Yazı Detayı
28 Ağustos 2014 - Perşembe 13:22
 
Sayı Rüyâlarının Anlamı Üzerine*
Mahmut E. Duru
 
 

SAYI RÜYÂLARININ ANLAMI ÜZERİNE(*)

C.G. Jung

Tercüme: Mahmud E. Duru

Önceki asırların felsefî hayâline ziyadesiyle bağlı olan sayı sembolizmi Freud ve okulunun analitik araştırmalarıyla yeni bir alaka kazandı. Sayı rüyâları malzemesinde, sayılar arasındaki sembolik bağlantılar üzerine şuurlu spekülasyonlardan ziyade, sayı sembolizminin şuuraltı köklerine rastlıyoruz. Bu alanda, Freud, Adler ve Stekel’in araştırmalarından bu yana öz itibariyle teklif edilebilecek yeni bir şey olmadığından, onların tecrübelerini, paralel vakaların iktibasıyla teyid ederek kendimizi tatmin edebiliriz. Genel önemine binaen bu türden anlatılmaya değer birkaç vaka müşahedesine sahibim.

İlk üç örnek, evlilik dışı bir aşk ilişkisi çatışmasına sahip olan orta yaşlı bir adama âit. Sembolik sayı olarak aldığım rüyâ fragmanı şu: … rüyâ gören sezon biletini kondüktöre gösteriyor. Kondüktör bilet üzerindeki büyük sayıya itiraz ediyor. Sayı 2477.

Rüyânın analizi, rüyâ görenin cömert tabiatına aykırı olarak, oldukça kaba bir şekilde bu aşk ilişkisinin giderlerinin hesaplanmasını ifşa etmektedir. Şuuraltı, bunu aşk ilişkisine direnmek için kullanmıştır. En bariz yorum, bu sayının malî bir önem ve kökene sahib olduğudur. Gerçekten de kaba bir hesapla şimdiye kadar yapılan harcamaların toplamı 2477 franka yaklaşmakta, fakat daha dakik bir hesaplama 2387 frankı göstermektedir ve bu sayı ancak rastgele olarak 2477’e dönüştürülebilir. Daha sonra bu sayıyı hastanın serbest tedaisine bıraktım. Rüyâda bu sayının 24 77 şeklinde iki kısma bölündüğü ortaya çıktı. Belki bir telefon numarasıydı. Bu tahminin yanlış olduğu görüldü. Bir sonraki tedai, bu sayının başka sayıların toplamı olduğuydu. Bu noktada, hasta daha önce bana kendisiyle annesinin yüzüncü doğum yılını daha yeni kutladığını söylediğini hatırladı. Annesi altmışbeş, kendisi otuzbeş yaşındaydı (yani 65+35=100). (Doğum günleri aynı gündü.) Bu şekilde şu tedai dizisi elde edildi:

Doğum tarihi   (gün-ay)                     26.       II

Metresi                                             28.       VIII

Karısı                                                1.         III

Annesi (babası çok önceleri ölmüştü) 26.       II

Çocukları                                          29.       IV

                                                        13.       VII

Doğum tarihi   (ay-yıl)                        II.        75

Metresi                                              VIII.    85

Şimdiki yaşı                                                 36

Metresin yaşı                                               25

Bu tedai dizisini normal rakamlarla alt alta yazarsak şu toplamı elde ederiz;

262

288

  13

262

294

137

275

885

  36

  25

----

2477

Bütün aile üyelerini ihtiva eden bu dizi bu şekilde 2477 sayısını vermektedir. Bu kompozisyon rüyânın daha derin bir anlam tabakasına götürmektedir. Hasta, ailesine oldukça bağlı olmakla beraber metresine de derinden âşıktı.  Bu onda ciddi çatışmalara sebebiyet vermekteydi. “Kondüktör”ün görünüşüne dair ayrıntılar (kısa olsun diye buraya alınmadı) analiste, hastanın bağlı durumunun katı sansürünü işaret ettiği gibi hem onun kimden korktuğunu hem de ondaki kontrolü sağlama isteğini göstermektedir.

Kısa bir süre sonra görülen rüyâ (çok özet bir şekilde) şöyleydi: Analist ona metresiyle beraberken ne yaptığını soruyor. O da kumar oynadığını söylüyor ve ekliyor: her zaman yüksek bir sayı üzerine: 152. Analist “İflah olmaz bir hilekârsın.” diyor.

Rüyanın analizi, bir kez daha yaşadığı ilişkinin maliyetini hesaplamaya dair bastırılmış bir meyli ifşa etti.  Aylık giderler 152 frank civarındaydı. (aslında 148 ile 158 arasındaydı)  Hile yaptığına dair ikaz, onunla metresi arasındaki bir meseleyi ima ediyordu. Metres, kızlığını onun izale ettiğini iddia ediyor fakat o,  metresinin bakire olmadığına ve kendisinin onu arzu ettiği halde metresinin onu reddettiği daha önceki bir zaman zarfında başka birisi tarafından bakireliğinin izale edildiğine şeksiz inanıyordu. “Sayı” kelimesi “eldiven numarası”, “kalibre ayarı” tedailerine yol açtı. Buradan çevik bir adımla, hastanın metresiyle yaşadığı ilk ilişkide kızlık zarının direnç göstermesini beklerken dikkat çekici bir şekilde geniş açılımla karşılaşmasını not ettiği gerçeği ortaya çıkmakta ve ona aldatmanın bir isbatı olarak görülmekteydi. Şuuraltı tabiî olarak bu keşfi ilişkiye karşı direnmenin en etkili vasıtası olarak kullanmıştı. 152 sayısı ilk başta daha ileri bir analize yol vermiyordu. Fakat daha sonra başka bir vesile bu sayının, çok da uzak olmayan “bina numarası” fikrine ve bunu müteakiben şu tedailere yol açtı: ilk tanıdığında,  metresi 17 X Caddesinde, sonra 129 Y Caddesinde ve daha sonra da 48 Z Caddesinde yaşamıştı.

Hasta, burada 152’nin çok ötesine gittiğini farketmişti, zira toplam 194’tü.  Daha sonra, belli sebeblerden dolayı, bayanın 28 Z Caddesinden onun teşvikiyle ayrıldığı aklına geldi. Buna göre toplam 194 – 48 = 146 olmalıydı. Bayan şimdi 6 A Caddesinde oturduğuna göre toplam 146 + 6 = 152 idi.

Analiz süresince daha sonra şu rüyâyı gördü: Analistten, 3 Eylülde yapması gereken ödemeyi 29 Eylülde yaptığından dolayı meydana gelen gecikmeden ötürü onu, 1 frank faiz üzerinden toplam 315 frank borçlandıran bir fatura almış.

Analiste yönetilmiş bu cimrilik ve paragözlük suçlaması, analizin gösterdiği gibi, şuurdışı güçlü  bir kıskançlığı örtüyordu. Analistin hayatında, hastanın kıskançlığını tahrik eden birkaç şey vardı. Bunlardan özellikle birisi onu çok etkilemişti: analist son zamanlarda ailesine bir ilave yapmıştı. Hastanın karısı ile arasındaki bozulmuş ilişkiler maalesef onun durumunda böyle bir beklentiye izin vermiyordu.  Bundan dolayı haksız karşılaştırmalar için zemin musaitti.

Daha önceden olduğu gibi, analiz 315 sayısını 3-1-5 olarak kısımlara ayırmakla başladı. Hasta 3’ü, analistin mevcut 3 ve yeni katılan 1 çocuğu ile ilişkilendirdi. Kendisinin, hepsi yaşasaydı 5 çocuğu olacaktı ki 3 üncü ölü doğduğundan 3 -1 = 2 çocuğu vardı. Fakat bu tedailer rüyânın sayı sembolizminden çok uzaktı.

Hasta, 3 ila 29 Eylül arasında 26 gün olduğuna dikkat çekti. Bir sonraki düşüncesi bu sayı ile diğer sayıları birbiriyle toplamaktı: 26 + 315 + 1 = 342. Bundan sonra 315 üzerine yapılan işlemin aynısını 342 için yaptı, yani 3-4-2 şeklinde ayırdı. Daha önce ortaya çıktığı gibi analistin 3 çocuğu vardı, 1 ilave ve hastanın 5 çocuğu olacaktı ki buna göre anlam: analistin 3 çocuğu var, şimdi 4 fakat hastanın sadece 2. İkinci sayının (342) ilk sayıya (315) dair istek doyurmasının bir düzeltmesine benzediğini belirtti.

Bu açıklamayı benim yardımım olmadan kendi başına bulan hasta, tatmin olduğunu ifâde etti. Fakat analist, tatmin olmamıştı; ona göre yukarıdaki ifşaatlar şuuraltı ürünlerini belirleyen imkânların hepsini tüketmiyordu. 5 sayısı ile bağlantılı olarak, hasta dikkatli bir şekilde not etmişti ki, ölü doğan 3 çocuktan birisi 9 uncu ayda ve ikisi 7 nci ayda doğmuştu. Ayrıca karısının biri 5 inci haftasında, diğeri  7 nci haftasında 2 düşük yapmış olduğunu belirtti. Bütün bu sayıları toplarsak 26 sayısını elde ederiz:

1 çocuk                                   7 ay

1 “                               7 ay

1 “                               9 ay

2 düşük (5+7 hafta)    3 ay

                                   -----

                                   26

Görünen o ki 26 sayısı, hamilelikte kaybedilen dönemlerin sayısıyla ortaya çıkmıştı. Rüyâda 26 günlük dönem, hastanın 1 frank faizle borçlandırıldığı bir gecikmeyi ifâde ediyordu. Kayıp hamileliklerden dolayı, hasta, analistin 1 çocukla önde olduğunu öğrendiği zaman süresince gerçekten de bir gecikme yaşadı ki bundan dolayı 1 frank 1 çocuk anlamına gelebilir. Hastanın, rakibini yenmek için ölüler de dâhil olmak üzere bütün çocuklarını saymak gibi bir temayülü olduğunu daha önce görmüştük. Analistin onu 1 çocukla yenmiş olduğu düşüncesi 1 sayısının ortaya çıkışına daha güçlü bir şekilde tesir etmiş olabilir. Bu yüzden bu temayülü izlemeye ve onun sayı oyununa, 26 sayısına iki 9 aylık başarılı hamileliği ekleyerek devam edeceğiz: 26 + 18 = 44.

Bu sayıları tam sayılara bölersek 2 + 6 ve 4 + 4’ü, yani tek ortak yönleri, toplandıklarında 8 sayısını veren iki grup sayı elde ederiz. Şunu söylemek gerekir ki, bu sayılar hastanın hamilelik aylarının tamamını oluşturuyordu. Eğer onları analistin doğurganlık kapasitesini gösteren sayılarla, yani 315 ve 342 ile karşılaştırırsak, bu sayıların yanyana toplandığında her birisinin 9 sayısını verdiğini görürüz. Şimdi 9 – 8 = 1. Tekrar görünen o ki 1’in farklılığı düşüncesi kendini öne çıkarmaktadır. Hasta daha önce 315’in ona bir istek doyurması ve 342’nin bir düzeltme olarak gözüktüğünü söylemişti. Hayâl oyunumuzun onların etrafında dönmelerine izin verirsek, iki sayı arasında aşağıdaki farkı keşfederiz:

3 x 1 x 5 = 15             3 x 4 x 2 = 24             24 – 15 = 9

Bir kez daha önemli bir rakam olan 9 sayısıyla karşılaştık. Bu sayı hamilelik ve doğum hesabında çok büyük bir yatkınlığa sahip bir sayıdır.

Oyunun sınırı nerede başlar, söylemek zordur- illâ söylemek gerekirse şuuraltının bir ürünü, çevik tahayyülün bir ibdaı olduğundan, sınır, oyunun kendisinden çıktığı psişik saiktir. Her yerde anlamsızlık içinde giderek kaybolan bu tür bir oyunculuğa/maskaralığa boyun eğmek ilmî zihin için terstir. İnsan zihninin binlerce yıl kendini bu çeşit bir oyunla oyaladığını hiç unutmamalıyız ve yine uzak geçmişten gelen bu meyillerin rüyâlarda kendini duyurmasına da şaşırmamak gerekir. Hasta, uyanık hayatında dahi, 100 üncü doğum günü kutlamasının gösterdiği gibi, sayı hayâllerinin dizginini salıvermiştir. Bu nedenle bu hayâllerin rüyâlardaki varlığını sorgulamak gereksizdir. Şuuraltı belirleniminin tek bir örneği için kesin ispatlar eksik olduğundan sadece tecrübelerimizin yekûnu ferdî keşiflerin geçerliliğini doğrulayabilir. Hür ibdaî hayâl âlemini araştırırken, başka herhangi bir alanda olduğundan daha fazla geniş bir ampirizme/tecrübeciliğe dayanmamız, inanmamız gerekir. Gerçi bu durum, ferdî neticelerin geçerliliği bakımından bize yüksek bir tevazu empoze etse de gayri ilmi olarak lanetlenme korkusundan dolayı hiçbir surette olmuş ve gözlemlenmiş şeylerin üzerinden sessizce geçmek zorunda bırakmamalıdır. Modern zihnin batıl inanç korkusu ile bir tartışma olmamalıdır zira bu, sayesinde şuuraltı sırlarının örtülü kalma vasıtalarından birisidir.

Hastanın problemlerinin özellikle karısının bilinçaltına nasıl yansıdığını görmek ilginç olacaktır. Karısı rüyâda –bütün rüyâ bu- Luka 137 görüyor. Bu sayının analizi şunu gösterdi ki (karısı) şu tedailere sahip; analistin çocuk sayısı (hastanınkinden) 1 fazla, yani 3. Eğer kadının bütün çocukları (düşükler dâhil) yaşıyor olsaydı 7 çocuğu olacaktı; fakat şimdi sadece 3 – 1 = 2. Fakat 1 + 3 + 7 = 11 (1 ve 1’den oluşan ikiz bir sayı) çocuk istiyor ki bu iki çocuğunun ikiz çiftleri olmuş olması dileğini ifâde ediyor; zira böylelikle kadın, analistin sahip olduğu çocuk sayısı kadar çocuğa sahip olacaktır. Annesinin bir seferinde ikizleri olmuştu. Kocasından bir çocuk edinme ümidi çok şüpheliydi ve bu epeydir şuuraltına ikinci bir evlilik düşüncesini yerleştirmişti.

Diğer hayâller onun 44’te “biteceğini”, yani menopoza gireceğini gösterdi. Şimdi 33 yaşındaydı, öyleyse 44 olmaya sadece 11 yılı vardı. Bu önemli bir sayıydı, zira babası 44 yaşındayken ölmüştü. Bu nedenle 44 üncü yaş hayâli babasının ölümü düşüncesini de ihtiva ediyordu. Babasının ölümü, ikinci bir evliliğe engel olan kocasının bastırılmış ölüm hayâliyle ilişkiliydi.

Bu noktada “Luka 137”ye ilişkin materyal meseleyi çözmek için yardımcı olacaktır. Özellikle belirtmek gerekir ki, rüyâ görenin Kitabı Mukaddes ile arası iyi değildi ve çoktan beri okumamıştı. Ayrıca asgari ölçüde dahi dindar değildi. Bu nedenle burada sözkonusu tedaiye inanmak çok ümit verici olmayacaktır. Kitabı Mukaddes bilgisizliği o kadardı ki “Luka 137”nin Luka İnciliyle alâkalı olduğunu dahi bilmiyordu. Yeni Ahit’e baktığında onun yerine “Havarilerin İşleri”ni açmıştı. İşler 1’de sadece 26 ayet vardı, o 7 nci ayeti aldı: “İsa onlara, «Babanın kendi yetkisiyle belirlemiş olduğu zamanları ve tarihleri bilmenize gerek yok» karşılığını verdi.” Fakat Luka 1:37’ye baktığımızda, “Bakirenin Haber Vermesi” ile karşılaşırız:

35- Melek ona şöyle cevab verdi: «Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesinin gücü sana gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek.

36- Bak, senin akrabalarından Elizabet de yaşlılığında bir oğula gebe kaldı. Kısır bilinen bu kadın şimdi altıncı ayındadır.

37- Tanrının yapamayacağı hiçbir şey yoktur.»

 “Luka 137”nin mantıkî analizi açısından Luka 13:7’ye de bakmamız gerekir. Orada şunu görürüz:

6- İsa şu benzetmeyi anlattı: «Adamın birinin bağında dikili bir incir ağacı varmış. Adam gelip ağaçta meyve aramış, ama bulamamış.

7- Bağcıya, `Bak' demiş, `ben üç yıldır gelip bu incir ağacında meyve arıyorum, bulamıyorum. Onu kes. Toprağın besinini neden boş yere tüketsin?'

İncir ağacı, kadim zamanlardan beri erkek üreme organının bir sembolüdür ve verimsiz, kısır olduğu zaman kesilmesi gerekir. Bu pasaj, rüyâ görenin, penis kesmek veya ısırıp atmakla ilgili sayısız sadist hayâlleriyle tam bir uyum içindedir. Kocasının meyvedar olmayan organına dair ima barizdir. Kadının kocasına karşı libido/cinsî istek bakımından kendini geri çekmesi anlaşılır birşeydi. Zira kocası iktidarsızdı. Aynı şekilde kadının babasına bir regresyon /dönüş yapmış olması (“…Babanın kendi yetkisiyle belirlemiş olduğu”) ve ikiz sahibi olan annesiyle ayniyet kurduğu da aynı şekilde anlaşılabilir. Yaşının böyle ilerlemesi ile kadın, kocasını, cinsî iktidarsızlığın normal olduğu bir yaşı ifâde eden erkek bir evlat veya çocuk rolüne koymuştu. Bunun dışında daha önceki analizlerin de tasdik ettiği gibi kadının kocasından kurtulmak isteğini de anlayabiliriz. Bundan dolayı “Luka 137” ile ilgili materyali takip edip Luka 7:13’e bakarsak, söylenenlerin sadece ilâve bir tasdik olduğunu görürüz:

12- İsa kentin kapısına tam yaklaştığı sırada, dul anasının tek oğlu olan bir adamın cenazesi kaldırılıyordu. Kent halkından büyük bir kalabalık da kadınla birlikteydi.

13- Rab kadını görünce ona acıdı. Kadına, «Ağlama» dedi.

14- Yaklaşıp cenaze sedyesine dokundu, sedyeyi taşıyanlar da durdular. İsa, «Delikanlı» dedi, «sana kalk diyorum!»

Rüyâ görenin bu belirli psikolojik durumunda, ölü adamın ayağa kalkması iması, kocasının iktidarsızlığının tedavi edilmesi şeklinde büyük bir önem kazanmaktadır. Bundan sonra problem çözülmüş olacaktır. Bu materyalde sayısız istek doyurma durumunun bulunduğunu uzun uzadıya anlatmaya lüzum olmasa gerek. Okuyucu kendi başına bunları görebilir.

Rüyâ görenin Kitabı Mukaddes’i hiç bilmediği göz önüne alındığında “Luka 137” bir kriptomnezi olarak kabul edilmelidir. Hem Flournoy hem de ben daha önceleri bu fenomenin önemli etkilerine dikkatleri çekmiştik. Herkes bu vakada kandırmak niyetiyle materyal üzerinde herhangi bir manipülasyonun olmadığına emin olabilir.  Psikoanalize aşina olanlar da bilirler ki materyalin bütün tabiatı bu türden her şüpheyi tasfiye eder.

Bu müşahedelerin belirsizlikler denizinde yüzdüklerinin farkındayım. Fakat bizden sonra gelecek daha talihli araştırmacıların, yeterli bilgi olmadığından yapamadığımız işi, yani bunları doğru bir perspektife koyma işini yapabilmelerine imkân sağlamak adına bunların örtbas edilmelerinin de yanlış olduğunu düşünüyorum.

(Jung’un “Luka 137” ile ilgili söylediklerine ek olarak şu bilgiler, İbda Mimarı’nın rüyâ verilerine lûgat ve Ebced metodlarını uygulanmasının yerindeliğini ve verimliliğini çarpıcı bir şekilde göstermektedir. Furkan “Lûgat-ı Salihûn”dan:

Luka: Meşhur olmuş dört İncil kitabından biri: (Lam + vav + kaf + elif = 30 + 6 + 100 + 1=) 137.

Iniz: Cimâa kadir olmayan erkek. Cimâdan safâlı olmayan kadın: 137.

İnhimam: İhtiyarlama: 137.

Müzmen: Müzmin hâle gelmiş. Hâlsiz düşmüş, dermansız kalmış: 137.

Müzmin: Eskimiş. Üzerinden zaman geçmiş. Zamanla yerleşmiş olan hastalık: 137.

Nezf: Kuyunun suyunu tamamen boşaltma. Aklı gitme, sarhoş olma. Zevale gitme: 137.

Nihalân: Taze fidanlar, sürgünler: 137.

Kıble: 137.

Besmele: 137.)

Aylık Dergisi, Ağustos 2014

 
Etiketler: Sayı, Rüyâlarının, Anlamı, Üzerine*,
Yorumlar
Haber Yazılımı