Yazı Detayı
01 Eylül 2012 - Cumartesi 09:39
 
Ortadoğu Daha da Alevlenecek!
Faruk Hanedar
 
 

Osmanlı Devleti yıkılana kadar Ortadoğu halkları bir halifeye bağlı olduğunun bilincinde ve onun emrindedir. Tabiî ki, Osmanlı’nın yıkılmasına yakın dönemlerde güç kaybından doğan otorite boşluğundan yararlanmak isteyen ve bunu başaran emperyalistlerin oyunlarıyla, bir takım insanlar, çevresinde örgütlenen kişilerle birlikte halifenin buyruğuna karşı çıkmış; güçsüz döneminde Osmanlı dış mihraklardan aldığından daha çok darbeyi içerideki işbirlikçilerden almıştır. Bunların en önemli misâli İngiltere ile hilâfetin kendisine verilmesi ve bağımsız bir Arap Devleti kurmak karşılığında işbirliği yapan; fakat İngiltere tarafından kandırılan Şerif Hüseyin’dir.

 

Britanya bir yandan Şerif Hüseyin’e bir Arap Devleti vaat ederken diğer yandan dönemin diğer önemli gücü olan Fransa ile Sykes-Picot Anlaşması’nı imzalamış ve bu iki devlet bölgeyi arasında paylaşmıştır. Paylaşmış oldukları Nil Vadisi, Levant Bölgesi ve Musul’da kukla devletler kurmuşlardır. Kurulan devletlerden Irak, Ürdün, Filistin İngiliz bölgesi; Suriye, Lübnan Fransız bölgesi olmuştur.

 

Birinci Cihan Harbi, yakın tarih açısından Ortadoğu için en önemli kırılma noktasıdır. O döneme kadar yüzyıllarca süren Müslüman hâkimiyeti emperyalist Batı tarafından ortadan silinmiş, Müslümanlar paramparça bir vaziyete bürünmüştür. Haritalar yeniden çizilmiş; Batılıların hegemonyası altında devlet niteliği taşımaktan aciz, kendisini yönetme kabiliyeti bile taşımayan devletçikler kurulmuştur. Böylece paramparça duruma getirilen Ortadoğu’da “böl, parçala, yönet” modeli işlerliğini kazanmıştır.

 

21. yüzyılın başına kadar Ortadoğu’da yaşanan tüm siyasî hadiseler Batılı güçlerin hegemonyası altında ve çıkarlarına ters düşmeyecek bir biçimde yön almıştır. Cumhuriyetler, demokrasiler, diktatörlükler… Tamamı Batılı güçlerin yön verdiği çerçevede şekillenmiştir.

 

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ABD ve SSCB iki süper güç olarak ortaya çıkmış ve bölgede daha dominant olmaya başlamışlardır; fakat bu da bölgenin kaderini değiştirmeyecektir.

 

1948’de İsrail Devleti kurularak, Ortadoğu’nun ve Müslüman halkların kalbine bir hançer saplanmıştır. Aslında Birinci Cihan Harbi’nde ve sonrasında atılan adımların hemen hemen hepsinde İsrail Devleti’nin kurulması amacı öncü rol oynamıştır. Bu adımların atılmasının en büyük destekçisi olan İngilizlerdir ve Anglo-Saksonlarla Siyonistler arasındaki ittifak yani Siyonist-Haçlı ittifakı İsrail’in kuruluşuyla meyvelerini vermeye devam etmiştir. Günümüzde de Ortadoğu’da yaşanan politik sürecin kıvrıldığı her dönemeçte İngilizlerin politikalarının etkin bir biçimde işlediği derin bir tahlilden sonra ortaya çıkmaktadır.

 

Geçen bir asırlık bu zaman dilimi içerisinde sürekli sömürülen Ortadoğu halkında bir uyanış baş göstermeye başlamış; hep baskı altında olan Müslümanlar, başsız olmanın ve bir halifenin özlemini derinden hmeye başlamıştır. Baskının getireceği netice ise patlama olacaktır. Bu herkes tarafından bilinen bir gerçek ve yakın dönemde bu patlama gerçekleşmiştir. Burada sormamız gereken soru ise “bu patlama doğal bir patlama mıdır; yoksa yine bir asırdır bu coğrafyadaki hayata yön veren emperyalist Batılılar tarafından yönetilmiş sunî bir patlama mıdır?”

 

Günümüzde Ortadoğu’da en aktif politikayı izleyen ve Siyonist-Haçlı ittifakının güdümünde yönetilen ABD İkinci Dünya Savaşı’nın ardından politikasını üzerine oturttuğu Ortadoğu’ya hâkim görüntüsü çizmektedir. Soğuk Savaş dönemi boyunca SSCB ile rekabet halindeyken Sovyetlerin dağılması ile birlikte tek süper güç hüviyetine bürünen ABD 11 Eylül olaylarından sonra girmiş olduğu Afganistan ve Irak’ta büyük bir hayal kırıklığına uğrarken Ortadoğu politikasını da değiştirmek zorunda kalmıştır. Anti-emperyalist tavrın halk arasında iyice güçlenmesi ile birlikte Amerikan karşıtlığı artmıştır. Ve bilhassa 11 Eylül’den sonra yaşanan hadiseler “Ortadoğu’da haritaların yeniden çizilmesi mi planlanıyor?” sorusunu beraberinde getirmiştir.

 

2011 senesinin başında Tunus’ta bir gencin kendisini yakmasıyla başlayan isyan hareketleri kısa sürede tüm bölgeye yayılmış ve Batı’nın verdiği isimle “Arap Baharı” adı altında bir isyan hareketi bölgeyi kasıp kavurmuş ve paradigmanın tamamen değişmesine neden olmuştur.

 

Irak’ın ardından Libya da parçalanmanın eşiğine gelmiş ve şimdi de Suriye’nin de yaşanan hadiselerden tek parça olarak kurtulması zor görünmektedir.

 

Ortadoğu politikasına yön veren Batı’nın egemen güçleri Osmanlı’nın bakiyesi olan ve bu sayede etkin bir güç olma şansına sahip olan Türkiye’ye, Suriye’ye askerî bir müdahale yapılması konusunda baskı yapıyor ve bu müdahale ile Ortadoğu’daki bölünmeleri daha keskin bir hüviyete büründürmeyi amaçlıyor; fakat bu sadece tatlının kaymağı…

 

İşin diğer boyutu da gözlerden kaçmamalıdır: Güneydoğu’da bir türlü bitmek bilmeyen karışıklıklar… Hem Esed, hem Batılılarla irtibat halinde olan PKK Türkiye’nin başını fazlasıyla ağrıtacaktır. Suriye’ye olası bir müdahale ile meşgul edilecek olan Türkiye, her zaman olduğu gibi içte büyük karışıklıklara gebedir. Ortadoğu’da yaşanan ayaklanmaların sıçramadığı tek ülke olan Türkiye de böylece “Arap Baharı (!)”ndan nasibini alanlar kervanına katılacak belki de bölünmenin eşiğine gelecektir. Hoş zaten NATO üyesiyiz, her yerde Amerikan üsleri var, piyasayı idare edenler dış miharklar; bu manzaraya bakılıp bağımsızlık olmadığını gördükten sonra ha bölünmüş, ha bölünmemiş bir fark yok… Batı’nın oyunlarıyla Türkiye’nin bu kadar zora girmesi de Ortadoğu’da yaşanan ayaklanmaların arkasında Batı’nın olduğunu herkesin anlamasına neden olacaktır; fakat çoktan iş işten geçmiş de olacaktır. Velhasılı Türkiye’nin böyle bir müdahaleden büyük yaralar almadan çıkamayacağı gün gibi ortadadır.

 

Bu çerçeveden baktığımızda hükümetin büyük bir çıkmazda olduğunu görmemek mümkün olmasa gerek. Batılı güçler Suriye’ye müdahale konusunda Türkiye’ye sürekli baskı yapmakta, bu müdahalenin gerçekleşmesi için her yolu denemektedir. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Türkiye’ye Suriye meselesini görüşmek üzere gelmesinin hemen ardından Gaziantep’te bombalar patlamaktadır; bu acaba bir tesadüf müdür? Ne olursa olsun tüm baskılara rağmen Tayyip Erdoğan ve hükümetin Suriye meselesinde köşeye sıkışmasına rağmen müdahale etmemek için direnmekte olduğunu gözden kaçırmamak gerekmektedir; çünkü olası bir müdahalenin ise hükümetin ipini çekeceği aşikâr.

 

“Ortadoğu’da haritaların yeniden şekillendirilmesi ne işi yarayacak?” sorusunu düşünürken bu planların birinci elden komuta kademesini oluşturan Siyonist-Haçlı ittifakının en önemli hedefinin ne olduğunu göz önüne almamız yetecektir: Arz-ı Mev’ud!

 

Aylık Dergisi 96. Sayı

 
Etiketler: Ortadoğu, Daha, da, Alevlenecek!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
05 Eylül 2017
Siyonistlerin Önündeki Son Engel: Anadolu
31 Temmuz 2017
Nasıl Bir Dış Politika?
03 Haziran 2017
İki Yüz Yıllık Hesaplaşmada Son Perde
14 Nisan 2017
Referanduma Niçin Evet?
05 Nisan 2017
Ekonomi Alarm Veriyor
05 Mayıs 2016
Devletlerin Meşruiyet Problemi -I-
03 Mart 2016
Açmazlar ve Fırsatlar
07 Ocak 2016
Sistemsizliğin Ahlâksızlığa Dayalı Sistemi: Kapitalizm!
03 Aralık 2015
Suriye’de Amaç Çözümsüzlük
05 Kasım 2015
Stratejik Araştırmalar ve Düşünce Kuruluşları
08 Ekim 2015
Avrupalı Zihniyeti
04 Eylül 2015
"Birleşik Avrupa" ve "Avrupalı Kimliği"
05 Ağustos 2015
İktidarda Muhalefet Olmak
05 Temmuz 2015
Kansız Devrim Mümkün mü?
29 Mayıs 2015
İslâm Tarihinden Maarif Meselemize Çözüm
02 Nisan 2015
Eski Roma’dan Bugüne Batı’da Eğitimin Amacı
09 Mart 2015
Eski Yunan’da Eğitim
06 Şubat 2015
Umûmî Öğretimde Temel Yanlışlar
12 Ocak 2015
İslam'da Devlet
03 Aralık 2014
Modern Siyasi Sistemin Kontrol Mekanizmaları
30 Ekim 2014
Olmaya Memur ve Oldurmaya Mecbur Olan -İnsan-
25 Eylül 2014
Metod, Muhteva ve Gayemiz
28 Ağustos 2014
Varoluş Zamanı
01 Ağustos 2014
Varlık ve Dereceleri Etrafında
04 Temmuz 2014
'Fert ve Şahsiyet' Üzerine...
09 Mayıs 2014
Sakat Muhakeme - Zıttını Düşünmek- Üzerine
11 Aralık 2013
Gayr-ı Millî Eğitim
25 Kasım 2013
Dişliler Arasında Ezilen Toplumumuz
07 Kasım 2013
İslâmcılığın Dönüşümü
01 Aralık 2012
Ulus Devlet ve Küreselleşme Bağlamında Modern Siyasi Sistemin Çıkmazı
01 Ocak 2012
Türkiye'nin Cari Açık Meselesi
Haber Yazılımı