Yazı Detayı
01 Haziran 2011 - Çarşamba 05:38
 
Olmayan Parayı Harcamak
Ömer Emre Akcebe
 
 

Başbakan’ı geçenlerde televizyonda, elinde kocaman 20 milyon TL’lik banknotla görünce ilgimi çekti. Ne anlatacak diye merakla izlemeye başladım. Konuşmayı yaptığı yer ise, TESK (Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu) İstişare ve Değerlendirme Toplantısı. Diyor ki Başbakan:

 

- “Türkiye büyüyor ve kazandığı için de harcıyor, olmayan para harcanmaz, varsa harcanır.”  

 

Evet, “olmayan para harcanmaz” diyor Başbakan. Ya Başbakan bütün memleketin gözünün içine baka baka yalan söylemekten arlanmıyor, yahud onu ayakta işletiyorlar haberi yok. Şimdi oturalım, “olmayan para”nın nasıl harcandığını anlatalım:

 

Verilen mesken kredileri toplam rakamı 64 milyar 63,6 milyon TL, araç kredileri 5 milyar 882 milyon TL, diğer tüketici kredileri 72 milyar 766.2 milyon TL ve kredi kartlarının borçları ise 45 milyar 841.3 milyon TL. Bu veriler, devletin Merkez Bankası’nın bu ay (Mayıs 2011) itibarıyla açıkladığı veriler. Bu demektir ki “188 milyar 553,1 milyon TL” OLMAYAN PARA harcanmış.  Başbakan cahil midir, yoksa yalancı mı, siz karar verin.

 

Bir başka örnek: Kanal İstanbul projesinin tahminî maliyeti 10 milyar TL olarak açıklanıyor. OLMAYAN VE HARCANAN PARA ne kadar da çokmuş değil mi, buna nisbetle?

 

Kanal İstanbul vesilesiyle bir de Ak Parti’nin İstanbul vizyonunu anlamaya çalışalım. Kanal İstanbul’un sloganı neydi, “İki Yeni Şehir”. Bu  “İki Yeni Şehir” kimin için kurulacak? Meraklandırmadan hemen söyleyelim:

 

Jeopolitik mevkii ve ucuz işçilik maliyeti sebebiyle Türkiye, global sermaye için bulunmaz bir köle sahası. Türkiye’de yaptıkları yatırımları arttıracaklar demektir bu “İki Yeni Şehir” vesilesiyle. Nasıl ki daha önce şehir dışına inşa edilen modern(!) şehirler vesilesiyle, bundan 50 sene önce kimsenin metelik vermediği toprakları süsleyip-püsleyip dünyanın fiyatına sattılar. Asıl şehrin içindeki fiyatları bu vesileyle düşürdüler ve değerinin altındaki fiyatlarla satın aldılar. Şimdi de merkezde yaşayan “halkı” şehir dışına atacaklar ve gelip şehir içinde kendilerine yeni modern(!) kentler inşa edecekler. Bunun adı EMLAK MANİPÜLASYONU’dur. İşin ustası yine Yahudiler tabiî. Bu konuya saplanıp kalmamak için kaynak verelim, ilgilenen incelesin.  Ataç yayınlarından Ocak 2007 tarihinde çıkmış olan Yahudi Devleti (Theodor Herzl). Orada konuyla ilgili tafsilatlı bilgiyi elde edebilirsiniz.  Biz asıl konumuzla devam edelim.

 

Tarımda tütün, şeker pancarı ve buğdaya kota koydular. Çiftçiyi büyük şehirlere göç etmek mecburiyetinde bıraktılar. Niçin biliyor musunuz? Global sermayenin ucuz iş gücü olsunlar diye. Kürdlerin sorunu da bir veçhesiyle aynı, onların da köylerini boşalttılar ve sermayeye ucuz iş gücü olarak şehirlere gitmeye zorladılar. Şimdi Başbakan diyecek ki; “doğru ama kotaları bizden önceki koalisyon hükümeti koydu.” Doğru söylüyor, kotaları on beş günde, on beş yasa değiştirerek, Kemal Derviş dikte ettirdi. İyi de kardeşim, adamın on beş günde çıkarttırdığı on beş yasayı, sen 8 senedir değiştiremediysen?!..

 

“Olmayan para”yı gördük, şimdi bir de “olduğu” iddia edilen parayı inceleyelim hep beraber.

 

Türkiye’de üretim ve/veya montaj yapan yabancı şirketler, satışa hazır hâle getirilen ürünlerin son faturalarını Türkiye’de keserek buradan yurtdışına ihraç etmektedirler. Şimdi, yabancı şirketlere sadece üretim ve/veya montaj yapıyor olmamız sebebiyle, malın bedeli bizim ülkemize mi aittir? Buradan fatura kesiliyor olması, elde edilen gelirin bize ait olduğunu asla göstermez. Zaten ihracat yapan şirketlerin ödediği ciddi vergi rakamları da yoktur. Şu ân bizim ihracat gelirlerimizin tamamı buna nisbetle hesablanıyor. O “millî gelir” denilen gelir biçimine, bir de bu perspektiften bakalım. “Millî” olan gelir acaba gerçekte ne kadardır?

 

Başbakan’ın elindeki 20 milyon TL’lik banknota bakalım dilerseniz. Başbakan diyor ki; “Türkiye’nin tamamıyla birlikte esnafımızın dünyasını nasıl değiştirdiğini eski 20 milyon ve şimdi ki 20 TL ortaya koyuyor.” Paranın sonundan 6 tane sıfırı silince paranın değer kazandığını öne süren zihniyete ne denebilir ki? Bunu Bakırköy’de muayene olan bir hasta söylese, apar topar yatış verilir, uzun süre de “gözetimde” tutarlar. Muhalefet kaset oyunlarından kafasını kaldırıp baksa aslında her âkil adam tarafından silkelenebilecek olan bu ağacı görebilecek ama, nerede o basiret sahibi kimseler? Muhalefet ve iktidarın farkı, paslı ve passız tenekelerin birbirine nisbetinden öte değil. Bu arada Sayın Başbakan,  20 milyon TL ve 20 TL’lik banknotları kim hazırlayıp konuşmanızda kullanın diye akıl verdiyse, derhâl onun işine son veriniz. Tarihe geçen komikliklerden birine imza attınız, aynı duruma tekrardan düşmeyiniz bari.

 

Balon ekonominin iyi hatiblerce cilâlanarak, demir leblebi gibi lanse edildiği ülkemizin asıl manzarası bize işte böyle görünüyor. Başkalarının bilgisi, parası ve sanayisiyle oluşturdukları sermayelerinde, tıpkı köle gibi çalışan insanımızın harcadığı “kendisine ait olmayan para” ve aynı sermayeye ait parayla elde edildiği iddia edilen GSMH (Gayri Safi Millî Hâsıla) rakamları, gerçekte yukarıda anlattığımız nitelikte. Sathı henüz öyle veya böyle parlamakta olan bir tenekenin en kısa sürede paslanacağı ise aşikâr.

 

Aylık Dergisi 81. Sayı

 
Etiketler: Olmayan, Parayı, Harcamak,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Mart 2017
Deva Hazır da Hasta Hazır mı?
03 Şubat 2017
2016’dan 2017’ye Devreden Bakiye
30 Kasım 2016
Üstün Siyaset, Üstün Sanattır
03 Ekim 2016
Anadolu Baharı - Büyük Satranç Tahtası Kırıldı
30 Temmuz 2016
Bu Millete Yeni Bir Ordu Lâzım
04 Temmuz 2016
Şeytanla Karşılaşmamız
05 Mayıs 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XIV
03 Mart 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XIII
01 Şubat 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XII
07 Ocak 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XI
03 Aralık 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - X
05 Kasım 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - IX
08 Ekim 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VIII
04 Eylül 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VII
05 Ağustos 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VI
05 Temmuz 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti –V-
29 Mayıs 2015
Başyücelik Devleti İktisat Vekaleti-IV
30 Nisan 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -III-
02 Nisan 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -II-
09 Mart 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -I-
06 Şubat 2015
Başyücelik Devleti İcra Makamı -Başyücelik Hükümeti-
06 Şubat 2015
Ölüm Odası B-Yedi-Matla’ Beyitler- Eseri Üzerine
12 Ocak 2015
Aydınlar Aristokrasisi ve Başyücelik Devleti
03 Aralık 2014
Devlet Şekilleri - Türkiye Cumhuriyeti - Başkanlık Sistemi Başyücelik Devleti'ne Giriş
30 Ekim 2014
İdeolocyamızın Ruhçuluk ve Keyfiyetçilik Prensibi Hakkında
25 Eylül 2014
Diyalektik ve Âhlak Çerçevesinde
28 Ağustos 2014
Kültür Ekseninde Varlık ve Oluş
01 Ağustos 2014
Çeşitli Veçhelerinden Zaman Meselesi
04 Temmuz 2014
Temel Meseleler Etrafında
09 Mayıs 2014
Sakat Muhakeme -Donma ve Alışkanlık- Üzerine
30 Nisan 2014
Kültür Davası
28 Mart 2014
Batı Medeniyeti, Hâlimiz ve İslâm
04 Mart 2014
Anadolu'daki Sunî Bir Problem: Türkiye Cumhuriyeti
01 Ocak 2014
Takkeli Truva Atı
01 Kasım 2013
Ayıkları Tasfiye Aracı Olarak Hukuk
01 Ekim 2013
Batı: Hasta Adamlar Manzumesi
01 Şubat 2013
Nakşi Şeyhi İmam Şamil
01 Aralık 2012
Aylık Dergisi Sekiz Yaşında
01 Eylül 2012
Filipinlerin Bilinmeyen Mücahidi: Maktan Sultanı Lapu Lapu
01 Ağustos 2012
Sermayemiz Ne Kadar Milli?
01 Temmuz 2012
Yatacak Yeriniz Yok
01 Haziran 2012
Ekonomik Verilerin Hakikati
01 Mayıs 2012
Ekonomik Açıdan 28 Şubat
01 Mart 2012
Suriye ile Alakalı Kısa Mülahazalar
01 Mart 2012
Mekanik Kainat Tasavvuru ve Makine Mefkuresi
01 Şubat 2012
Çağdaş(!) Eğitim Sistemi
01 Ocak 2012
Hesaplaşmaya Doğru Hatırlatmalar
01 Aralık 2011
Müjdeler Olsun! -O Günün Fecr Vakti-
01 Kasım 2011
Modern Dünya'nın İktisadi Bunalımına Dair Kısa Bir Mülahaza
01 Ekim 2011
İnsanın Muhtaç Olduğu 3 şey
01 Eylül 2011
İktisadi Aksiyon Teklifi
01 Ağustos 2011
Kumarhane Güzel(!) Ama…
01 Temmuz 2011
Ak Parti Neden Yüzde 50 Oy Aldı?
01 Mayıs 2011
Borcun Suni Zevki
Haber Yazılımı