Yazı Detayı
01 Ocak 2012 - Pazar 01:06
 
Yeni Yıl ve Yenilenecek Yüzyıl
Kazım Albay
 
 

2012 yılı vesilesiyle kısa bir değerlendirme yaparken maksadımız kehanet değil, muhasebe ve muhakemedir.

Hadiselerin akışı ve hadiselere yön verebilmek? Derdimiz, bu olmalı…

Askerî ve siyasî cephe faaliyetleri? İslâm’da kılıç ve kalem ehlinin hiçbirinden vazgeçilemez. Belirlenen değil, belirleyen olmak; münfail değil, fail olmak, mahkum değil, asil olmak.

“Ne ekersen onu biçersin” hesabı, mümin için ahretini kazanacağı bu dünya çok önemli: 2012’ye ve sonrasına ne yatırım yaptı isek onların hasadını yapabiliriz.

Ahir zamanda zaman hızlandı; dünya hızlı değişimler geçiriyor. Dünyada kutuplar değişti; ABD’nin yenidünya düzeni ise yapay değişimlerle dünyadaki hızlı değişimlere ayak uydurmaya çalışıyor. Aslında egemen güç ABD hadiselerin arkasında; her ne kadar fizikî üstünlüğü korusa bile, ABD, ruhî ve psikolojik üstünlüğünü yitirmiş durumda; planlar yapıp, darbeler yapsa ve ülkeleri işgal etse bile.

Ortadoğu’ya düzen verilemiyor ve İsrail olduğu müddetçe de bu mümkün görülmüyor. ABD’nin asıl hesabı ise İsrail’in güvenliğidir. Bu da ABD’nin Ortadoğu’da kontrolü sağlayamaması demektir.

İslâm ülkelerinde işbirlikçi yönetimler sorunu olduğu gibi İslâmcı örgütlerin de fikir ve metod eksikliği sorunu vardır. Birinci sorun hainlere karşı iken, ikinci sorunu Müslümanların kendi aralarında arayış sancısı olarak görebiliriz. Ve İslam ülkelerindeki asıl sorunu model eksikliği olarak ifade ediyoruz. BD-İBDA dünya görüşünün bu meseleyi çözdüğünü ve bunun kadrosunu yoğurmak üzerinde dünyada da ilk örnek olduğunu, Tatbik Fikri olarak İslâm âleminin ihtiyacı olduğunu vurgulamalıyız. İsterse bu geç idrak edilsin, isterse tez idrak edilsin, fark etmez.

Yarın, bugünün hakkını verenlerin olacaktır. 2012’yi de bu açıdan değerlendiriyoruz. Fikri, siyasî ve askerî çizgimiz, hadiseleri istismar ve tasarruf altına almamızı bizden ister.

Tatbik Fikri ve projesi olanlar hadiseler karşısında sürüklenmezler. Çünkü nereden geldiğini bilenler nereye gideceğini de bilir.

2012’de Batı’da ve dünyada ekonomik olarak büyük bir durgunluk bekleniyor. Böyle bir Avrupa’nın kimse peşine takılmak istemez.

2012’de yepyeni akımlarla karşılaşabiliriz. Bütün dezenformasyona rağmen anlayışlarda devrim çapında değişiklikler olmakta ve kıtalar çapında yayılmaktadır.

İnsanlar bir şey arıyor ama ne aradığını bilmiyor. 2012 ve onun peşinden bu arayışının mihrakını bulacağını ümit ediyorum. Ümidin aksiyonla el ele olması gerektiğini, yoksa kuru ümidin ham hayal ve romantizmden öte bir mânâ taşımadığını da vurgulayalım.

Dünyada dengelerin alt-üst olacağını ve dünyanın vechesinin değişeceğini herkes hissediyor. Ama, “kimler hazırlıklı ve neler öneriyorlar” suallerini sormamız gerek. Ve bizim bu suallere verecek cevabımız olmalı.

Kısa dönem planlarını saymasak Türkiye’nin çağına yönelik biz vizyonu yok, toplumsal projesi yok. Anayasa tartışmaları da mihraksız ve büyük değişimlerden habersiz. Yeni anayasa hangi kültürün, hangi muhasebenin, hangi sistemin anayasası olacak? Her anayasanın arkasında bir kültür vardır. Batı sistemi dünyada çökerken Batıcı değerlerle bize anayasa hazırlatmak ne mânâya gelir? Yerli otomotiv yapmayla da olacak işler değil bunlar. Necip Fazıl, “Bir toplum ideolojisini üretebildiği ölçüde teknolojisini üretir” demiş ve ideoloji açısından gerekeni yapmıştı, Necip Fazıl’ın şahidi Salih Mirzabeyoğlu da aynı ideolojiyi yürütmüştür.

Fikir ortaya konmuş artık bunun topluma nakşı gerek. Mensuplarının bir kadro ve bir aksiyon adamı olarak her türlü silahı kullanarak fikrin iktidarını kurması, “İdeolocya ve İhtilal” şartı… Kurtuluş, hayalde ve dilek ve temenni ile değil, vakıa içinde ve kanlı-canlı olarak gerçekleşir. Ancak o zaman bir davanın inandırıcılığı olur.

Ekonomik sistemde de sömürü ve kul hakkı yenmesi var. Enflasyon, halkın cebinden çaktırmadan para araklamak değil mi? Cebimdeki para olduğu yerde eksiliyor, enflasyon zenginleri tarafından adeta emiliyor.

Ya faiz belası? Korkunç bir sömürü aracı. Senin parandan başkası para kazanıyor, hiçbir şey yapmadan kazanıyor. Senin dişinden-tırnağından biriktirdiklerinden başkası kat be kat nemalanıyor. Ve bu sistemli halde, devlet tarafından yapılıyor. Devletle büyük sermaye iç içe demek daha doğru. Sen faiz ekonomisi altında devamlı eziliyorsun. Sömürü çarkının çok önemli bir argümanı faiz. Hatta neredeyse olmazsa olmazı... Türkiye’de yılda 50 milyar lira bedelinde faiz ödenmektedir. Ne korkunç rakam! Bu para küçük ve orta gelir sınıfından çıkmakta ve faizci sınıfa akmaktadır. Sömürü düzeni devam ettiği müddetçe işsizlik de artar, gelir dağılımındaki uçurum da artar.

Yeniliğe ve yeni bir sisteme ihtiyaç her yerde kendini htiriyor ve artık dayatıyor. Siyasî, eğitim, kültürel, iktisadî, askerî vs. her sahada sistemden hareketle çözümler üreten kadrolar eliyle gerçekleşecektir İslâm yüzyılı.

Sisteme bağlı emeklerini ortaya koyacak kadrolar eliyle yeni yüzyılda yüzler gülecektir. Başıboşluğun ve dağınıklığın önüne geçildiği gibi birlikte sağlanacaktır ve emekler bir havuzda toplanarak nemalanacaktır.

Yılların birikimiyle ve acılarıyla gerçek mustaripler tarafından kurulan bu yapının, artık sürünmekten kurtulan Müslümanlar eliyle hızlı bir şekilde katlarının inşâ edileceğini ve İslâm yüzyılının değeceğini söyleyebiliriz.

Müslüman’a ve çağına yakışan da budur.

Müslüman sürünmez, emreder!

 

Aylık Dergisi 88. Sayı

 
Etiketler: Yeni, Yıl, ve, Yenilenecek, Yüzyıl,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Ocak 2019
Absürd Tiyatro
06 Aralık 2018
Geleneksel Türk Tiyatrosunda Meddah ve Meddahlık Sanatı
29 Ekim 2018
Geleneksel Türk Tiyatrosu -I-
30 Kasım 2016
Esseyid Abdülhakim Arvasi
01 Ağustos 2015
Kanun Geri Yürüdü: Mirzabeyoğlu Hücrede
01 Mayıs 2012
Bir Ayniyetin İki Kanadı: Büyük Doğu-İbda
01 Nisan 2012
ABD Ordusunun Eseri...
01 Aralık 2011
Bizim Vekiller Aptal mı veya Noter Kâtibi mi?
01 Kasım 2011
Gazali Sempozyumu Vesilesiyle
01 Kasım 2011
Tekerleme İman Değil, Her An Taze İman
01 Kasım 2011
Solmaz, Pörsümez Yeni
01 Ağustos 2011
Ruhsuz Müslümanlık ve İbdacılık Üzerine
01 Temmuz 2011
İslam, Sorgulayarak Teslim Olmak
01 Haziran 2011
Din ile Dünyanın Dengesini Kurabilmek
01 Mayıs 2011
Büyük Doğu’ya Öykünmek Değil, Büyükdoğu’yu Yürütmek
01 Nisan 2011
İktisadın Ahlaka Tesiri
01 Mart 2011
Devrimin Objektif ve Sübjektif Şartları
01 Şubat 2011
AKP “Bizden” mi?
14 Ocak 2011
2011'de Hedeflerimiz ve Kısa Bir Muhasebemiz
01 Kasım 2010
İslâm’ın Tesettür Emri, Kadına Verdiği Kıymettir
01 Ekim 2010
Harekette Bereket Vardır
02 Eylül 2010
Bir Serginin Ardından
10 Ağustos 2010
1 Ağustos İbda’nın Kuruluşu Üzerine
02 Temmuz 2010
Dışta Kurtuluş İçte Kurtuluştan Geçer
01 Nisan 2010
İyi’den Kötü’ye Gidiş!
01 Mart 2010
Batıcı Hayat Tarzı ve Sonuçları
03 Şubat 2010
Gündemimiz Ne veya Ne Olmalı?
01 Aralık 2009
Erkek Doğmak Kolay, Erkek Olmak Zor…
02 Ekim 2009
“Ben Değil, Biz!” Diyen Aylık Dergisi
01 Ocak 2009
İslam ve İdeoloji
01 Ocak 2008
“Eski Şekil Hep Yeni Ruh…”
11 Eylül 2007
Kendimize İyi Davranmak
11 Haziran 2007
İç Hayatımız mı Önemli, Dış Hayatımız mı?
01 Ocak 2007
Yakın Tarihi Sorgulamak
02 Aralık 2006
Dünü Bugüne Bağlamak; Kültür-Tarih Birliği
01 Ekim 2006
İnsan Kökleri, "Berzah"
01 Ocak 2006
İslâm Fıkhı İbda
01 Mart 2005
21. Yüzyıl Savaş Tekniği ve İbda
08 Ekim 2004
Yakışı Ayrı Bir Tat “Münşeat”
01 Ekim 2004
Büyük Muztaribler II. Cildi Üzerine…
30 Kasım -0001
Açlığımızın Bile Farkında Değiliz!
Haber Yazılımı