Yazı Detayı
01 Şubat 2013 - Cuma 08:48
 
Nakşi Şeyhi İmam Şamil
Ömer Emre Akcebe
 
 

Nam-ı diğer İmam Şamil... 1797 senesinde bugün Dağıstan sınırları içerisinde yer alan Gimri adlı dağ köyünde doğdu. Şâmil, otuz yaşına kadar; tefsîr, hadîs, fıkıh gibi zâhirî ilimleri, edebiyat, târih ve fen bilgilerini öğrenerek, büyük bir âlim, gönül sahibi bir velî oldu. Nakşî şeyhi olan Şeyh Cemaleddin Gazikumukî Hazretlerine bağlandı. Şeyh Şamil'in hayatına çeşitli bakımlardan değineceğiz ama önce Kafkasya'da küfrü bir kasırga gibi kasıp kavuran iman fırtınasının kaynağına geniş bir parantez açalım.

 

Müridizm, Kafkaslar’da 16. yüzyılda etkin olarak başlayan Rus sömürgeciliğine karşı Kafkas halklarının imamlar önderliğinde sürdürdüğü direnişi besleyen dinî harekettir. Yaklaşık 70 yıl süren bu hareket nedeniyle, Kuzey Kafkasya’da tam hâkimiyet kurmak isteyen Çarlık Rusyası, 1864’teki büyük sürgüne değin etkin bir direnişle karşılaşmıştır. Hareketin en güçlü imamlarından Şeyh Şamil’in anlatılan kahramanlıkları, mücadelenin İslâmî boyutunu temellendirmesi açısından Çeçen mücadelesini hâlen besleyen güçlü bir unsurdur. Burada 35 sene boyunca Napolyon'a bile boyun eğdirmiş kibirli Rus generallerini dize getiren Şeyh Şamil'in ruh ikliminin köklerini anlayabilmek bakımından şeyhine, Şeyh Cemaleddin Gazikumukî'ye değineceğiz.

 

Dağıstan’ın Kumuk şehrine “Gazi” ünvanı verilmesi, Hazret-i Osman zamanında ashab-ı kiramın Dağıstan’ın İslâmlaştırılması maksadıyla bölgeye gelerek savaştıkları ve çok sayıda şehid verilmesi ve birçok sahabenin yaralanarak “gazi” olmasına işaret etmektedir. Bu bölgede ashâba ait birçok kabir, bugüne ulaşabilmiş, en az bir o kadarı da namsız-nişansız olarak kaybolmuştur. Birçok sahâbî İslâm’a kazandırılan bölgeden Arabistan’a dönmeyerek bölgede yerleşmiş ve bölge halkıyla yapılan evlilikler sonucu ashabdan birçok ismin soyu bu bölgede devam etmiştir. Cemaleddin Gazikumukî'nin ataları da bu çerçevede Medine-i Münevvere'den gelerek Kumuk'a yerleşen kimselerdendir. Gazikumukî’nin “Seyyid” ünvanına sahib oluşu da ecdadının şeceresinin Resulullah Efendimiz’e kadar ulaşarak, Hazret-i Hüseyin’in neslinden gelen kimseler oluşundandır. Ruhanî silsilesi ise Hazret-i Ebu Bekr-i Sıddîk’e ulaşmaktadır. Aynı silsilenin büyük önderlerinden Şeyh Şerafeddin’in silsilesi de aynı şekilde ashabın önde gelen isimlerinden Hazret-i Mikdat bin Esved’e ulaşmaktadır.

 

 Ashab-ı Kiram'ın, Hazret-i Osman'dan göç edebilmek için izin almalarının ardından, Allah Resulü'nün sahâbîleri bir daha hiçbir beşerî kuvvetin kurutmasına mümkün olmayacak tohumlar hâlinde dünyanın dört bir yanına İslâm'ı taşımışlardır. Ebû Eyyub El-Ensârî Hazretleri ve sahâbîlerin fetih için İstanbul'a gelmeleri gibi bir kısım sahâbî de Kafkasya'ya gelmiştir. Sahâbîlerin Kafkasya'da küfüre toslayışları öyle şiddetli olmuştur ki, yerleştikleri Kumuk'a "gazi" ünvanı lâyık görülmüştür. Ashab, Allah'ın emrine ve Resulü'nün sünnetine riayet ederek, Kafkasya'da ele geçirdiği mevziyi katiyen terk etmemişlerdir.

 

İmam Mansur ve İmam Hamzat'ın Müslümanların yaşadıkları topraklara uzanan kâfir ellerini kırmak için cihad ederken kutlu makama kavuşmalarının ardından, Şeyh Şamil İmam ilan edilmiştir.

 

Şeyh Şamil'in hayatının genel hatları bugün ülkemizde neredeyse tüm kesimlerce bilinen bir efsane hâlinde dilden dile dolaşmaktadır. Biz genelden ziyâde kimi hususiyetlerden bahsederek Şeyh Şamil'i anmak istiyoruz.

 

Şamil, İmam olduktan sonra bütün bir Dağıstan'da cihad ilân etmiştir. Napolyon'u püskürtmelerinin ardından kimsenin Ruslar'la boy ölçüşmeyi göze alamadığı demlerde bir avuç inanmış adam, memleketlerini kâfir işgâlinden kurtarmak adına bir taraftan silâha diğer bir taraftansa İslâm sancağına sarılarak ileri atılmışlardır.

 

Bilinen tarihin aksine, düzenli gerilla savaşının mucidi Şeyh Şamil'dir. Ahulgoh Muharebesi'nin ardından Dargo üzerine yürüyen 30 bin kişilik Rus ordusuna Çeçenistan ormanlarını mezaristan etmiştir. Başlarında Şuayb Molla olan bir avuç inanmış adam Şeyh Şamil'in stratejik dehası ile Rus askerine ve generallerine gerilla savaşının dersini okuttular.

 

Şeyh Şamil'in savunma düzeninden çıkıp taarruz devrine geçtiği dönemdeki icraatları da en az savunma stratejileri kadar hayranlık uyaracak cinstendir. Rusları akıl almaz nümayiş taarruzlarla âdeta istediği istikâmete süren ve asıl gözünü diktiği tahkimatları ve Rus kalelerini şiddetle toslayarak derhâl ele geçiren Şeyh Şamil'in dehası bütün bir dünyada merak uyandırmıştır.

 

Cihad ilân ettiği ve cihad ettiği dönemde de en önemli faaliyetlerinden birisi; Müslüman kabileler arasında birlik ve düzeni tesis etmesi ve hainleri de en şiddetli şekilde cezalandırarak Ruslar'ın dünyevî kudretlerini tepelemesidir.

 

Şeyh Şamil'in hitabeti de imanı ve kılıcı kadar keskindi. İhanet yuvalarından birisine gerçekleştirdiği baskında hâin kelleleri bir bir düşürdükten sonra câmide halka ettiği şu hitab bugün içinde bulunduğumuz hâle de reçete olabilecek kıymettedir:

 

- "Allah büyüktür, birdir, şeriki ve naziri yoktur. Hürriyet ise onun sevgili ve makbûl kullarına lâyık gördüğü en mukaddes, armağandır. Hürriyetini kaybedenlerin dünyadaki mevkii köleliktir.

 

Çar'ı büyük görenler Allah'a şirk koşan kâfirlerden farksızdırlar. Çar'ın generallerine itaat edenlere, kahraman millet efradından ayrılıp din ve vatan kardeşlerine hıyanet edenn mürtedlerin canlarını Hak divanına, belimize kuşandığımız şu kılıçlarımızla göndereceğiz..."

 

Ne diyor Şamil, "kâfiri ne maksatla olursa olsun büyük görenler, Allah'a şirk koşanlardır," diyor. Bu savaşın şiddeti içerisinde bir komutanın ağzından dökülen sözler değil, nakşî şeyhi olan İmam Şamil'in fetvasıdır. Topu, tüfeği, atom bombası var diye küffarı büyük görenler, teslim olanlar ve korkanlar, Allah'a şirk koşan kâfirlerden farksızdırlar...

 

Şeyh Şamil şeref ve izzetle yaşadı, Allah'ın emrine uydu, sünneti ihya etti. Allah O'ndan razı olsun. Yolu yolumuz, davası davamızdır! Allah, bizlere, O'nunla aynı şuurda olabilme nimetini lütfetsin inşallah...

 

Aylık Dergisi 101. Sayı

 
Etiketler: Nakşi, Şeyhi, İmam, Şamil,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Mart 2017
Deva Hazır da Hasta Hazır mı?
03 Şubat 2017
2016’dan 2017’ye Devreden Bakiye
30 Kasım 2016
Üstün Siyaset, Üstün Sanattır
03 Ekim 2016
Anadolu Baharı - Büyük Satranç Tahtası Kırıldı
30 Temmuz 2016
Bu Millete Yeni Bir Ordu Lâzım
04 Temmuz 2016
Şeytanla Karşılaşmamız
05 Mayıs 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XIV
03 Mart 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XIII
01 Şubat 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XII
07 Ocak 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XI
03 Aralık 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - X
05 Kasım 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - IX
08 Ekim 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VIII
04 Eylül 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VII
05 Ağustos 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VI
05 Temmuz 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti –V-
29 Mayıs 2015
Başyücelik Devleti İktisat Vekaleti-IV
30 Nisan 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -III-
02 Nisan 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -II-
09 Mart 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -I-
06 Şubat 2015
Başyücelik Devleti İcra Makamı -Başyücelik Hükümeti-
06 Şubat 2015
Ölüm Odası B-Yedi-Matla’ Beyitler- Eseri Üzerine
12 Ocak 2015
Aydınlar Aristokrasisi ve Başyücelik Devleti
03 Aralık 2014
Devlet Şekilleri - Türkiye Cumhuriyeti - Başkanlık Sistemi Başyücelik Devleti'ne Giriş
30 Ekim 2014
İdeolocyamızın Ruhçuluk ve Keyfiyetçilik Prensibi Hakkında
25 Eylül 2014
Diyalektik ve Âhlak Çerçevesinde
28 Ağustos 2014
Kültür Ekseninde Varlık ve Oluş
01 Ağustos 2014
Çeşitli Veçhelerinden Zaman Meselesi
04 Temmuz 2014
Temel Meseleler Etrafında
09 Mayıs 2014
Sakat Muhakeme -Donma ve Alışkanlık- Üzerine
30 Nisan 2014
Kültür Davası
28 Mart 2014
Batı Medeniyeti, Hâlimiz ve İslâm
04 Mart 2014
Anadolu'daki Sunî Bir Problem: Türkiye Cumhuriyeti
01 Ocak 2014
Takkeli Truva Atı
01 Kasım 2013
Ayıkları Tasfiye Aracı Olarak Hukuk
01 Ekim 2013
Batı: Hasta Adamlar Manzumesi
01 Aralık 2012
Aylık Dergisi Sekiz Yaşında
01 Eylül 2012
Filipinlerin Bilinmeyen Mücahidi: Maktan Sultanı Lapu Lapu
01 Ağustos 2012
Sermayemiz Ne Kadar Milli?
01 Temmuz 2012
Yatacak Yeriniz Yok
01 Haziran 2012
Ekonomik Verilerin Hakikati
01 Mayıs 2012
Ekonomik Açıdan 28 Şubat
01 Mart 2012
Suriye ile Alakalı Kısa Mülahazalar
01 Mart 2012
Mekanik Kainat Tasavvuru ve Makine Mefkuresi
01 Şubat 2012
Çağdaş(!) Eğitim Sistemi
01 Ocak 2012
Hesaplaşmaya Doğru Hatırlatmalar
01 Aralık 2011
Müjdeler Olsun! -O Günün Fecr Vakti-
01 Kasım 2011
Modern Dünya'nın İktisadi Bunalımına Dair Kısa Bir Mülahaza
01 Ekim 2011
İnsanın Muhtaç Olduğu 3 şey
01 Eylül 2011
İktisadi Aksiyon Teklifi
01 Ağustos 2011
Kumarhane Güzel(!) Ama…
01 Temmuz 2011
Ak Parti Neden Yüzde 50 Oy Aldı?
01 Haziran 2011
Olmayan Parayı Harcamak
01 Mayıs 2011
Borcun Suni Zevki
Haber Yazılımı