Yazı Detayı
01 Nisan 2012 - Pazar 05:06
 
Van Gogh Sergisi Vesilesiyle Resim
Fatih Turplu
 
 

"Van Gogh Alive- Çerçeve Yok İçindesin!" Sergisini ziyaret ettik. Ziyaret esnasında ve sonrasında düşündüklerimiz, gördüklerimiz ve httiklerimizi bu yazıda paylaşmaya çalışacağım.

 

Sergide farkedilmeyen ama dışarı çıktığınızda sizi saran ilk his, etrafınızdaki kargaşadan bir süreliğine de olsa kopmuş olduğunuzu farketmeniz olacak herhalde?

 

Aslında bu da gösteriyor ki, günümüzde hepimizin aradığı sükunet: Tarkovski "neşeli insanlar beni şaşırtmıştır her zaman; ancak pürüzsüz bir ruha sahip insanlar ya çocuklar yahut da çok yaşlı insanlar neşeli olabilir" der; bunu söylerken insanın içinde bulunduğu durumu kavramadığını kastetmektedir. Öyle büyük bir tehlike içindeyiz ki ve bunun o kadar farkında değiliz ki hayatımız gayet neş'eli bir şekilde sürüp gidiyor; neş'eden kasıd ta aslolan "neş'e" değil de, neş'e görünümündeki bilerek-bilmeyerek huzursuzluğumuzu örten durum.

 

Böyle söyleyince Van Gogh'u hatırlamamak olmaz: 37 yıllık hayatının neredeyse bütünü de söyleyeceklerimize dâhil ama özellikle hayatının son dönemini geçirdiği Auvers-sur-Oise'da arkasından vahşi bir hayvan kovalarcasına çalışmasına hayret etmişimdir; nasıl bir tehlikenin içinde görüyordu ki kendisini "deli gibi" resim yapıyordu; çevirelim; nasıl bir sukûnet, nasıl bir pürüzsüz bir ruh hâleti içindeyiz ki hiç bir şey umurumuzda değil? "Umurumuzda" gibi ama değil! Herhangi bir şeyin neyin "umurumuzda" olduğunu hayatlarımıza bakarak tartmamız gerekiyor galiba; biz serginin giriş kapısında bu düşünceleri dile getirdik arkadaşlarımızla.

 

Sergiye girmeden evvel Van Gogh ve tablolarına dâir, onu tanıtıcı, resimlerini tanıtıcı bilgilerle karşılaşıyorsunuz. Daha önce Van Gogh'un "Theo' ya Mektuplar" ını okuduysanız karşılaştığınız bilgiler size sıradan gelebilir; fakat bu kitaba tesadüf etmeyenler için pek güzel düşünülmüş bir tanıtım.

 

Ayrıca, içeride nasıl bir sergi ile karşılaşacağınıza dâir bilgiler de mevcut. Buna benzer bir sergi-aktiviteye gitmemiş olanlar için bir mânâ ifade etmiyor yazılanlar; kuru bilgi ile müşâhade arasındaki fark.

 

Antrepo'nun karanlık ortamında bütün duvarlara ve yer yer zemine projeksiyon yardımı ile Van Gogh'un resimleri belli bir dizayn içinde yansıyor. İlk başta karmaşık gibi gözüken sergi zamanla size yüzünü göstermeye başlıyor.

 

Resimlerinin yanı sıra Van Gogh'un san'at ve hayatı hakkındaki sözlerine de rastlamak mümkün; bu sözlerin birçoğunun seçiminde itina gösterimiş ama gözümüze çarpan bir sözünün sergi ile Van Gogh'un san'atı ile ne alakası var anlayamadık; şu an tam olarak o sözü hatırlamıyorum ama "şarap içince rahatlıyorum" mânâsına gelen bir sözdü; "doğrunun olmadığı yerde güzel" var mıdır ki? Bunu da not olarak eklemek istedik.

 

Baran Dergi'sinin internette bulunan ve yenilenen sitesinde "Kültür san'at" kategorisine yazılan giriş yazısını bu bahis içinde okuyalım: "Müslüman "sanattan, resimden, müzikten vs. anlamam" diyemez! Müsülüman Allah'ın sanatkarâne yaratıcı olduğunu bilir ve güzeli, çirkini ve zerafeti tanır, ona göre yaşar.

 

Resim'e (san'at'a) alakasızlık galiba bizim içimizdeki tabiî akışı şu yahut bu şekilde engellememizden kaynaklanıyor. Çünkü resim (san'at), insan ruhuna dâir, onunla irtibatlı, ayrı bir yerde değil; o ruh dünyalarının, ruhun bir yansıması olarak meydana geliyor ve biz orada kendi ruhumuzdan bir şeyler görüyoruz. Oysa, eğitim sisteminin felaketi ile çağımızın karmaşası içinde onu illâ çözümlenmesi gereken bir şey gibi görme yanlışımızdan dolayı ve bunun neticesinde alakasızlıkla karşılıyoruz. Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun “Elif” isimli kitabında geçen Picasso’nun şu sözlerini okuyalım “herkes resmi anlamaya çalışıyor. Neden bir kuşun cıvıltısını anlamaya çalışmayız? Neden geceyi, çiçekleri, çevremizdeki her şeyi, onları anlamadan severiz? Nedense insanlar, mevzu resim olunca onu anlamaları gerektiğini düşünüyorlar, öyle sanıyorlar…”

 

Resim (San’at) ruhta hissedilmeye çalışılır ve zevk halinde müşahede edilirse kendisini muhatabına gösterir. Mesela bir kitabı düşünelim; o kitabı okurken harfler, kelimeler, noktalar, virgüller, cümleleri hiçbir zaman tek tek anlamaya çalışmayız, çözmeye çalışmayız, orada anlatılan mânâyı çözmeye çalışırız. Kastedileni bulmak için kendimizi zorlarız. Aynen bunun gibi resimde perspektif, çizgi, ışık gibi teknikleri aramaya çalışmak, bunlara takılmak, bunlara yoğunlaşmak, bunlarla resmi okumaya çalışmak, resmin kendisinden uzaklaşmak oluyor. Ayrıca bu bakış açısı ile kendimizi de resmin dışında bırakmış, bir nevî kendi kendimizi engellemiş oluyoruz. Bir resim eleştirmeni bile resme bakar ve onu okumaya çalışırken söylediğimiz hususlar üzerinde zannettiğimiz kadar durmaz; her şeyden önce onun bütününü kavramaya çalışır ve ondaki mânâyı görmeye çalışır.

 

NTV’de yayınlanan avcılık ile alakalı bir belgeselde söylenen şu sözlere dikkat çekmek istiyorum: “Avrupalı bir ilim adamı, insanoğlunun doğa ile tabiat ile iç içe bir hayat bir sürmeye yatkın bir bünyeye sahip olduğunu ve günümüzde yetişen genç nüfus üzerinde tesbit edilen dengesizliklerin birçoğunun altında yatan sebebin bu uyumsuzluktan kaynaklandığını söylüyor.” Galiba, aynı bu misaldeki gibi, bilerek-bilmeyerek dışladığımız (san’at) resim de böyle; tiyatro, şiir, roman, resim; bu san’at şubelerine alakasızlığın sebeplerinden birisi de ruhî taraflarımızın körelmesinde. Böyle olunca da, Avrupalı bilim adamının dediği gibi alakasız-dengesiz oluyoruz. Oysa san’atın diğer şubeleri gibi tabiî şekilde resim san’atını sevmemiz, hiç olmazsa bir alakamız bulunması icab ediyor. Hele ki bir “Müslüman”ın bu bahse nasıl uzak kaldığını konuşmak bile abes.

 

Sergiyi gezerken zaman zaman bunları düşündüm. Bizim gittiğimiz gün hafta içi mukabil çok kalabalıktı ve sergiye yoğun bir alaka vardı. Bir çok ailenin çocuklarını da yanında getirmesini görmemiz çok hoş bir enstantane olarak hafızamda yer etti. Hölderlin’in şiir için “en masum çaba” deyişini hatırlarsak ve bu bahsi resim sanatına aplike edersek böyle bir “masum çaba” ile çocukların tanışması çok hoş ve güzel bir tesadüf.

 

Van Gogh’un daha önce hiç görmediğim tablolarına da sergide rastladım. Van Gogh hayranları için güzel bir tesadüf olur, ziyaret ederlerse…

 

Sergiye gitmeden evvel, Van Gogh ile alakalı malumat sahibi olunur ve hiç olmazsa Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun “Elif-Resim Red Kökündendir” isimli kitabına bir göz atılırsa sanıyorum bu sergiden alınacak zevk katlanacaktır. Yahut da, sonrasında bunları yaparak eldeki verilerle müşahede edilenin tahliline gidilirse bu da ayrı bir zevk mevzuu…

 

San’at dünyayı kavramak değil midir; Van Gogh dünyayı kavrayış biçimini, fikrini, görüşünü tablolarıyla bizlere yansıtmış. İçinde duyduğu sonsuzluk iştiyakını, bir insan olarak Allah’a doğru ulaşma çabasını, çilesini tabloları ile bize sunuyor; bizim de insan olarak dünyayı kavramak gibi bir sorumluluğumuz var. Bu dünyayı kavrarken yapmamız gereken şey, kavrayış biçimimizi düzeltmek ve onun hakikati neyse o yoldan kavramak.

 

Bu yazıyı Van Gogh’un bir sözünü aplike ederek bitirmek istiyorum: "Havalar öyle yumuşadı ki - bir sergiye, sinemaya, tiyatroya gitmek için yahud da bir kitap okumak için – ‘hayır, hiçbir zaman, asla’nın buzları da erimeye başlamıştır.”

 

Aylık Dergisi 91. Sayı

 
Etiketler: Van, Gogh, Sergisi, Vesilesiyle, Resim,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Mart 2018
Fırtınaların Prensi
24 Ekim 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VIII-
03 Ekim 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VII-
31 Temmuz 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VI-
03 Haziran 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -V-
09 Mart 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -IV-
03 Şubat 2017
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz? -III-
04 Ocak 2017
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz? -II-
30 Kasım 2016
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz?
30 Temmuz 2016
Darbe Öyle Olmaz Böyle Olur!
30 Temmuz 2016
Bir Adam Yaratmak ve Trajik İnsan
04 Temmuz 2016
Varlık Sebebi...
03 Mart 2016
Milletler Arası Hukuk Açısından BM
01 Şubat 2016
Kamu Hukuku-Amme Hukuku Bahsi
07 Ocak 2016
5 Aralık 1999 Şanlı Metris Zaferi
03 Aralık 2015
Başyücelik Devleti "Yeni Dünya Düzeni" Devlet Şekilleri Bahsi Üzerine
05 Kasım 2015
Osmanlı Devleti'nde Ermeniler ve Günümüze Kadar Ermeni Meselesi 1324-2015
08 Ekim 2015
Tüm Zamanların En İyi Boksörü- III
04 Eylül 2015
Hilâl ile Haç’ın Ringe Çıkışı! II
05 Ağustos 2015
Rinklerin Yeni Prensi - I
05 Temmuz 2015
Genel Seçim Değerlendirmesi
29 Mayıs 2015
Selçuklular Devri'nde Ermeniler (1028-1246) ve Peygamberimizin Ermenilere Verdiği Amannâme
30 Nisan 2015
Ermenilerin Tarihî Kökeni ve Osmanlı Devleti Dönemine Kadar Ermeniler
02 Nisan 2015
Ermeni Meselesi ve Tarih Şuuru -Giriş-
09 Mart 2015
Korku Histerisi ve İslâm’ın İkinci Hâkimiyet Devresi
03 Aralık 2014
“Başyücelik Devleti“ ve Engelciler
16 Ekim 2014
Kültür Davamız Eserindeki "Tatbik Fikri ve Muhatap Anlayış" Bahsi Üzerine...
25 Eylül 2014
İman ve İspat, Bilgi’nin Doğuşu Üzerine...
28 Ağustos 2014
"Kültür Davamız" Eserindeki "Allah-Âlem-İnsan" Bahsi Üzerine
01 Ağustos 2014
"Zaman ve Şuur" Bahsi Üzerine
04 Temmuz 2014
"Kültür Davamız" Eserindeki "İki Yol ve Süzme" Üzerine
09 Mayıs 2014
Sakat Muhakeme - Karşı Yanlış- Üzerine
30 Nisan 2014
Kültür ve İdeoloji Üzerine…
29 Ocak 2014
“Aydın” Çağından mı Gazetedeki Köşesinden mi Sorumlu?
11 Aralık 2013
Eğitim Sistemimiz, Dershaneler ve Ak Parti
25 Kasım 2013
Kültürel Uyuşturma Operasyonu
01 Ekim 2013
Sanal Dünya, Gerçek Dünya ve Kitaplar
01 Eylül 2013
Günümüz İslamcılığının "İslam Anlayışı" Karşısındaki Çıkmazları Üzerine
01 Ağustos 2013
Dostoyevski’nin Cinler Romanı Üzerine Birkaç Not
01 Mayıs 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -3-
01 Nisan 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -2-
01 Mart 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -1-
01 Şubat 2013
Danton ve Robespiyer
01 Aralık 2012
Sert Rüzgarlar…
01 Aralık 2012
Entrikanın Mücessem Hâli: Joseph Fouche -3-
01 Kasım 2012
Entrikanın Mücessem Hâli: Joseph Fouche -2-
01 Ekim 2012
Joseph Fouché Üzerine… -1-
01 Eylül 2012
“Kadına Şiddet” Mevzuuna Dair
01 Ağustos 2012
“Berzah -Bütün Dalların Birleştiği Kök’e-” Eseri Etrafında
01 Temmuz 2012
Sıradan Bir Gün
01 Haziran 2012
Tümevarım ve Zaafiyeti Üzerine
01 Mayıs 2012
Mitolojiden Sinemaya
01 Şubat 2012
Mitoloji ve Sinema üzerine (2)
01 Ocak 2012
Mitoloji ve Sinema üzerine (1)
01 Eylül 2011
Gerilim ve Korkunun Ustası Hıtchcock
01 Ağustos 2011
(Eymi Vaynhauz) ve Koyun Atlatma
01 Ekim 2010
Bir Filmin İyi Olduğu Nasıl Anlaşılır?
01 Eylül 2010
‘Seni Kim Kumanda Ediyor?’
01 Eylül 2010
Bir Romanın Konusu - Vesile Kimdir?
01 Ağustos 2010
Reenkarnasyon-Tenasuh Üzerine
01 Temmuz 2010
Tarkowsky’nin Son Filmi Offret-Kurban
01 Aralık 2009
Bir Tarkowski Klasiği: Stalker (İz Sürücü)
01 Haziran 2009
Andrei Tarkowski’nin Hayatı ve Sanatı Üzerine
06 Nisan 2009
Truman Show Filmi Üzerine
Haber Yazılımı