Haber Detayı
10 Mayıs 2021 - Pazartesi 14:25
 
Bir “Dizi” Düşünceler: Teşkilat Dizisi Üzerine - Muzaffer Ayvalıoğlu
Türkiye’de dizilerin başarısı, kaliteli senaryolarıyla, başarılı oyunculuklarla veya sağlam prodüksiyonuyla mı ölçülüyor yoksa aldığı reyting ile mi? Tabii ki aldığı reyting ile. Çünkü izleyici olarak dizileri akli bir süzgeçten geçirip değerlendir(e)miyoruz.
Kültür&Sanat Haberi
Bir “Dizi” Düşünceler: Teşkilat Dizisi Üzerine - Muzaffer Ayvalıoğlu

Türkiye’de dizi sektörü artıları ve eksileriyle büyük bir etkiye sahiptir. Diziler içerik olarak genelde bir kısır döngü içinde olsa da izleyici kitlesinin ‘aynı yemeği tekrar  tekrar yemekten bıkmaması’, ‘ya tutarsa’ zihniyeti ve  işin ‘ticaret-ihracat’ kısmı bu sektörü öyle böyle ayakta tutmaya yetiyor.

 

Türkiye’de dizilerin başarısı, kaliteli senaryolarıyla, başarılı oyunculuklarla veya sağlam prodüksiyonuyla mı ölçülüyor yoksa aldığı reyting ile mi? Tabii ki aldığı reyting ile. Çünkü izleyici olarak dizileri akli bir süzgeçten geçirip değerlendir(e)miyoruz. Bunun birçok sebebi var:

 

1-Kitlesel sahiplenme

 

2-İnsanı manipüle eden senaryolar

 

3-Güdümlü medya propagandası

 

İlk olarak bir dizi tuttuysa ve o dizi sosyal medyada gündem olduysa o dizi hakkında eleştiri yapmak imkansız hale gelir. Yapılsa da hiçbir şey ifade etmez. Çünkü dizi kitleler halinde sahiplenilmiştir. Dizi başrollerinin fan sayfaları, ‘ergen ordusu’ çoktan sipere geçmiş olur ve ‘düşman’ı görür görmez ateş etmeye hazırdır. Bir şey artıları ve eksileri ile konuşulmadığı zaman da o şeyin gelişmesi mümkün olmaz.

 

İkinci olarak dizilerimizde işlenen senaryolar/hikâyeler dizi hakkında konuşmamızı engeller. Türkiye’de diziler güçlerini ifrat ve tefritte bulur. Ya çok güldürmek zorundadır ya da iki göz iki çeşme ağlatmak. Çünkü bu ikisinin fazla olduğu yerde düşünceye yer kalmaz. İzleyicinin de düşünmemesi lazımdır. İzleyici kendini dizinin içine monte eder ve dizinin dışarıdan gözlemlemesine imkân kalmaz. Her iki türde de izleyicilerin gözünden akan her göz yaşı, yapımcılar için ‘para’ demektir. Onlar bunun farkındadır. Peki biz ne kadar farkındayız?

 

Üçüncüsü güdümlü medya propagandasıdır. Yeni çıkan bir dizinin ilk bölümü ezkaza  izlense ve ilk bölümüyle iyi bir reyting yapsa; yapımcı, kanal vb. o diziyi ayakta tutabilmek için her türlü seferberliği başlatır ve insanların zihnine bu dizinin ‘izlenilmesi gerektiğini’ sistemli bir şekilde telkin eder. Bu ticari bir kaygıdır. Bir yere kadar kabul edilebilir fakat Türkiye’de ‘iyi ve kaliteli’ işlerin çıkmaması bu ve bunlar gibi birçok sebepten kaynaklanır. Ayıplı malı parlatıp, cilalatıp satmak her sektörde maalesef ‘olağan’ bir hâl aldı. Doğal olarak diziler de böyle.

 

Tüm bunlar göz önünde olduktan sonra çıkıp da “İzleyici bunu talep ediyor biz de yapıyoruz.” demek utanmazlık ve kurnazlıktır. İzleyicileri kalitesiz dizilere ‘alıştırılan’ ve bu yönde bir damak tadı oluşturan ‘tüccar’ yapımcılar ve senaristlerdir.

 

Hiçbir ahlakî kaygı taşımayan, gerçekleri çarpıtan, değer ve kutsal bilmeyen ve çoğunlukla Batı’dan ‘aparma’ olan dizilerimiz, bunların yapımcıları ve senaristleri, büyük bir ifsat hareketinin bayraktarlarıdır. Ama her işte olduğu gibi ‘ekonomik kaygı’ bütün kaygıların önüne geçiyor. Bu yüzden birçok değer, maneviyat ayaklar altına alındı, alınıyor.

 

Buraya kadar olan genel değerlendirme tabii ki bütün diziler için yapılmış bir değerlendirme değil. İyi ve kaliteli işler de çıkmıyor değil. Bir dizi en azından ilk aşamada ‘değerlerimizi’ iyi yansıtıyor ve koruyorsa üstüne konuşulabilir. Bu toprakların bir kimliği vardır ve bu toprakların üstünde biten her iş, kimliğimize, fıtratımıza uygun olmalıdır.   

 

Son yıllarda TRT’de dizi konusunda diğerlerine nazaran başarılı işlere imza atılıyor. Bazılarında ağır hamaset ile karşılaşsak da en azından izleyicinin ‘bozulmuş’ damak tadını düzeltmeye yönelik samimi bir çaba söz konusu. Geçtiğimiz günlerde yayınlanmaya başlayan Teşkilât dizisi bunlardan biri mi?

 

Teşkilat dizisi, MİT’in içinde çalışan bir ekibin operasyonlarını ve özel hayatlarını konu ediyor.

 

Dizi ilk bölümüyle güzel bir reyting başarısı yakaladı. Bunun ilk sebebi sofraya farklı bir yemek koyulması şüphesiz. İlk bölümü ile ağızda güzel bir tat bıraksa da ne kadar doyurucu olacak, onu ilerleyen bölümlerde göreceğiz. Dizi, iyi bir oyuncu kadrosuna, iyi bir ana hikâyeye sahip. İşin içinde MİT olunca izleyici için gizemli ve puslu bir ortam oluşuyor. Bu da diziyi çekici hâle getiriyor. Tabiî ki bu çekiciliğin devamlılığı iyi bir senaryo ile desteklendiği müddetçe mümkün. Türkiye’de iyi bir havayla başlayıp birkaç bölüm sonra sönen dizilerin sayısı çok fazla. Bunun sebebi senaryo (hayal gücü) eksikliği ve az maliyet ile güzel iş beklentisidir.

 

Teşkilat dizisinin ilk iki bölümüne bakacak olursak böyle bir sorun karşımıza çıkacakmış gibi duruyor. Dizi aksiyon ve gizem ağırlıklı bir dizi. Aksiyon ağırlıklı olacaksa eğer daha çok prodüksiyon ve maliyet gerekecek. Gizem ağırlıklı olacaksa da daha ‘kıvrak ve çetrefilli’ senaryolar/hikâyeler ile bir beyin fırtınası yaşamamız gerekecek. Benim tercihim ikinciden yana çünkü Marvel’in ‘Hulk’ karakterinden esinlenerek oluşturulan ‘Hulki’ karakterinin teröristin üzerine ‘araba kapısı’ ile atlaması -hangi ara söktü de üstüne atlıyor bilmiyoruz, görmüyoruz- benim için ‘aksiyon’a girmiyor. İkinci seçenek de pek mümkün gözükmüyor çünkü bu açığı da ‘hamasi’ söylemler ile kapatmaya çalışıyorlar. Dizinin ana kurgusu, karakterlerin özellikleri ve bir araya gelmesi ‘Avengers Endgame’  filmini andırıyor. Ya da tamamen oradan esinlenilmiş. Teşkilat, SİHA bilgilerinin çalınmasıyla büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalıyor. Ülkenin bekası söz konusu olduğu için Teşkilat müsteşarının emri ile Teşkilat içindeki en yetenekli ekip toplanıyor ve ekip, ülkeyi bu tehlikeden kurtarmaya çalışıyor. Bu kurgu, Hollywood’un klasik süper kahraman filmlerinin kurgusu. Bu kurgu yapısı bu tür dizi/filmlerde genelde pek değişmiyor. Üstüne de çıkılamıyor. Dizi, izleyici üzerinde olumlu yönde bir ‘vatan-millet-devlet’ şuuru oluşturabilecek potansiyele sahip. Dizideki operasyonlara İHA ve SİHA’ların dahil edilmesi de mevcut atmosfer çerçevesinde izleyicinin milli hislerini harekete geçirerek cezbetme kaygısının bir ürünü olsa gerek. Fakat ortada ‘yeni bir fikir’ diyebileceğimiz bir durum yok. ‘Anadolu Rock’ gibi bir sentez ortaya çıkarmaya çalışmışlar. Dizinin, bol çatışma ve aksiyon ile değil, iyi bir senaryo ile başarılı olacağını düşünüyorum. Çünkü Rene Clair’in dediği gibi, “İyi bir senaryodan kötü bir film yapılabilir, ama kötü bir senaryodan iyi bir film asla yapılamaz.”

 

Aylık Dergisi 199. Sayı

Kaynak: Editör:
Etiketler: Dizi, Teşkilat, Dizi,
Yorumlar
Haber Yazılımı