Yazı Detayı
01 Şubat 2013 - Cuma 20:39
 
Danton ve Robespiyer
Fatih Turplu
 
 

1789 senesi yazı,  Fransa’da çok soğuk ve donuk kıştan sonra coşkun bir mevsim halinde geldi. Fransa coştu, Fransa yerinden oynadı, dünya sarsıldı…

Bu yıl ve bu yılı takip eden senelerde Fransa toprakları insan kanıyla ıslandı, ihtilal bir çığ gibi yuvarlandı.

İnsan kanının dalgalandığı, insan bedenlerinin yuvarlandığı, yüzdüğü bir umman oldu. Boğdu, boğdu, mütemadiyen boğdu…
Mürtecileri boğdu, muhafazakârları boğdu, kralı boğdu, asilzadeyi boğdu, mu’tedili boğdu, dindarı boğdu, dinsizi boğdu ve nihayet ihtilalcileri boğdu.

Bu keşmekeşin, bu büyük kan selinin içinde ne muhteşem ne dikkate layık başlar yüzdü.

Şimdi, hepsi bir tarafa yaslandı, hepsi bir kenarda…

Bu büyük sel içinde hâlâ, hayretle görülen iki baş birbiri arkasında yüzüp gitmektedir. Danton ve Robespiyer.

Bu iki ihtilâl çocuğunu kimse unutamadı. Onlar hâlâ hayretle, dehşetle görülen bir sima halinde Fransa İhtilâli'nin bir muamması olarak durmaktadır.

Danton ve Robespiyer 1789’dan 1795’e kadar, Fransız ve bütün büyük ihtilâl demektir. İhtilâlin beş senesinin tarihini ibda eden bu iki ihtlâlcinin hayatı belgesine itibarla az görülecektir.

Fakat şunu da unutmamak lazımdır ki, Danton ve Robespiyer’in beş senesi Fransa’yı beş asırdan daha ileri götürdü. Bu sebeble, bu kısa zaman, Fransa’nın ve dünyanın tarihinde yepyeni ve önceki zamanların çok sathi kalacağı bir derinliğe ehemmiyete sahiptir.

1789 senesi halet-i ruhiyesi ile 1790 senesi arasındaki ruh değişikliğini ifade etmek ne kadar da güçtür.

Fransa bu zaman zarfında krallığı ortadan kaldırdı.

Bugün (1927 senesi) bütün medeni milletlerin kanun-i esasilerinin ana hatlarını teşkil eden (Beşer hukuku) işte o vakitler temin edildi. Fransa’yı mahveden batıl akideler ve Fransa’yı sarmış olan kilise ve papaz tahakkümü ihtilâl ile ortadan kaldırıldı.

Asilzade nesli mungariz bir hayvan haline girdi. Aklın hâkimiyeti bir yeni din olarak ileri sürülmeye başladı.

Bütün bunlar bir zamanlar asilzadelerin, derebeylerinin, hakaretle ve nefretle baktıkları burjuva sınıfının dünyayı ve hayatı aklayış tarzını ifade eden düsturdan ibaretti.

Burjuva hukukunun, felsefesinin inkişafı için bir ası çalışan müstesna zekâlar eserleriyle felsefi düşünceleriyle Fransa’yı yepyeni bir âleme hazırlamışlar, “Hürriyet, müsavat ve tasarruf hakkının mukaddesiyeti” gibi düsturları müteaddit eserleriyle yeni nesle aşılamışlardır.

İnkılâba tekaddüm eden senelerde Fransa, Montesqiyö, Russo ve Luther gibi fikir adamlarının fikri cereyanlarını tanzim ederek yeni bir hayat hamlesine vardı.

Kralla birlikte asilzade sınıfının tanıtımını ortadan kaldıran Fransız şehir halkı bu defa son bir hamleyle fakirleşen içtimai destekten mahrum kalan krala karşı harekete hazırlanmıştı.

 “Burjuva iki asırdan beri felsefesiyle, iktisadi hareketleriyle kendini kuvvetleniyor, hazırlanıyor, mütemadiyen hazırlanıyordu.

1789 ihtiâli, bunun, bu cereyanın patlak vermesi tarih zaruretinin bir neticesidir.

Fransa’da böyle bir ihtilâl olana kadar, kimsenin hatrına böyle bir mücadele fikri gelmemiştir.

Ondan sonra vücuda gelen “Burjuva ihtilâlleri” kendilerine başka örnek almaya lüzum görmediler.

Kaynaklarını birkaç asrın kuvvetinden alan cereyan 1789’dan 1795’e kadar en delikanlı, en coşkun hamlelerini yaptı.

Bu hamlenin içinde parlayan bir şimşek gibi çakan iki sima; Danton ve Robespiyer, bunlar burjuvadan intikam alan, geçen asırlara pervasızca yumruk savuran dehalardır. Canlanmış şahlanmış Fransız ruhudur. Biz burada Fransız ihtilâlinin bir hülâsasını yazmak emelindeyiz. Fransa ihtilâlini en kuvvetli surette temsil eden bu iki şahsiyeti, tanımak, ihtilâlin beş-altı senelik maceralarına nüfuz etmek kudretini verebilir. Onun için Danton ve Robespiyer'e ait birkaç levha ile ihtilâlin çerçevesinin vücuda geleceğini zannediyoruz.

 

DANTON KİMDİR?

Giyotin altında celladına: “- Bu kafayı halka göster… O, bu zahmete değer…” diyen Danton öldükten sonra dostları cumhuriyetin başı kesildi diyerek hayıflanmışlar ve cellât kafayı giyotin etrafındaki insanlara birer birer göstermiştir.

Bu dikkate şayan adam, kendi zamanında idrak edilmiş değildir. Hatta son zamana kadar birçok müverrihlerin bile şüphe nazarları altında kalmıştır. Onu muhafazakârlar “kaçık ihtilâlci” adıyla anıyorlar; Muarızları “kral taraftarlığı” suçlamasıyla itham ediyorlar.

Danton’un ihtilâl tarihindeki rolünü izah için, onu küçüklüğünden itibaren tanımak, ruhi ve içtimai amilleri nazarı, itibari olarak tetkik etmek icab ediyor.

Danton 759’da doğdu. O taşralı mutavassıt bir ailenin çocuğuydu. İyi bir tahsil aldı ve sonrasında hukuk dersleri gördü. 1787’de avukat oldu. Danton daha o zaman, çocuk denilecek bir haldeyken bile, hitabet kuvvetiyle herkesi ram ediyordu. Danton’un siyasi fikirleri de ihtilâl devrinden evvel görülmeye başlar.

1787 senesinde irade etti ki bir ihtilâl yakındır. Bir nutkunda bu ihtilâlin tehiri mümkün olursa inkılâbın daha sükûnetle ve daha vuzuhla tesis edeceğini söylüyordur. Gerçi Danton bu sözlere sadık kalmış değildir.

Danton 1787’dei nutuklarındaki fikirlere sadık kalsaydı, onu mürteciler (krallık taraftarları) arasında, mutediller görmek iktiza ederdi.

Danton muarızlar arasına girdi; fakat ne de olsa onun bütün ihtilâl hareketleri içinde fazla mantıki, makul olmak hakkı baki kaldı. Danton bütün vaziyeti kavramış olmakla beraber sağa sola zikzaklar yapmıştır.

Meselâ, onun ihtilâlden evvel evlendiği  (kahvecinin kızı) halktan birisinin kızı ile asil bir aile teşkil etmek edasında olduğu malumdur. Mesela, imzasını asilzadeler gibi D’Anton şeklinde atmaya başlamıştı.

Bir taraftan bunu yapan Danton diğer taraftan ihtilâle tekaddüm eden aylarda adliye nezaretinde teklif edilen memuriyeti kabul etmiyor. İhtilâli dört gözle bekliyor. (Bu da gösteriyor ki Danton, eskinin iyi taraflarını kabul etmekle birlikte, mevcut köhne yapının yıkılmasını da istemekle sadece hakikat taraftarlığı yapmaktadır. F.T.)

Danton psikolojik mânasıyla bir hırsın adamıdır. İhtilâl başladıktan sonra onu Paris’in meşhur, Kordolye kulübünün en nüfuzlu azası olarak görüyoruz.

İhtilâl hareketlerinin ilk cereyanlarını bu kulüp idare ediyordur. Hatta belediye meclisine aza oldu. Fakat vuzuhlaşmayan bu vaziyeti kendi arkadaşlarını da küstürüyordu.

Mesela, krala teşekkür eden heyet arasında olması çok göze batıyordu. Fakat sonradan krala en çok hücum eden, onu tahtından gitmeye mecbur eden de oydu.

Danton’u Kordelyeler kulübünden sonra Robespiyer’in  Jakobenler kulübünde görüyoruz. (Jakobenler kulübüne üye olmak demek, Fransa’da dokunulmaz olmak demek. Fransız İhtilâlinin mimarlarından olmak demek bir şeref meselesi, kulüp değil de adeta bir sembol. f.t.)

Kralın firarı hadisesinde ve mahkemesi meselesinde Robespiyer ile beraberdir. Kralı itham ediyordur. Suçlaması Kralın halka tecavüz ettiğidir. Bir müddet sonra millet meclisine aza intihap olundur. Daha sonra Paris belediyesi müdde-i umum-u muavini oldu. ( Paris ve belediyesinin zamanın Fransa’sında ve ihtilâl hareketleri esnasında çok ehemmiyetli bir güç olduğunu buraya ekleyelim. F.T.)

Danton’un şöhreti 10 Ağustos ihtilâlinden itibaren etrafı sarmaya başlar. 1792 senesinde Fransa, müttefiklerin hücumuna maruz kalmıştır. Müttefik ordularının başkumandanı Fransa’dan kaçan muhacirlerin, asilzadelerin nüfuzuyla hareket ediyordu. Adeta Fransa ile değil Fransız ihtilâlcileriyle harb ediyordur. Neşrettiği beyannameyle krallığın lehinde bulunuyordu. “ Müttefikler başkumandanının beyannamesi, uzun zamandır kral aleyhine hazırlanan efkâr-ı umumiyeyi heyecana vermek için kâfir geldi. Sonra kralın ve kralcıların casusluğu meselesi mühim bir hadise olarak ortaya çıkıverdi.

Danton bunlardan istifade ederek, belediye heyetinden karar çıkarttı. Bütün Paris 16. Lui’nin hâl’ini istiyor ve bütün millet meclisinden talep ediyordu.

Danton aynı zamanda bu işi yapmak için, Marsilya’dan gelen 6 gönüllüden istifade imkânını bulmuştu. Millet meclisinin mütereddit olduğu sahada işi salah ile hâllolunması kararını verdi.

Saray basıldı muhafızlar öldürüldü, kral millet meclisine iltica etti. Bu hadiseden sonra meclis Danton’u adliye nazırı başvekili intihap etti.

Danton bu vazifede üç ay bile kalmadı; Fakat bu müddet zarfında onun milli müdafaa için vücuda getirdiği eserler şayan-ı hayrettir.

Hükümet merkezinin Paris’ten nakli meselesi etrafındaki gürültüleri müdafaanın kuvvetli bir cephesini teşkil etti. Onun bütün âmili, bütün vatandaşların, Cumhuriyet Fransa’sının çıkarlarını korumaktı. Bunun için kirlerini, garezlerini, ihtiraslarını unutacak derecede çalıştı. Muvaffak olmak için ne yapmak lâzımsa yaptı.

Danton’un mevkii, iktidardaki dahli, siyaset sahasında takip ettiği fikir şu idi: Fransa’da vahdeti temin, kuvvetli bir hükümet tesir etmek... Halkın akidelerini tebdili değil, onun emellerini yerine getirmek, onun arzularınca cereyan vermek sûretiyle halkı idare etmek istiyordu. Onun için halka yakın bir din aşılamaya, kilise aleyhtarlığı yapmağa lüzum görmüyordu.

Diğer iki esaslı akideleri de şuydu:

Millet tarafından kabul edilen bir kanun, esas tatbik edilebilir, mülkiyet, hukuk tecavüzünden masundur. Harici siyasette nokta-i nazarı Fransa’yı haricen tecavüzünden masun bulundurmak ve Fransa’yı tasdik eden devletlerde sulh akit etmekti.

Danton’un bir farkı da halkın akidelerini değiştirmek isteyenlerle arasındaki zihniyet farkıydı.

Mağlub Fransa’yı galib bir (Valmi) kahramanı haline koyduğu halde, Danton sükûtunu bozmadı.

Nazırlıktan çekildikten sonra selamet umumî komitesinin hariciyesinde çalıştı fakat kısa bir zaman sonra Jirondenler ile Montanyarlar’ın arası adam akıllı açıldı. İki taraf şiddetle cidâle başladılar.

Robespiyer’in sağ kolu (Sen Jüst) başta olmak üzere ihtilâlin önde gelenleri Selameti Umûmiye Komitesi’ne girdiler. Memleketin idaresi artık onların eline geçmişti. Fransa ihtilâli azmış gibi hamleler arıyor, Danton’u geri, çok geri buluyordu.

31 Mayıs 96 Haziran ihtilâlleri tahakkuk etti. Jirondenler bir bir giyotini boyladılar. Danton bir senedir sükûtta idi. Artık siyasetten çekilmiş gibiydi. Yeni karısı mübaşirin kızıyla aşk hayatı geçiriyordu.

Bir gün Konvansiyon Meclisi’ne Danton’un tevkif olunduğu haberi geldi. Meclis cevap vermedi. Danton krallığı iadeten tesis etmek cürümü ile ihtilal mahkemesine verildi. Sözde mahkeme inledi, müdafaası yaptırılmadı, şahidi dinlenmedi. Danton’un sözü tahrif edilerek gazetelere verildi. Nihayet idama karar verildi.

Danton’la beraber idam edilen ihtilalin ateşli muharriri Kamiy Dömulen ile beraber zindana gönderildi. Bir sabah giyotin altında üç büyük baş düştü.

Bir ses yükseldi: Yaşasın Cumhuriyet…

Robespiyer Kimdir?

Dokuz ay süren iktidarı esnasında en müstebit hükümdarlardan daha çok kelle kesen ardı arkası sıra kan döken ve kansız rahat edemeyen Robespiyer, Danton gibi taşralıdır. 1758’de doğdu. İnce, zarif, şık, kibar bir çocuktur. O da Danton gibi avukattır. Fakat onun yürekten gelen sesi yerine sinesi, zekâsı, başkalarını öne süren bir hâlet-i ruhiyesi vardır.

1789’da Millet Meclisi’nde aza idi. Fakat asıl şöhretini Konvansiyon’da âzalığı sırasında alır. İhtilalin ilk günlerinde Jakoben Kulübü’nün elebaşıdır. Her şeyin önünde onun nokta-i nazarı:

“-İleri, bir daha ileri... Daha ileri.” Sözü ile hülâsâ edilir.

Robespiyer, aynı zamanda akidelerine iman etmiş kimselere müthiş kin bağlayan, fazileti kanla tesise çalışan bir insandır. Robespiyer fazilete inanmıştı; kadın ihtirasına düşmemişti. O kudretli zamanında bile tahta üzerinde yatardı. Rakiplerini sıra sıra giyotine gönderiyorken, mebuslar, kendi aleyhine bir şey düşünüyor. Zannediyor diye titreştiği zamanlarda o, basit bir ot minder üstünde yatıyor, maaşından başka beş para almıyordu.

Robespiyer’in şiddeti, hiç de kendisi, kendi arızaları üzerine değildi. Çünkü bu şiddetlerden hiçbiri, onu, şahsen yaralayacak bir şey değildir.

Robespiyer birçoklarına nazaran, arkadaşlarına, dostlarına bile rahmet etmeyen bir katil suretinde tasavvur edilmiştir. Hatta onu bir deli, bir kaçık diye yadeden nice müverrihler vardır. Filhakika Robespiyer, hiç ızdırap duymadan birçok tanıdığını giyotine göndermiştir.

Robespyier, evvela Jirondenler'e saldırdı, onları imha etti; onları, Fransa’yı tefrike vermekle, mevcut hükümetin vücuduna zarar getirmekle itham etti.

Nihayetinde ise “krallık taraftarlığı” ile işlerimi bitirdi. Sonra Ruhban’ı (sınıfını ve kiliseyi kastediyor) ortaçağ ile (ona döndürme gayreti ile) itham etti.

Dönü dinsizlere ; (Hebert) ve arkadaşlarını, Katolik dininin aleyhinde bulundukları için giyotine gönderildi.

“Yurt ve fikir” gazetesi sırf  Eber taraftarlığı ettiğinden, münevverleri onun yanlısı neşriyat yaptığından kurbanlar verdi. Nihayet Robespiyer, kendi fırkasına, erkânına sataştı. Danton ve Kamiy Dömulen’de giyotinin yolunu tuttu.

Danton hevesinde ısrarlı idi. Harici siyasette Fransa’nın diğer devletlerle harb ederek inkîlabı kabul etmelerini istiyordu. Dâhili siyasette her şeyden evvel, yeni bir akîde, yeni bir din, va’zatmek iddiasındaydı. Hâkimiyet hakkında rivayet ediyordu…

Danton terörün nihayet bulmasına istediği halde, o, onun henüz vakti gelmediğine kâni idi.

Danton, ne kadar yakın hadiseleri gören insansa, Robespiyer’de onun zıddı olarak, o kadar mefkûreliydi; zihnine sığdırdığı hayalleri tahakkuk ettirmek için bütün dünyayı harab etmeğe razı idi.

Onun bu hâli nihayet kendi etrafındakilerin de nefretine sebeb oldu. Çünkü her şeyden, herkesten tehlike seziyordu ve kendisi için hazırlanan her tehlikenin fazilet ne cumhuriyet için kurulmuş bir suikast olayına kanı oluyordu. Nihayet kendisinin taraftarlarını tetkik etmek için etrafa topladığı birçok insanların samimiyetinden şüphe etmeye başladı. Çünkü bunlar yavaş yavaş servet şahini olmaya başlamış, yeni, yepyeni bir hayatın esaslarını kurmaya hazırlanıyorlardı.

Onlara şedid bir darbe indirmek için hile düşündü. Meclisteki korkak, hareketsiz kütleleri arkasından sürükleyerek bu azılı yakınlarını giyotine sürüklemek istiyordu.

Danton’dan sonra sıra onlara geliyordu..Ve nitekim 5 Temmuz nutku sırf bu nokta-i nazarla hazırlanmıştı.

Robespiyer meclise sevinçle geldi, alkışlandı… Nutuk başladı.. Maliye nazırı (Kambon)u itham ediyordu. Nutkun hitamında meclis korku içinde bu sözlere tabi olunmasına ve millete tevzi olunmasına karar verdi.

(Kambon) söz aldı ve meclisin korkaklar sürüsü olmasını tenkid etti:

“-Millet meclisinin haysiyetini düşüren Robespiyerdir. Ben fenalıklara karşı geldim.. Hükmünüzü veriniz!” dedi.

Robespiyer, bu cevabından afalladı.

Mebuslardan biri: “fikrî hürriyete malik değilsem, sükûtumla bir harisin cinayetlerine alet olmak istemem. Cesedimle hakkın yükselmesine basamak olmak isterim.”

(Bu müthiş çıkışı yapan Biyo Varen’dir)

Bir başkası : Komiteler içinizden istediklerini tevkif edebiliyorken nasıl fikir hayatına mâlik olabiliriz ; evvela onlardan bu hakları onlardan almalı..”

Robespiyer kendi kendini müdafaa mecburiyetinde kaldı. Meclis aleyhine verdiği nutuk kendi tabanında sarf-ı nazar olundu.

Robespiyer ilk defa gitti… Fırka arkadaşları tarafından mağlub edilmişti.

Jakoben kulübüne gitti sabaha kadar içtima devam etti. Robespiyer silahlanmakta devam etmek istiyordu.

Ertesi gün meclise geldi.. Aynı haller…

Bir mebus bağırdı : “Robespiyer Komitelere hıyanet ediyor.” Böyle itham etti. Bu mevzu üzerine uzun uzun konuşarak izah etti.

Bütün taraflarılar ondan adam akıllı yüz çevirmişlerdi.

Robespiyer kürsüden mûtedillere hitab etti…

“-Siz Necib insanlar…” Size hitab ediyorum" diye söylenmeye başladı. Gülüşmeler… Sıra kapaklarının gürültüsü… Islık sesleri cevab verdi..

Yumruğunu sıktı ve reisten söz istedi.

“-Ey katillerin reisi… Senden söz istiyorum” diye bağırdı..

Kürsüden bir mebus bağırdı:

“Robespiyer! Seni Danton’un kanı tuttu !..”

-Demek Danton’un intikamını şimdi alıyorsunuz öylemi ?”

Arka sıralardan ne denirse daima “Peki” diyen iki mebus bir ağızdan bağırdılar.

“-Tevkif, Tevkif!..”

Teklif reye kondu. Ekseriyette kabul edildi. Aza ayağa kalktı “Yaşasın Cumhuriyet”…

Robespiyer : “Haydutlar galib geldi” Mahvoldu Cumhuriyet diye söylendi.

Robespiyer hapishaneye gönderildi.

Robespiyer ihtilal beyannamesinin altına imzasını atarken bir jandarma tarafından yaralandı.

Konvansiyon tarafından idama mahkûmdu.

Bütün Paris sarsıldı…

Başta Robespiyer olmak üzere mahkûmlar yük arabalarıyla giyotin altına gönderildiler…

 

Aylık Dergisi 101. Sayı

 
Etiketler: Danton, ve, Robespiyer,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Mart 2018
Fırtınaların Prensi
24 Ekim 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VIII-
03 Ekim 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VII-
31 Temmuz 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VI-
03 Haziran 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -V-
09 Mart 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -IV-
03 Şubat 2017
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz? -III-
04 Ocak 2017
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz? -II-
30 Kasım 2016
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz?
30 Temmuz 2016
Darbe Öyle Olmaz Böyle Olur!
30 Temmuz 2016
Bir Adam Yaratmak ve Trajik İnsan
04 Temmuz 2016
Varlık Sebebi...
03 Mart 2016
Milletler Arası Hukuk Açısından BM
01 Şubat 2016
Kamu Hukuku-Amme Hukuku Bahsi
07 Ocak 2016
5 Aralık 1999 Şanlı Metris Zaferi
03 Aralık 2015
Başyücelik Devleti "Yeni Dünya Düzeni" Devlet Şekilleri Bahsi Üzerine
05 Kasım 2015
Osmanlı Devleti'nde Ermeniler ve Günümüze Kadar Ermeni Meselesi 1324-2015
08 Ekim 2015
Tüm Zamanların En İyi Boksörü- III
04 Eylül 2015
Hilâl ile Haç’ın Ringe Çıkışı! II
05 Ağustos 2015
Rinklerin Yeni Prensi - I
05 Temmuz 2015
Genel Seçim Değerlendirmesi
29 Mayıs 2015
Selçuklular Devri'nde Ermeniler (1028-1246) ve Peygamberimizin Ermenilere Verdiği Amannâme
30 Nisan 2015
Ermenilerin Tarihî Kökeni ve Osmanlı Devleti Dönemine Kadar Ermeniler
02 Nisan 2015
Ermeni Meselesi ve Tarih Şuuru -Giriş-
09 Mart 2015
Korku Histerisi ve İslâm’ın İkinci Hâkimiyet Devresi
03 Aralık 2014
“Başyücelik Devleti“ ve Engelciler
16 Ekim 2014
Kültür Davamız Eserindeki "Tatbik Fikri ve Muhatap Anlayış" Bahsi Üzerine...
25 Eylül 2014
İman ve İspat, Bilgi’nin Doğuşu Üzerine...
28 Ağustos 2014
"Kültür Davamız" Eserindeki "Allah-Âlem-İnsan" Bahsi Üzerine
01 Ağustos 2014
"Zaman ve Şuur" Bahsi Üzerine
04 Temmuz 2014
"Kültür Davamız" Eserindeki "İki Yol ve Süzme" Üzerine
09 Mayıs 2014
Sakat Muhakeme - Karşı Yanlış- Üzerine
30 Nisan 2014
Kültür ve İdeoloji Üzerine…
29 Ocak 2014
“Aydın” Çağından mı Gazetedeki Köşesinden mi Sorumlu?
11 Aralık 2013
Eğitim Sistemimiz, Dershaneler ve Ak Parti
25 Kasım 2013
Kültürel Uyuşturma Operasyonu
01 Ekim 2013
Sanal Dünya, Gerçek Dünya ve Kitaplar
01 Eylül 2013
Günümüz İslamcılığının "İslam Anlayışı" Karşısındaki Çıkmazları Üzerine
01 Ağustos 2013
Dostoyevski’nin Cinler Romanı Üzerine Birkaç Not
01 Mayıs 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -3-
01 Nisan 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -2-
01 Mart 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -1-
01 Aralık 2012
Sert Rüzgarlar…
01 Aralık 2012
Entrikanın Mücessem Hâli: Joseph Fouche -3-
01 Kasım 2012
Entrikanın Mücessem Hâli: Joseph Fouche -2-
01 Ekim 2012
Joseph Fouché Üzerine… -1-
01 Eylül 2012
“Kadına Şiddet” Mevzuuna Dair
01 Ağustos 2012
“Berzah -Bütün Dalların Birleştiği Kök’e-” Eseri Etrafında
01 Temmuz 2012
Sıradan Bir Gün
01 Haziran 2012
Tümevarım ve Zaafiyeti Üzerine
01 Mayıs 2012
Mitolojiden Sinemaya
01 Nisan 2012
Van Gogh Sergisi Vesilesiyle Resim
01 Şubat 2012
Mitoloji ve Sinema üzerine (2)
01 Ocak 2012
Mitoloji ve Sinema üzerine (1)
01 Eylül 2011
Gerilim ve Korkunun Ustası Hıtchcock
01 Ağustos 2011
(Eymi Vaynhauz) ve Koyun Atlatma
01 Ekim 2010
Bir Filmin İyi Olduğu Nasıl Anlaşılır?
01 Eylül 2010
‘Seni Kim Kumanda Ediyor?’
01 Eylül 2010
Bir Romanın Konusu - Vesile Kimdir?
01 Ağustos 2010
Reenkarnasyon-Tenasuh Üzerine
01 Temmuz 2010
Tarkowsky’nin Son Filmi Offret-Kurban
01 Aralık 2009
Bir Tarkowski Klasiği: Stalker (İz Sürücü)
01 Haziran 2009
Andrei Tarkowski’nin Hayatı ve Sanatı Üzerine
06 Nisan 2009
Truman Show Filmi Üzerine
Haber Yazılımı