Yazı Detayı
01 Mart 2018 - Perşembe 08:58
 
Fırtınaların Prensi
Fatih Turplu
 
 

Amerikalı aktivist lider Malcolm X vefat edeli elli üç sene oldu…

 

Kendisi gibi fırtınalı mizaca sahip dava adamlarını yaşarken anlamak pek güçtür; bu güçlük onlar vefat edince de devam eder. Onun gibi insanlarla tesadüf eden herkes kendi basit gerçekliklerinden örülü kafeslerin, böyle bir şuur zaviyesinden örülü parçalı dünyalarından bakarak bu tip insanları değerlendirirler. Böyle olunca da, umûmî görüş dediğimiz ve kimi zaman dünyanın en alçak ve kimi zaman ise en yüksek meseleleri peşinde koşan, doğru dizginler altında kuru aklın varamayacağı birçok mesele hakkında müsbet kanaatlere ulaşan, dizginlerini kaybedince de, ne yapacağını, ne kadar alçalacağını kestiremediğimiz o hassa, bu tip “deli-dolu” mizaçları kavramakta her dâim zorlanmıştır. Çünkü Malcolm X gibi zamanının ötesine ulaşmak için “delicesine” çırpınan, kendi nefsinden başka herkes ve her şey hakkında endişe taşıyan insanların “aykırı” mizaçları hayatlarımızın rutin gidişatını kırmak ve hâdiselere intibâk ederken bu rutini darmadağın ederek bunlara bir tür romantizm katmak, âdeta, Adetullah’ın tabiî gidişatını dondurmaya yeltenen buz kalıplarını eritmek gibi bir gâye ile yüklüdürler...

 

Her yağmur yüklü bulut gibi çehreleri ciddi, karanlık ve kasvetli gibi gözükür; belki herkes için pek basit gibi gözüken birçok hâdiseye ciddiyetle, pek sarih zannettiğimiz meselelere karanlık dolu gibi gözüken endişelerle ve iç açıcı olarak gördüğümüz hâllere kasvetli gibi gözüken bir bakışla yaklaşmaları bu sebeptendir. Fakat birazdan yağmur yağıp herkesi doyurduğunda, hatırda kalan sadece Malcolm X gibilerin çıkarttığı yıldırımlar, şimşekler olur... Böylesine fırtınalı mizaçlarının kapkaranlık dünyamızı bir an olsun aydınlattığı bu şimşeklerin ışıltıları değil de, hepimize korkutucu, iğneleyici, sıkıcı, yorucu ve zahmete değmez gibi gözüken ve öyle ifâde ederek kabullendiğimiz tarafları hatırlanır geriye; cemiyetleri, fikirleri ve insanları nasıl etkiledikleri, kör zihinleri bir parmak şaklatması kadar basit formüllerle açtıkları, statükonun duvarlarını sadece bir gülümseme ile yıkıverdikleri, koca bir ömrü kendilerinden başka herkese faydalı olmak için geçirerek çırpındıkları çoktan unutulmuştur artık... İrili ufaklı kalabalıkların bu merhametsizliğini boş verelim; tarih boyunca böyle olmuş ve olacak bu nankörlüğü umursayan hiçbir misyon adamı olmamıştır.

 

Malcolm X gibiler ün, şan ve makam gibi hevesleri tatmadan ve o lezzeti hiçbir vakit merak etmeden bu dünyaya gelir ve öyle de giderler; küçük adamlar, hasis mizaçlar ve ortalama kariyerleri ile para kazanmak derdinden başka avuntuları olmayanların kuruntularıdır bunlar. Malcolm X gibi yaratılış gayelerine doğru akan taşkın nehirlerin tek sevdası, boyuna taşmak, boyuna taşırmak ve olabildiğince cezbeli bir hâlde hedeflerine doğru ilerlemektir. Varılacak basit yerleri sürdükleri vasat hayattan belli olanların varacakları yerde bütün ümitleri kuru bir teselli gibi ellerinde sönerken, Malcolm X gibiler ufka doğru gitmenin, dâimâ ilerlemenin, kabına sığmamanın, sonsuza doğru akmanın parıltıları içerisindedirler…

 

Malcolm X, işte böylesine saf bir ruhun taşkın mizacıydı; durgun denizlerin vasat havasını hiç sevmedi. Her dâim ruhunu ötelere götürecek fırtınalar diledi. Ve dilediği fırtınaları, mizacının yelkenlerini şişirecek fırtınaları bulmakta hiç zorlanmadı… Önce renkdaşlarının sonra da tüm insanların huzuru için bir ömür huzursuzluğu göze alan “Amerika’nın en öfkeli siyahı”ydı o!

 

Biz ona bugün bile bakarken hâlâ eksik biyografilerle örülü bir zihin dünyasından her defasında öfkeden alın damarları kabarmış, fırtınalar esen, şimşekler çakan X’i görüyoruz; onu öfkesiyle, tezatları ve bir türlü bitmek bilmeyen ve neticesini tam kestiremediğimiz bir didişme içinde seyrediyoruz hâlâ… Bugün o fırtına dindi… Fırtına esnasında göremediğimiz birçok şeyi şimdi daha iyi anlamak ve bütün o öfkenin, tezat gibi görünenlerin mânâsını kavramak için daha fazla gayret etmeliyiz... Amerikalı sanatkâr Ossie Davis işte tam da bu sebepten büyük bir aktördür; onunla aynı devirde yaşamış birisi olarak onun yüksekliğini ve maksadını o hayattayken kavramış, herkesin ondan vebalı gibi kaçtığı bir dönemde kalabalıkların uğultusuna aldırmadan onun mirasına sahip çıkmayı göze aldığından. Elbette böylesine karmaşık gibi görünen bir ruhun saflığını görebilmek için o ruhî atmosferin baskısından pay sahibi olmak lazımdır…

 

Ossie Davis:

“Birçok kişi, bu fırtınalı, bu tezatlı, bu gözü pek genç kaptanda Harlem’in övünecek ne bulduğunu soracaktır bize… Bizse bu soruya gülüp geçeceğiz. Çok kişi onun nefret yanlısı olduğunu, fanatik bir ırkçı olduğunu, onun mücadelemize zarardan başka bir şey getirmeyeceğini söyleyecektir! …Ve biz onlara cevap olarak şöyle sesleneceğiz; siz hiç oturup Malcolm kardeşle konuştunuz mu? Ona hiç dokundunuz mu? Yahut size bakarak gülümsediği ânı yakaladınız mı hiç? Siz hiç can kulağıyla dinlediniz mi onu? Hiç pespaye bir şey yaptığını gördünüz mü? Her hangi bir şiddet hâdisesiyle yahut toplumun huzurunu kaçırıcı, her hangi bir hâdiseyle onun bir alâkası görüldü mü hiç? İşte, isteseydiniz onu tanırdınız. Ve onu tanısaydınız, bizim ne sebeble onunla iftihar ettiğimizi bilirdiniz. Malcolm bizim insaniyetimizdi! Halkı için işte onun anlamı buydu. Ve bizler onu iftiharla anarken, içimizdeki en iyiyi iftiharla anmış oluyoruz. Biz onu geçmişte nasılsa ve şimdi nasılsa öyle bileceğiz hep; bir prens olarak, bizim güneş misâli sürekli parlayan kendi öz siyah prensimiz olarak, bize duyduğu sevgiden dolayı ölümden bile çekinmeyen birisi olarak…”

 

Aylık Dergisi 161. Sayı

 
Etiketler: malcom x, fırtınaların prensi, fatih turplu malcom x,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
24 Ekim 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VIII-
03 Ekim 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VII-
31 Temmuz 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VI-
03 Haziran 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -V-
09 Mart 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -IV-
03 Şubat 2017
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz? -III-
04 Ocak 2017
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz? -II-
30 Kasım 2016
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz?
30 Temmuz 2016
Darbe Öyle Olmaz Böyle Olur!
30 Temmuz 2016
Bir Adam Yaratmak ve Trajik İnsan
04 Temmuz 2016
Varlık Sebebi...
03 Mart 2016
Milletler Arası Hukuk Açısından BM
01 Şubat 2016
Kamu Hukuku-Amme Hukuku Bahsi
07 Ocak 2016
5 Aralık 1999 Şanlı Metris Zaferi
03 Aralık 2015
Başyücelik Devleti "Yeni Dünya Düzeni" Devlet Şekilleri Bahsi Üzerine
05 Kasım 2015
Osmanlı Devleti'nde Ermeniler ve Günümüze Kadar Ermeni Meselesi 1324-2015
08 Ekim 2015
Tüm Zamanların En İyi Boksörü- III
04 Eylül 2015
Hilâl ile Haç’ın Ringe Çıkışı! II
05 Ağustos 2015
Rinklerin Yeni Prensi - I
05 Temmuz 2015
Genel Seçim Değerlendirmesi
29 Mayıs 2015
Selçuklular Devri'nde Ermeniler (1028-1246) ve Peygamberimizin Ermenilere Verdiği Amannâme
30 Nisan 2015
Ermenilerin Tarihî Kökeni ve Osmanlı Devleti Dönemine Kadar Ermeniler
02 Nisan 2015
Ermeni Meselesi ve Tarih Şuuru -Giriş-
09 Mart 2015
Korku Histerisi ve İslâm’ın İkinci Hâkimiyet Devresi
03 Aralık 2014
“Başyücelik Devleti“ ve Engelciler
16 Ekim 2014
Kültür Davamız Eserindeki "Tatbik Fikri ve Muhatap Anlayış" Bahsi Üzerine...
25 Eylül 2014
İman ve İspat, Bilgi’nin Doğuşu Üzerine...
28 Ağustos 2014
"Kültür Davamız" Eserindeki "Allah-Âlem-İnsan" Bahsi Üzerine
01 Ağustos 2014
"Zaman ve Şuur" Bahsi Üzerine
04 Temmuz 2014
"Kültür Davamız" Eserindeki "İki Yol ve Süzme" Üzerine
09 Mayıs 2014
Sakat Muhakeme - Karşı Yanlış- Üzerine
30 Nisan 2014
Kültür ve İdeoloji Üzerine…
29 Ocak 2014
“Aydın” Çağından mı Gazetedeki Köşesinden mi Sorumlu?
11 Aralık 2013
Eğitim Sistemimiz, Dershaneler ve Ak Parti
25 Kasım 2013
Kültürel Uyuşturma Operasyonu
01 Ekim 2013
Sanal Dünya, Gerçek Dünya ve Kitaplar
01 Eylül 2013
Günümüz İslamcılığının "İslam Anlayışı" Karşısındaki Çıkmazları Üzerine
01 Ağustos 2013
Dostoyevski’nin Cinler Romanı Üzerine Birkaç Not
01 Mayıs 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -3-
01 Nisan 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -2-
01 Mart 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -1-
01 Şubat 2013
Danton ve Robespiyer
01 Aralık 2012
Sert Rüzgarlar…
01 Aralık 2012
Entrikanın Mücessem Hâli: Joseph Fouche -3-
01 Kasım 2012
Entrikanın Mücessem Hâli: Joseph Fouche -2-
01 Ekim 2012
Joseph Fouché Üzerine… -1-
01 Eylül 2012
“Kadına Şiddet” Mevzuuna Dair
01 Ağustos 2012
“Berzah -Bütün Dalların Birleştiği Kök’e-” Eseri Etrafında
01 Temmuz 2012
Sıradan Bir Gün
01 Haziran 2012
Tümevarım ve Zaafiyeti Üzerine
01 Mayıs 2012
Mitolojiden Sinemaya
01 Nisan 2012
Van Gogh Sergisi Vesilesiyle Resim
01 Şubat 2012
Mitoloji ve Sinema üzerine (2)
01 Ocak 2012
Mitoloji ve Sinema üzerine (1)
01 Eylül 2011
Gerilim ve Korkunun Ustası Hıtchcock
01 Ağustos 2011
(Eymi Vaynhauz) ve Koyun Atlatma
01 Ekim 2010
Bir Filmin İyi Olduğu Nasıl Anlaşılır?
01 Eylül 2010
‘Seni Kim Kumanda Ediyor?’
01 Eylül 2010
Bir Romanın Konusu - Vesile Kimdir?
01 Ağustos 2010
Reenkarnasyon-Tenasuh Üzerine
01 Temmuz 2010
Tarkowsky’nin Son Filmi Offret-Kurban
01 Aralık 2009
Bir Tarkowski Klasiği: Stalker (İz Sürücü)
01 Haziran 2009
Andrei Tarkowski’nin Hayatı ve Sanatı Üzerine
06 Nisan 2009
Truman Show Filmi Üzerine
Haber Yazılımı