Yazı Detayı
25 Şubat 2022 - Cuma 13:16
 
İstihbarat Savaşları
Hasan Hüseyin Akdağ
 
 

İstihbarat servisleri bulundukları ülkenin yapı taşı ve prototipidir. Tarihinden aldığı birikimle memleketin bugününü, yarınını ve geleceğini değerlendirir. Teknolojinin akıl almaz bir biçimde hızla ilerlemesi ve gelişmesi eski usûl teşkilat anlayışını da değiştirmiştir. Yapay zekâ, sanal dünya, kredi kartları, sosyal medya… Kitle iletişim vasıtalarının da yaygınlaşmasıyla kapitalizmin tüketim alışkanlıklarını belirlemek ve arzuları artırarak insanları tüketime yönlendirmek için geliştirdiği bu araçlar, insanları tam da istihbarat servislerinin istediği şekilde tasnif etmiştir. Böylece istihbarat servislerinin işi kolaylaşmıştır. “Toplum mühendisliği” yapılmasının önü açılmıştır. Savaşlar silahla değil psikolojik ve sosyolojik yöntemlerle yapılmaya başlanmıştır. Örneğin, Adolf Hitler’in meşhur propaganda bakanı Gobbels, Alman halkına öylesine psikolojik telkinler vermişti ki halk savaşı Almanya’nın kazandığını zannediyordu. Ta ki Sovyet Rusya, Berlin’e girene kadar…

 

Tarihi köklerini reddeden devletlerin analiz yapma yetenekleri ve geleceğe yönelik adım atmaları neredeyse imkansızdır. Bu devletlerin istihbarat servisleri ise onları diğer ülkelerin servislerine karşı savunmasız hâle getirir. Bir dönem sonra, yabancı nüfuzuyla dış servislerin istediği bir düşünme tarzı ortaya çıkar. Bu sadece istihbarat servisleri için değil, tüm bürokrasi için böyledir. Örnek vermek gerekirse; Türk istihbarat servisi ve diğer bürokratik kurumlardaki başta ABD olmak üzere Batı etkisi çok fazla olmuştur. Örneğin; 28 Şubat sürecinde kurulan “Batı Çalışma Grubu” kime bilgi sağlıyordu ve kimler adına iş görüyordu, araştırılmalıdır.

 

Türkiye’nin önemli istihbaratçılardan Mahir Kaynak, devletin bu sahadaki düşmanlarını şöyle işaretliyordu: “Cumhuriyetin kuruluşundan beri Türkiye’nin dört büyük hasmı vardır: Komünizm, Kürtçülük, Türkçülük ve irtica…” (1) Esasında bir düşünce akımı yahut ideoloji mi devletin düşmanıdır, yoksa devleti tehdit eden, iç olaylarına müdahale etmek isteyen, silahlanmaya giden devletler mi? Bu sorunun tartışılması gerekir.

 

Eski dünyanın kavramları ile bugün konuşulamaz. Artık komünizmin esamisi dahi okunmuyor. Zira inandıkları ideale veya davaya hizmet ettiklerini sananlar, saplandıkları ideolojik körlükle iç ve dış istihbarat servislerine çalıştılar. Sovyet tehdidi Türkiye’yi Amerikan çiftliğine dönüştürmek için kullanıldı. Kemalist devlet emperyalizmin çıkarına hizmet ederek Kürt köylerini bastı, insanlar kimliği belirsiz (!) kişiler tarafından kurşuna dizildi. “Kürt Meselesi” etnik bir problem haline dönüştürüldü. Bunlar olmasa PKK, YPG ve daha bilumum örgüt nasıl neşvünema bulurdu. İstihbaratın görevi bu gibi siyasî ve toplumsal mühendisliklerinin önüne geçmekken bilakis bunların yaşanmasında öncü rol oynanmıştır.

 

Küresel sermayenin belli hedefleri vardır. Bunun için işine ne geliyorsa onu yapar. Diyalektik sahibi olmak da bunu gerektirir. Kendisine düşman gördüğü kim varsa saf dışı bırakır. Yeri gelir kendi sisteminin işlemesi için kendi çocuklarını yer. Bazen de düşman gördüklerini alıp başa getirir. 1979 İran Devriminde olduğu gibi… Çünkü yükselen bir dalga varsa onu tahliye etmek için tahliye kanalı açmak gerekir. Mesela 1960 darbesi ile sol hareketin önü açıldı. Solun genel özelliği “antikapitalist ve antiemperyalist” oluşuydu. Türkiye’de yükselen antiemperyalist dalga böylece kırılmak istendi.

 

Soldan bahsetmişken Türkiye’deki solun, dünyadaki sol ile aynı çizgide olmadığını da belirtmek lazım. Ekonomi ve iktidardan ziyade din karşıtlığı ile öne çıkan yapılar gördük. Hatta Kemalizm müdafiilerdi. Solculukları da kapitalist olana kadar sürdü zaten sonra gerçek yüzleri İslâm düşmanlığı ortaya çıktı.

 

Hülasa, 20. yüzyıl itibariyle savaş şekilleri son derece değişmiş, özellikle Soğuk Savaş sürecinde artan bir şekilde devletler birbiriyle istihbarat servisleri üzerinden savaşmış, Türkiye de bu savaştan nasibini almış ve dünyaya Amerikan perspektifinden bakan bir devlet bürokrasisi oluşmuştur. Başta istihbarat olmak üzere tüm devlet bürokrasisinin bu gözlükten kurtulma zamanı ise çoktan gelmiştir.

 

Kaynakça

  1. Mahir Kaynak, İstihbarat ve Terör Oyunları, Profil Kitap, 1. Baskı, 2021, s. 12.

 

Aylık Dergisi 208. Sayı

 
Etiketler: İstihbarat, Savaşları,
Yorumlar
Haber Yazılımı
barandergisi.net/