şahsı, Büyük Doğu Mimarı’dır!”

Bir ideolojik mihrâka sahip olmayanların fikrî ve siyasî zikzaklarını her an görmekteyiz ve İBDA’nın istikâmet çizgisi de her an görülmektedir, bazı görmeme ve karalama çabalarına rağmen billur gibi parlamaktadır. Tabii gözü parlak olanlara.

Pazarlıksız Allah ve Resulü diyenlere İBDA Mimarından çağrı:

“Büyük Doğu idealinin sevdalılarına, samimilerine, çıkar hesabında olmayanlarına ve davaya alçaklık mizacında bulunmayanlarına, altında toplanacakları bir sancaktır İBDA…”

Şunu da belirtelim ki, Necip Fazıl’ın kavgasını mihrak edinen İBDA’dan uzak duranların, “Necip Fazıl’ın yaşamasını çok isterdim!” diyerek günah çıkarması samimi bir tavır değildir.

 

Aylık Dergisi 92. Sayı

 
Etiketler: Bir, Ayniyetin, İki, Kanadı:, Büyük, Doğu-İbda,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Ocak 2019
Absürd Tiyatro
06 Aralık 2018
Geleneksel Türk Tiyatrosunda Meddah ve Meddahlık Sanatı
29 Ekim 2018
Geleneksel Türk Tiyatrosu -I-
30 Kasım 2016
Esseyid Abdülhakim Arvasi
01 Ağustos 2015
Kanun Geri Yürüdü: Mirzabeyoğlu Hücrede
01 Nisan 2012
ABD Ordusunun Eseri...
01 Ocak 2012
Yeni Yıl ve Yenilenecek Yüzyıl
01 Aralık 2011
Bizim Vekiller Aptal mı veya Noter Kâtibi mi?
01 Kasım 2011
Gazali Sempozyumu Vesilesiyle
01 Kasım 2011
Tekerleme İman Değil, Her An Taze İman
01 Kasım 2011
Solmaz, Pörsümez Yeni
01 Ağustos 2011
Ruhsuz Müslümanlık ve İbdacılık Üzerine
01 Temmuz 2011
İslam, Sorgulayarak Teslim Olmak
01 Haziran 2011
Din ile Dünyanın Dengesini Kurabilmek
01 Mayıs 2011
Büyük Doğu’ya Öykünmek Değil, Büyükdoğu’yu Yürütmek
01 Nisan 2011
İktisadın Ahlaka Tesiri
01 Mart 2011
Devrimin Objektif ve Sübjektif Şartları
01 Şubat 2011
AKP “Bizden” mi?
14 Ocak 2011
2011'de Hedeflerimiz ve Kısa Bir Muhasebemiz
01 Kasım 2010
İslâm’ın Tesettür Emri, Kadına Verdiği Kıymettir
01 Ekim 2010
Harekette Bereket Vardır
02 Eylül 2010
Bir Serginin Ardından
10 Ağustos 2010
1 Ağustos İbda’nın Kuruluşu Üzerine
02 Temmuz 2010
Dışta Kurtuluş İçte Kurtuluştan Geçer
01 Nisan 2010
İyi’den Kötü’ye Gidiş!
01 Mart 2010
Batıcı Hayat Tarzı ve Sonuçları
03 Şubat 2010
Gündemimiz Ne veya Ne Olmalı?
01 Aralık 2009
Erkek Doğmak Kolay, Erkek Olmak Zor…
02 Ekim 2009
“Ben Değil, Biz!” Diyen Aylık Dergisi
01 Ocak 2009
İslam ve İdeoloji
01 Ocak 2008
“Eski Şekil Hep Yeni Ruh…”
11 Eylül 2007
Kendimize İyi Davranmak
11 Haziran 2007
İç Hayatımız mı Önemli, Dış Hayatımız mı?
01 Ocak 2007
Yakın Tarihi Sorgulamak
02 Aralık 2006
Dünü Bugüne Bağlamak; Kültür-Tarih Birliği
01 Ekim 2006
İnsan Kökleri, "Berzah"
01 Ocak 2006
İslâm Fıkhı İbda
01 Mart 2005
21. Yüzyıl Savaş Tekniği ve İbda
08 Ekim 2004
Yakışı Ayrı Bir Tat “Münşeat”
01 Ekim 2004
Büyük Muztaribler II. Cildi Üzerine…
30 Kasım -0001
Açlığımızın Bile Farkında Değiliz!
Haber Yazılımı