Yazı Detayı
01 Eylül 2012 - Cumartesi 05:46
 
Filipinlerin Bilinmeyen Mücahidi: Maktan Sultanı Lapu Lapu
Ömer Emre Akcebe
 
 

Vasco da Gama ve Ferdinant Macellan’la, Milli Eğitim Bakanlığı’nın dikte ettirdiği müfredat sayesinde tanıştık ilkokul yıllarımızda. Resmi müfredat bize öyle allayıp pullayıp anlattı ki pek çoğumuzun kahramanı oluverdiler. Onlar dünyanın yuvarlak olduğunu isbatlamış, denizler aşıp okyanusları fethetmiş, kanalları keşfetmiş büyük denizciler olarak lanse edilmişti bizlere. Peki, hakikaten öyle miydi? Bu adamlar büyük coğrafyacı kâşifler miydi?

 

Vasco Da Gama ve Ferdinant Macellan hayranları hayal kırıklığına uğrayacak ama bu adamlar öyle büyük kâşif falan değiller. Bu ikili Hristiyan Portekiz krallığına bağlı şövalyeler olup, icraatlarıyla Kazıklı Voyvoda’ya rahmet okutacak cinsten azılı birer İslâm düşmanıdırlar.

 

Vasco Da Gama resmi müfredatın dayattığının tam tersine İslam düşmanlığı ile adı anılan ve İslam karşıtlığı ile şahsiyet bulan bir soysuzdan başkası değildir. Demir attıkları balıkçı köylerinde sırf varlıklarını tescil ettirme adına köylüleri yemeğe davet edip onları mendireklere asacak kadar aşağılıktırlar aynı zamanda. Gündemin başköşesindeki yerini uzun yıllar kaptırmaya niyetli görünmeyen bugünün emperyalizminin de temelini inşa eden kâfirlerdir. Tarih tekerrür etmeye o dönemde başlamış gibi bugün envai şekilde tecelli eden bir husus ilk defa Da Gama döneminde uygulanmıştır.

 

Yılmaz Öztuna, “Büyük Osmanlı Tarihi,” adlı eserinde Vasco Da Gama’ nın en önemli vakasından bahseder. Gama, Şirazi Sultanı İbrahim’ i kandırarak onun en önemli iki kâşifini gemisine rehber olarak alır. Vasco Da Gama’ nın niyetinin kötü olduğunu anlayan kâşiflerden biri kaçar. Kaçmayı başaramayan büyük denizci İbn Macit’ in yol göstermesiyle Ümit Burnu’ nu keşfedip tarihe geçer Gama! İbn Macit’ in hainlik mi ettiği yoksa kaçmayı başaramadığı için mecburen mi boyun eğdiği hâlâ ihtilaf konusudur. Öyle ya da böyle, nihayetinde Batı’ nın vahşi emperyalizm dönemi Ümit Burnu’ nun keşfiyle başlamış olur.

 

Gelelim Ferdinant Macellan'a... Macellan'ın hikâyesini kendisine eşlik eden ve anılarını kaleme alan Antonio Pigafetta sayesinde biliyoruz. Öncelikle Portekiz Krallığına bağlı olarak denizcilik hayatına başlayan Macellan, kısa sürede Portekizli denizciler arasında ünlenmiş, bir süre sonra da savaş kaçkınlığından hırsızlığa kadar pek çok adî suça adı karıştığından dolayı kovulmuştur. Ardından İspanya Krallığına bağlanarak denizcilik faaliyetlerini sürdürmüştür. Vasco Da Gama'dan farklı olarak yalnız vahşî bir barbar değil, aynı zaman da emperyalizmin en adi yüzünü kendi bünyesinde sergileyen aşırı bir Hıristiyandı aynı zamanda. Milli Eğitim müfredatına inat Macellan dünyanın yuvarlak olup olmadığını değil, belâsını arıyordu.

 

Macellan’ın gezilerinin sebebi Hint alt kıtasındaki çok çeşitli değerli baharatların yetiştiği “Baharat Adaları”na ulaşarak onları İspanyolların hizmetine sunmaktı. Ancak seferlerinden birinde okyanusun şiddetli fırtınaları arasında, günlerce akıntılarda sürüklenip dalgalarla boğuştuktan sonra yolu ve adamlarını kaybetmişti. Gemisi Filipinlerin Limasava sahilinde karaya vurunca Filipin adalarını karşısında bulan Macellan baharat adalarına ulaştığını sanmıştı.
 

Macellan fanatik bir Hıristiyandı. İslâm’dan ve Müslümanlardan nefret ediyordu. Müslümanlar öteden beri Filipin adalarını biliyor ve oraya “Mihrac Adaları” diyorlardı. 1380 senesinde Orta Asya’dan gelen Müslüman tacirler ve davetçilerin sayesinde Filipinlerde İslâmiyet yayılmaya başladı.
İspanyollar Filipinlere geldiğinde İslam çoktan Manila sınırlarına ulaşmıştı. Filipinler 7000′den fazla adadan oluştuğu için Müslümanlar bütün adalara ulaşamamıştı ve bu sebeple bazı adalar İslâm’ın aydınlatıcı ışığıyla henüz tanışamamıştı.

 

1521senesinde Ferdinand Macellan komutasındaki İspanyollar Filipinlere ulaştılar ve Cebu adası valisiyle ilişkiler kurarak bir anlaşma yaptılar.

 

Anlaşmaya göre Cebu valisi İspanyol Kraliyet yönetimi altında civar adaların da valisi olacak karşılığında da Macellan’a Filipinleri Hıristiyanlaştırılmasında yardımcı olacaktı. İspanyollar Cebu’dan hareket ederek birkaç kilometre uzaklıktaki Maktan adasına yerleşmeye ve burayı karargâh edinmeye karar verdi. Bu ada Müslümandı ve Lapu Lapu adında Müslüman bir hükümdar tarafından yönetiliyordu.

 

İspanyollar adanın bir Müslüman tarafından yönetildiğini öğrenince çapulcu haçlı güruhunun hep yaptığı gibi ada halkına saldırdı ve halkın elinde bulunan yiyecek ve eşyaya elkoydu. Müslüman ada halkı direnişe geçince İspanyollar halkın barınaklarını kundaklayıp kaçtı.

 

Maktan sultanı Lapu Lapu, Macellan’a boyun eğmeyi reddetti ve komşu adaların ahâlisini harekete geçip direnmeye çağırdı.

 

Macellan bu durumun modern silahlarını ve gücünü göstermek için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyordu. 27 Nisan 1521′de yanına askerî birliği de alarak Lapu Lapu’yu cezalandırmaya gitti. “Mesih adına Ferdinand Macellan’a teslim olmanı emrediyorum; biz medenî beyaz ırk olarak bu toprakları yönetmeye sizden daha layığız” diyerek Lapu Lapu’dan teslim olmasını istedi.


Lapu Lapu ise, “Din Allah’ındır ve taPtığımız ilâh beyazıyla siyahıyla bütün insanların ilâhıdır!” diye cevap verdi. Sonra Macellan’ın üstüne atılıp onu öldürdü, Lapu Lapu ve adamları Macellan’la birlikte askerlerinin birçoğunu öldürüp İspanyol birliğini püskürttüler. Lapu Lapu, Macellan’ın cesedini İspanyollara teslim etmeyi reddetti. Macellan’ın cesedi hala Filipinler’de.  

      

Gazi Lapu Lapu'nun emperyalizmin ilk nüvelerine indirdiği bu darbe ona, ondan bahsetmemenin utancı da Millî Eğitim Bakanlığı'na bu dünyada da, ahirette de yeter herhâlde.

 

Bugün hangi mezhep ve dinden olursa olsun bütün Filipinliler Lapu Lapu’yu ilk millî kahraman olarak görmektedir; Çünkü Lapu Lapu, işgalci sömürgecilere karşı savaşmış, şereflerini korumuş ve onlara onurlu bir tarih bahşetmiştir.

 

Filipinliler bir vefa borcu olarak Maktan eyalet adasının başkentine “Lapu Lapu” adını vermişler ve orada Lapu Lapu’nun heykelini dikmişlerdir. Filipinliler bu heykeli ziyaret eder, fotoğrafını çeker, onur ve kahramanlık dolu hisler yaşarlar.

 

* Lapu Lapu ile ilgili olan bölümde Yılmaz Karahan'ın notlarından faydalanılmıştır.

 

Aylık Dergisi 96. Sayı

 
Etiketler: Filipinlerin, Bilinmeyen, Mücahidi:, Maktan, Sultanı, Lapu, Lapu,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Mart 2017
Deva Hazır da Hasta Hazır mı?
03 Şubat 2017
2016’dan 2017’ye Devreden Bakiye
30 Kasım 2016
Üstün Siyaset, Üstün Sanattır
03 Ekim 2016
Anadolu Baharı - Büyük Satranç Tahtası Kırıldı
30 Temmuz 2016
Bu Millete Yeni Bir Ordu Lâzım
04 Temmuz 2016
Şeytanla Karşılaşmamız
05 Mayıs 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XIV
03 Mart 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XIII
01 Şubat 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XII
07 Ocak 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XI
03 Aralık 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - X
05 Kasım 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - IX
08 Ekim 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VIII
04 Eylül 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VII
05 Ağustos 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VI
05 Temmuz 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti –V-
29 Mayıs 2015
Başyücelik Devleti İktisat Vekaleti-IV
30 Nisan 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -III-
02 Nisan 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -II-
09 Mart 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -I-
06 Şubat 2015
Başyücelik Devleti İcra Makamı -Başyücelik Hükümeti-
06 Şubat 2015
Ölüm Odası B-Yedi-Matla’ Beyitler- Eseri Üzerine
12 Ocak 2015
Aydınlar Aristokrasisi ve Başyücelik Devleti
03 Aralık 2014
Devlet Şekilleri - Türkiye Cumhuriyeti - Başkanlık Sistemi Başyücelik Devleti'ne Giriş
30 Ekim 2014
İdeolocyamızın Ruhçuluk ve Keyfiyetçilik Prensibi Hakkında
25 Eylül 2014
Diyalektik ve Âhlak Çerçevesinde
28 Ağustos 2014
Kültür Ekseninde Varlık ve Oluş
01 Ağustos 2014
Çeşitli Veçhelerinden Zaman Meselesi
04 Temmuz 2014
Temel Meseleler Etrafında
09 Mayıs 2014
Sakat Muhakeme -Donma ve Alışkanlık- Üzerine
30 Nisan 2014
Kültür Davası
28 Mart 2014
Batı Medeniyeti, Hâlimiz ve İslâm
04 Mart 2014
Anadolu'daki Sunî Bir Problem: Türkiye Cumhuriyeti
01 Ocak 2014
Takkeli Truva Atı
01 Kasım 2013
Ayıkları Tasfiye Aracı Olarak Hukuk
01 Ekim 2013
Batı: Hasta Adamlar Manzumesi
01 Şubat 2013
Nakşi Şeyhi İmam Şamil
01 Aralık 2012
Aylık Dergisi Sekiz Yaşında
01 Ağustos 2012
Sermayemiz Ne Kadar Milli?
01 Temmuz 2012
Yatacak Yeriniz Yok
01 Haziran 2012
Ekonomik Verilerin Hakikati
01 Mayıs 2012
Ekonomik Açıdan 28 Şubat
01 Mart 2012
Suriye ile Alakalı Kısa Mülahazalar
01 Mart 2012
Mekanik Kainat Tasavvuru ve Makine Mefkuresi
01 Şubat 2012
Çağdaş(!) Eğitim Sistemi
01 Ocak 2012
Hesaplaşmaya Doğru Hatırlatmalar
01 Aralık 2011
Müjdeler Olsun! -O Günün Fecr Vakti-
01 Kasım 2011
Modern Dünya'nın İktisadi Bunalımına Dair Kısa Bir Mülahaza
01 Ekim 2011
İnsanın Muhtaç Olduğu 3 şey
01 Eylül 2011
İktisadi Aksiyon Teklifi
01 Ağustos 2011
Kumarhane Güzel(!) Ama…
01 Temmuz 2011
Ak Parti Neden Yüzde 50 Oy Aldı?
01 Haziran 2011
Olmayan Parayı Harcamak
01 Mayıs 2011
Borcun Suni Zevki
Haber Yazılımı