Yazı Detayı
01 Ağustos 2012 - Çarşamba 05:42
 
Sermayemiz Ne Kadar Milli?
Ömer Emre Akcebe
 
 

Batı'nın kendisini empoze ettiği günümüzde, ebedî yeninin oluş sancıları artık dört bir bucakta iyiden iyiye hissedilmekte. Bu sancıları ve beklediğimiz ebedî yeniyi, insanî münasebetlerin en temel hususlarını ihtiva eden iktisat bahsinden yola çıkarak incelemeye çalışalım.

 

Türkiye'de ekonomik gelişmelerden ne denli bahsedilirse bahsedilsin, millî bir sermayeden bahsetmek pek de söz konusu olmuyor bir türlü.  Bizzat yabancı sermayenin kurduğu işletmeler, yabancı menşeili hastalıkların Anadolu bünyesindeki tümörleşmiş unsurları ve İslâmî sermaye diyebileceğimiz her oluşumu sulandırmak adına derhâl karşısına tezgâh açan F-Tipi'ni düşünecek olursak, Anadolu'nun öz bünyesinde yetişmiş ve kemâle ermiş, piyasasında söz sahibi hâline gelmiş işletmelerden bahsetmek mümkün değil.

 

Kullanılan teknoloji yabancı, fikir yabancı, üretim tarzı yabancı, tüketim tarzı yabancı, işletme usulleri yabancı, çekilen çile yabancı... Bir de, Yahudi'nin varlığını muhafaza edebilmek adına, elindeki sermayeye güvenerek kurduğu hayvanî rekabet piyasasını da düşünecek olursak, Anadolu'nun millî bir sermayeden de, evvel millî iktisat modellerine muhtaç olduğu ayan beyan ortadadır.

 

Bugün irtibat, tıb, ulaşım, madencilik, enerji ve askerî teknolojilerin hepsi Batı menşeilidir. Batı'nın 1700'ler sonrası gelişen mekanistik fikir planının mahsulleri arasında yer alan bu teknolojiler, insan ve tabîat hesaba katılmaksızın imâl edilmişlerdir. Batı'nın bugün içinden çıkmak için çırpındığı, çırpındıkça battığı batak da tam burasıdır: Bizim buhranıyla beraber ithâl ettiğimiz yabancı fikir mahsulü yabancı teknoloji.  Yabancı üretim tarzı demiştik: Maksimum kârdan başka gayesi ve hedefi olmayan Yahudi elinde sistemleşen üretim teknikleri!  Tabîata ve insaniyete aykırı üretim tekniklerini de, pek matah bir şeymişçesine sorgusuz sualsiz ithâl ettik. İthâl fikirle imâl edileni ve ithâl mamulü tükettirmek adına, yabancı tüketim tarzını da ithâl ettik. Tüm bunlar birleşince, yıllarca “Batı'da şu var, Batı'da bu var” işaretlemeleri yerle yeksan oldu. Batı kendi hayat tarzını olduğu gibi Anadolu'ya tatbik etti. İthâl hayat tarzı da ithâl insanlar imâl etti tabiî. Öyle ki, hayat tarzıyla beraber şahsiyetten yoksun, yama bile olmaktan aciz karakterler hep bu sanayi tezgâhlarında imâl edilerek piyasaya sürüldüler.

 

Bugün Türkiye ekonomisinin büyümesinden bahsediliyor. Büyümek derken, neye nisbetle ve ne şekilde olduğu meçhul. Adamların dört yüz yıldır çalıştıkları sistem ile bugün başlasan önümüzdeki bin sene rekabet edebilir hâle ya gelebilirsin, ya da gelemezsin. Peki, o vakit yapılması icab eden nedir?

 

Üstad Necib Fazıl meşhur ihtarında, iğneyi bile yeni baştan yapmaktan bahsediyor. Acaba bu bahis, yerli sermaye ile kurulacak, yerli makinelerle yerli iğne imâl edecek taklidden ibaret bir fabrika mıdır? Yoksa baştanbaşa yepyeni bir bakış açısıyla, hammaddesinin tedarik şeklinden imâlatına, iş gücünün kullanım şeklinden pazarlanmasına kadar, ebedî yeniye nisbetle kurulacak yeni bir sanayi midir?

 

Bugüne kadar gerek devlet, gerekse çeşitli ticaret örgütlerinin iyi niyetli desteklerinin bile müsbet neticeler vermediği aşikâr bir şekilde karşımızda durmaktadır. Sistemin mühendisliği ve inşasının bize ait olmayışı, hem yabancı eliyle kolaylıkla manipüle edilmesine, hem de rekabete geç kalınıştan ötürü hayal kırıklığına sebeb olmaktadır. Dolayısıyla yerli sermaye bodur kalmaya mahkûm edilmektedir.

 

İslâmî ekonomi modellerinden bu ülkede yıllarca bahsedilmedi. Bugün bahsi açıldığında da, Osmanlı'nın yıkılış safhasındaki olumsuz ekonomisine argüman olarak sarılanlar, ferasetin katline bilerek yahut bilmeyerek iştirak etmektedirler. Tarih ders alınmaktan ibretken ve ders burnumuzun hemen dibindeyken, başkalarının yanar-döner ambalaj kâğıtlarına sarılmış felâketlerine ortak olma arzusu, insanın nefsanî oluşundandır herhâlde...

 

Bugün dünyanın geldiği noktada Batı, kendi varlığını güçlü enformasyon ağı üzerinden sürdürmeye çabalarken, kendisini tescil ettirmenin de bin türlü yolunu aramaktadır. Cern'de aranan da bir bakıma, Batı'nın kendisini yeniden tescil damgasıdır esasında... 

 

Çareye gelince, Batı'nın kendi içindeki ve ithâl etmemiz münasebetiyle bize de teshir etmiş olan en büyük buhranı, kullanılan tekniklerin ve yöntemlerin tabiî ve insanî olmayışıdır. Bugün Batı dahi kendisini sürüklediği bataklıktan çıkabilmek adına, kurduğu laboratuarlarda yeni modeller arayışına girmişken, Anadolu'nun ebedî yeniye nisbetle kendi sistemini inşa etmesinin ve bunu bütün dünyaya model olarak sunmasının önünde hiçbir mâni kalmamıştır.

 

Aylık Dergisi 95. Sayı

 
Etiketler: Sermayemiz, Ne, Kadar, Milli?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Mart 2017
Deva Hazır da Hasta Hazır mı?
03 Şubat 2017
2016’dan 2017’ye Devreden Bakiye
30 Kasım 2016
Üstün Siyaset, Üstün Sanattır
03 Ekim 2016
Anadolu Baharı - Büyük Satranç Tahtası Kırıldı
30 Temmuz 2016
Bu Millete Yeni Bir Ordu Lâzım
04 Temmuz 2016
Şeytanla Karşılaşmamız
05 Mayıs 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XIV
03 Mart 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XIII
01 Şubat 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XII
07 Ocak 2016
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - XI
03 Aralık 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - X
05 Kasım 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - IX
08 Ekim 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VIII
04 Eylül 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VII
05 Ağustos 2015
Başyücelik Devleti - İktisat Vekaleti - VI
05 Temmuz 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti –V-
29 Mayıs 2015
Başyücelik Devleti İktisat Vekaleti-IV
30 Nisan 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -III-
02 Nisan 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -II-
09 Mart 2015
Başyücelik Hükümeti İktisat Vekaleti -I-
06 Şubat 2015
Başyücelik Devleti İcra Makamı -Başyücelik Hükümeti-
06 Şubat 2015
Ölüm Odası B-Yedi-Matla’ Beyitler- Eseri Üzerine
12 Ocak 2015
Aydınlar Aristokrasisi ve Başyücelik Devleti
03 Aralık 2014
Devlet Şekilleri - Türkiye Cumhuriyeti - Başkanlık Sistemi Başyücelik Devleti'ne Giriş
30 Ekim 2014
İdeolocyamızın Ruhçuluk ve Keyfiyetçilik Prensibi Hakkında
25 Eylül 2014
Diyalektik ve Âhlak Çerçevesinde
28 Ağustos 2014
Kültür Ekseninde Varlık ve Oluş
01 Ağustos 2014
Çeşitli Veçhelerinden Zaman Meselesi
04 Temmuz 2014
Temel Meseleler Etrafında
09 Mayıs 2014
Sakat Muhakeme -Donma ve Alışkanlık- Üzerine
30 Nisan 2014
Kültür Davası
28 Mart 2014
Batı Medeniyeti, Hâlimiz ve İslâm
04 Mart 2014
Anadolu'daki Sunî Bir Problem: Türkiye Cumhuriyeti
01 Ocak 2014
Takkeli Truva Atı
01 Kasım 2013
Ayıkları Tasfiye Aracı Olarak Hukuk
01 Ekim 2013
Batı: Hasta Adamlar Manzumesi
01 Şubat 2013
Nakşi Şeyhi İmam Şamil
01 Aralık 2012
Aylık Dergisi Sekiz Yaşında
01 Eylül 2012
Filipinlerin Bilinmeyen Mücahidi: Maktan Sultanı Lapu Lapu
01 Temmuz 2012
Yatacak Yeriniz Yok
01 Haziran 2012
Ekonomik Verilerin Hakikati
01 Mayıs 2012
Ekonomik Açıdan 28 Şubat
01 Mart 2012
Suriye ile Alakalı Kısa Mülahazalar
01 Mart 2012
Mekanik Kainat Tasavvuru ve Makine Mefkuresi
01 Şubat 2012
Çağdaş(!) Eğitim Sistemi
01 Ocak 2012
Hesaplaşmaya Doğru Hatırlatmalar
01 Aralık 2011
Müjdeler Olsun! -O Günün Fecr Vakti-
01 Kasım 2011
Modern Dünya'nın İktisadi Bunalımına Dair Kısa Bir Mülahaza
01 Ekim 2011
İnsanın Muhtaç Olduğu 3 şey
01 Eylül 2011
İktisadi Aksiyon Teklifi
01 Ağustos 2011
Kumarhane Güzel(!) Ama…
01 Temmuz 2011
Ak Parti Neden Yüzde 50 Oy Aldı?
01 Haziran 2011
Olmayan Parayı Harcamak
01 Mayıs 2011
Borcun Suni Zevki
Haber Yazılımı