Yazı Detayı
01 Ekim 2010 - Cuma 05:16
 
Bir Filmin İyi Olduğu Nasıl Anlaşılır?
Fatih Turplu
 
 

Birçok film çekiliyor. Her hafta –neredeyse- yeni bir film sinemalarda gösterime giriyor. Artık, “yüzlerce” ile değil “binlerle” ifâde edilmesi bile az geliyor.

 

Ne kadar da çok film var! En az filmler kadar da diziler var. Çok iyileri var, çok kötüleri ve vasatları. Hepsi kendi içinde ayrı ayrı değerlendirilmeye ve tasnife muhtaç.

 

Hangisi güzel, hangisi çirkin?

 

Keşke dünya çapında bir filtre olsa da hepsini bu filtreden geçirmeye muvaffak olabilsek!

 

Farz edelim ki elimizde, hangi filmin “iyi” olduğunun “iyi-güzel-doğru”ya nazaran belireceği ve kötü olanların içinden geçemeyeceği bahsettiğimiz gibi bir filtre var; acaba, son yirmi yılda, otuz yılda çekilen sinema filmlerinin hangisi bu filtreden geçer?

 

Kaç tanesine zaman ayırmak için değer? Değmiştir? Seyredildiğinde, seyredilip geçildi mi, yoksa bir kitab gibi, vakti zamanı geldiğinde yeniden ilham almak için seyredilebilir mi?

 

Ne yazık ki artık iyi film çekilmiyor. İyi yönetmenler olmadığı için iyi filmler de yok artık.

 

Milyon dolarlık bütçeler, (Holivud), (Bolivud), Fransız filmleri, İran filmleri, Avrupa filmleri, Japon sineması, Türk filmleri… Liste uzayıp gidiyor.

 

Binlerce film içinden kaç tanesine zaman ayırmak için değer? Seyretmeden iyi olup olmadığını bilemiyoruz; seyredince de birçoğunun “zaman kaybı” olduğunu görüyoruz.

 

Ne yapmalı? Nasıl bir kıstas, nasıl bir usul izlemeli?

 

“Sinema–film sektöründe bir buhran var” demek istemiyoruz. Bir “buhran” var olmasına var; ama bu, zannettiğimiz kadar basit ve bir yemeğin üzerine sos ekler gibi “buhran var” denilip geçilecek kadar basit değil.

 

“Sinema artık bir tıkanma dönemine girmiştir!” sözünün bile vakti geçeli 15–20 seneyi aştı.

 

Eh, Amerika ve Avrupa’nın umûmunda hâl böyle olunca, onları taklitten iki büklüm memleketler için ne söylesek boş!

 

Eskiden çekilmiş bütün filmlerin tekrarlarını çekti (Holivud). Bazılarını ikişer defa bile çektiler. Çizgi filmleri sinemalaştırdılar, eski senaryoları derleyip tekrar filmleştirdiler; yetmedi “animasyon film” sektörünü ortaya çıkardılar… Öyle derin bir maddî iştiha ile filmler yaptılar ki, ele alacak mevzu, üzerine söyleyecek laf bile bulamaz bir hâlde tıkandılar, kaldılar. Öyle bir maddî iştaha ki, ancak büyük bir manevî hasret’e gebe!

 

(Holivud), (Hiçkok)un Kuşlar’ı gibi bir filme imza atmayalı çok uzun seneler oldu. Milyon dolarlık bütçelerle yüzlerce film çekildi, milyonlar seyretti ve yine milyon dolar gişe hâsılatları kazanıldı; fakat Kuşlar filmi gibi yahud buna benzer filmler yapılmadı, yapılamadı. Hâlâ dönüp dönüp Rıhtımlar Üzerinde’yi seyretmek zorunda kalıyoruz; bize hayatın içinden, hayata dâir, olanların, olacakların ve olması özlenenlerin saf biçimini veremediler senelerdir. “Veremediler” demek de haksızlık olur; insan kendisinde olmayan bir şeyi başkasına nasıl verebilir ki?

 

(Orsın Vels)in Citizen Kane gibi seyredilecek ve seyredildiğinde bir kenarda bırakılıp unutulmayacak, vakti geldiğinde tekrar seyredilebilecek filmi gibi bir film yapamıyorlar artık.

 

Yaptıkları -argo bir tâbirle- en kral filmlerin hafızamızda yer edeceği zaman birimi, artık “ân” ile ölçülüyor. Seyrettiğimiz filmler biter bitmez hayatımızdan çıkıyorlar ve buhar olup kayboluyorlar. Şöyle bizi derinden sarsacak bir film nerede? Maalesef! Hangi filmden kaç diyalog hatırımızda? Hangi filmden sonra içimiz bir kitab okuma arzusu yahud şiir okuma arzusuyla doldu? Maalesef iyi filmler çekilmiyor artık.

 

Bir zamanların yükselen’i Amerika,  artık sinema sektöründe de duvara toslamış durumda.

 

Edebiyat ile sinema’nın birebir irtibâtı var. Her film aslında okunacak bir kitab gibidir. Yazar’ın yerini yönetmen alır ve bütün cümleleri özenle seçen bir romancı gibi, okuyucunun-seyircinin canını acıtacak yahud ruhunu okşayacak kareleri bir bir örer. Bu bakımdan yönetmen, aslında bir yazardır da! En ulvî hisleri bulup en iyi uslub ile okuyucuya takdim eden romancı ile aynı yoldan giden bir yönetmenin, birbirlerinden hiç de farkı yoktur.

 

Yönetmenin dehâsı yahud basiretsizliği, o filmin sıradan, basit, “okunmasa da olur” cinsinden bir kitaba, veyahud okundukça tekrar okunmayı gerektiren bir esere dönüşmesini sağlar.

 

(Hiçkok) gibi teferruatçı, (Vels) gibi ihtiraslı, (Tarkovski) gibi edebiyatçı ve derin bir yönetmen yok artık. (Kopola) gibi bir mevzuu her yönü ile kavrayabilen, (Kurosava) gibi bizi hikâye örgüsüne mıhlayan, (Bergman) ve (Bunuel) gibi işini aşkla yapan yönetmenler de yok!

 

(Balzak) gibi bir tasvir dehâsı, (Dostoyevski) gibi derin, (Edgır Elın Po) gibi bir edebiyatçının artık yetişmediği kurak fikir iklimlerinden doğacak kitab nasıl olursa, ismini saydığımız ve saymadığımız yönetmenlerin ve tarzlarının artık dünyayı terk ettiği bir iklimde yapılacak filmler de o kadar oluyor.

 

İhtiyar Avrupa, duvara toslamış bir Amerika ve bütün sermayesi onları taklitten başka bir şey belirtmeyen, -istisnaları hariç- millî gâye gütmeyen milletler...

 

Sinemanın içine düştüğü kendini tekrar ve orijinal eserlere imza atamama hastalığının ana müsebbibi, fikirsizliktir.

 

Hakikatin olmadığı yerde boşluğu dolduran elbette bâtıldır; hakiki fikrin olmadığı yerde onun boşluğunu dolduran da elbette başıboş fikir silsileleridir ve en büyük hilesi, bunların kategorileştirilerek bir “bütün” gibi yutturulmasıdır.

 

Fikirsizliğin bu kadar tavan yaptığı bir yüzyılda, sinemanın maalesef bir kakofoni görüntüsü arzetmesi pek tabiî bir hâldir.

 

Son yüzyılda, memleketimizde ve dünyada, fikirde, şiirde ve sanatında örgüleştirdiği eserleri ile kendi fikrinin takibçisi olmuş, “fikir adamı” hüviyeti ile hayatını fikir, fikrini hayatı bilen kaç edebiyatçı, ressam ve şair tanıyoruz?

 

Evet, şimdi tekrar başa dönüp soralım: Bir sürü film var, hangisini seyretmeli?

 

Kaç tanesine zaman ayırmak için değer? Değmiştir? Seyredildiğinde, seyredilip geçildi mi, yoksa bir kitab gibi, vakti zamanı geldiğinde yeniden ilham almak için seyredilebilir mi?

 

Ne yapmak lâzım?

 

Bir filmin “iyi” olup olmadığını anlamak için, sıkı bir kitab okuyucusu olmak; “okunmasa da olur” kitab deryasında kaybolmamak için, “bütün bir fikir”e muhatab olmak gerekiyor. (Tarkovski)yi yâdetmenin yeri:

 

- “Niçin bu ülkede herkes kitabların film versiyonlarına çok meraklı?

 

Çünkü kendileri yeni bir fikir üretemiyorlar. Tabiî modern bir mevzu ile film yapmak kolay değil. Eğer doğrunun yanındaysan, doğruyu konuşmak gerek. Bunu yaparsan, her zaman herkesi memnun edemezsin. Bu yüzden film yönetmenleri uyarlamalara yöneliyorlar. Fikirler metinlerde var, kurgu da hazır.” *

 

* Andrey Tarkovski, Zaman Zaman İçinde –Günlükler-, Maria Chugunova’nın sinema dergisi için yaptığı röportajdan.

 

 Aylık Dergisi 73. Sayı - Ekim 2010

 
Etiketler: Bir, Filmin, İyi, Olduğu, Nasıl, Anlaşılır?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Mart 2018
Fırtınaların Prensi
24 Ekim 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VIII-
03 Ekim 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VII-
31 Temmuz 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VI-
03 Haziran 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -V-
09 Mart 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -IV-
03 Şubat 2017
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz? -III-
04 Ocak 2017
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz? -II-
30 Kasım 2016
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz?
30 Temmuz 2016
Darbe Öyle Olmaz Böyle Olur!
30 Temmuz 2016
Bir Adam Yaratmak ve Trajik İnsan
04 Temmuz 2016
Varlık Sebebi...
03 Mart 2016
Milletler Arası Hukuk Açısından BM
01 Şubat 2016
Kamu Hukuku-Amme Hukuku Bahsi
07 Ocak 2016
5 Aralık 1999 Şanlı Metris Zaferi
03 Aralık 2015
Başyücelik Devleti "Yeni Dünya Düzeni" Devlet Şekilleri Bahsi Üzerine
05 Kasım 2015
Osmanlı Devleti'nde Ermeniler ve Günümüze Kadar Ermeni Meselesi 1324-2015
08 Ekim 2015
Tüm Zamanların En İyi Boksörü- III
04 Eylül 2015
Hilâl ile Haç’ın Ringe Çıkışı! II
05 Ağustos 2015
Rinklerin Yeni Prensi - I
05 Temmuz 2015
Genel Seçim Değerlendirmesi
29 Mayıs 2015
Selçuklular Devri'nde Ermeniler (1028-1246) ve Peygamberimizin Ermenilere Verdiği Amannâme
30 Nisan 2015
Ermenilerin Tarihî Kökeni ve Osmanlı Devleti Dönemine Kadar Ermeniler
02 Nisan 2015
Ermeni Meselesi ve Tarih Şuuru -Giriş-
09 Mart 2015
Korku Histerisi ve İslâm’ın İkinci Hâkimiyet Devresi
03 Aralık 2014
“Başyücelik Devleti“ ve Engelciler
16 Ekim 2014
Kültür Davamız Eserindeki "Tatbik Fikri ve Muhatap Anlayış" Bahsi Üzerine...
25 Eylül 2014
İman ve İspat, Bilgi’nin Doğuşu Üzerine...
28 Ağustos 2014
"Kültür Davamız" Eserindeki "Allah-Âlem-İnsan" Bahsi Üzerine
01 Ağustos 2014
"Zaman ve Şuur" Bahsi Üzerine
04 Temmuz 2014
"Kültür Davamız" Eserindeki "İki Yol ve Süzme" Üzerine
09 Mayıs 2014
Sakat Muhakeme - Karşı Yanlış- Üzerine
30 Nisan 2014
Kültür ve İdeoloji Üzerine…
29 Ocak 2014
“Aydın” Çağından mı Gazetedeki Köşesinden mi Sorumlu?
11 Aralık 2013
Eğitim Sistemimiz, Dershaneler ve Ak Parti
25 Kasım 2013
Kültürel Uyuşturma Operasyonu
01 Ekim 2013
Sanal Dünya, Gerçek Dünya ve Kitaplar
01 Eylül 2013
Günümüz İslamcılığının "İslam Anlayışı" Karşısındaki Çıkmazları Üzerine
01 Ağustos 2013
Dostoyevski’nin Cinler Romanı Üzerine Birkaç Not
01 Mayıs 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -3-
01 Nisan 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -2-
01 Mart 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -1-
01 Şubat 2013
Danton ve Robespiyer
01 Aralık 2012
Sert Rüzgarlar…
01 Aralık 2012
Entrikanın Mücessem Hâli: Joseph Fouche -3-
01 Kasım 2012
Entrikanın Mücessem Hâli: Joseph Fouche -2-
01 Ekim 2012
Joseph Fouché Üzerine… -1-
01 Eylül 2012
“Kadına Şiddet” Mevzuuna Dair
01 Ağustos 2012
“Berzah -Bütün Dalların Birleştiği Kök’e-” Eseri Etrafında
01 Temmuz 2012
Sıradan Bir Gün
01 Haziran 2012
Tümevarım ve Zaafiyeti Üzerine
01 Mayıs 2012
Mitolojiden Sinemaya
01 Nisan 2012
Van Gogh Sergisi Vesilesiyle Resim
01 Şubat 2012
Mitoloji ve Sinema üzerine (2)
01 Ocak 2012
Mitoloji ve Sinema üzerine (1)
01 Eylül 2011
Gerilim ve Korkunun Ustası Hıtchcock
01 Ağustos 2011
(Eymi Vaynhauz) ve Koyun Atlatma
01 Eylül 2010
‘Seni Kim Kumanda Ediyor?’
01 Eylül 2010
Bir Romanın Konusu - Vesile Kimdir?
01 Ağustos 2010
Reenkarnasyon-Tenasuh Üzerine
01 Temmuz 2010
Tarkowsky’nin Son Filmi Offret-Kurban
01 Aralık 2009
Bir Tarkowski Klasiği: Stalker (İz Sürücü)
01 Haziran 2009
Andrei Tarkowski’nin Hayatı ve Sanatı Üzerine
06 Nisan 2009
Truman Show Filmi Üzerine
Haber Yazılımı