Haber Detayı
10 Nisan 2021 - Cumartesi 13:48
 
Süleymaniye’yi Süleymaniye Yapan Nedir?
“Süleymaniye’yi Süleymaniye yapan, Mimar Sinan’ın kendi dehasıyla birlikte birçok alandaki sanatkârlığı, fikri ve ahlakî altyapısıdır.
Kültür&Medeniyet Haberi
Süleymaniye’yi Süleymaniye Yapan Nedir?

Mimar Cevat Ülger, Mimar Sinan'ın mimar, mühendis, şehirci olmakla birlikte, şair, musikişinas, ressam, heykeltraş, dekoratör ve hattat olduğunu da söyler. Sanatların bütününe misal olarak da “Osmanlı’da sanatlar ayrılmazdı, müzisyen olmayan bir insanın mimar olması imkânsızdı, bugün de imkânsızdır. Ve Osmanlı Mimarları bir bütün olarak, (sade Sinan da değil) komple sanatkârdılar” der.

 

Haliyle “Süleymaniye’yi Süleymaniye yapan nedir?” diye soracak olursak buna Mimar Sinan’ın kendi dehasıyla birlikte sanatkârlığı, fikri ve ahlakî altyapısının olduğunu söyleyebiliriz.

 

Caminin teknik anlamda özelliklerine gelecek olursak; Mimar Sinan Süleymaniye Camii’nde ana kubbeyi genişletmek için yarım kubbeleri genişletmiş, kubbe kasnaklarını daha belirgin hale getirmiş ve içeriyi aydınlatması açısından 32 pencere eklemiştir. Yarım ve çeyrek kubbe kasnaklarına da pencereler ekleyerek ışığın içeri dolmasını sağlamıştır. Sinan, “Kubbe çapını büyüterek ve bunu iki yönde devam ettirerek orta açıklığı geniş tutmuş, ana mekânı geniş tutmak üzere iyice kenara çekilen yan sahınlarda ağırlık ikişer büyük sütunla toprağa indirmiştir. Uzak ülkelerden getirilen bu monolit desteklerle dış duvar arasındaki boşluk orta kesimle ilişkisini kaybetmeyen bir iç galeri (dâhilî tarik) işlevini üstlenmiş, ana mekânı iki yana doğru genişleten bu hacimlerin üstü farklı büyüklükte kubbelerle örtülerek içten ve dıştan yeterince hareketli bir görünüm sağlamıştır.”

 

Sinan, yarım ve çeyrek kubbelerle cami anlayışına yeni formlar getirmiş, yüksekliği 53 metre, çapı ise 27,5 metre olan 8 bin tonluk ana kubbeyi, yapının duvarlarına oturtmuştur.

 

Sinan, yarım ve çeyrek kubbeleri duvarlara oturtarak ana kubbeyi 4 filayaklarına yerleştirmiş yarım kubbelere bağlayarak hem ana kubbeyi büyütmüş hem de mekânı daha genişletmiştir. Böylece duvarlara olan baskı da ortadan kalkmış ve yükün çoğu 30’ar ton olan filayaklarına yüklenmiştir. Sinan, Süleymaniye’nin strüktürel tarzına uygun olarak filayakları dikdörtgen biçimine getirmiştir fakat aynı durum Selimiye Camii’nde silindirik formdadır. Cami duvarlarında herhangi bir çatlaklık yahut yıkılma söz konusu olsa bile, ana kubbesiyle filayaklar hiçbir şekilde yerinden oynanmadan duvar taşları yerlerinden sökülüp değiştirilebilir haldedir. Sinan, kubbeyi taşıyan filayak sayısını da çoğaltmış ve gelecekte yapılacak olan camilere daha iyisi yapılabilir mahiyetinde açık kapılar bırakmıştır. “Süleymaniye’yi Bizans yapıları kadar Osmanlı yapılarının da üstünde tutan özellik, ölçüleri çok büyük tutulmadığı halde ana kubbe ve yarım kubbelerin içten ve dıştan bütüne hâkim bulunması, mimarideki alt-üst bağlantılarını en doğru oranlarla sunabilmiş olmasından kaynaklanır.”

 

Yirmi sekiz kubbe ile örtülü revaklarla çevrili olan Süleymaniye’nin avlusu da pandantifleştirilen kubbelerle süslenmiş ve dikdörtgen hale getirilen caminin avlusu geniş tutulmuştur. Avluyu ayakta tutan kemerler de Süleymaniye’yi daha da estetik hale getirmiştir.

 

Her unsurun ölçülerine dikkat eden Sinan, minareleri de camiye göre ayarlamıştır. Büyük kubbeye yakın olan minareler uzun iken, diğer minareler daha kısa tutulmuştur. Büyük kubbenin önünde yer alan ve 76 metreden oluşan üç şerefeli minareler yarım kubbenin bitişiğine yerleştirilmiştir. 56 metreden oluşan iki şerefeli minareler ise avlunun kubbe payandalarının bitimine yerleştirildiğinden dolayı avlu duvarıyla uyumlu olması sağlanmıştır. Sinan, ana kubbe kasnağı ile alt şerefeyi, ana kubbenin alemi ile de üst şerefeyi aynı hizada tutmuştur. Avlu bitimindeki minarelerin alemleri ise ana kubbenin alemleri ile aynı hizada tutulmuştur.

 

Eğer iki şerefeli minareler, diğer üç şerefeli minarelerle aynı boyutta olsaydı; avlunun dikey olarak ana kubbeden daha küçük olmasından dolayı hem ölçü hem de simetrisi bozulacaktı. Fakat camiye nereden ve hangi açıdan bakarsanız bakın 4 minarenin de simetrik bir şekilde birbirlerini kapatmadan dizilişini ve aynı boyda oluşunu görebileceksiniz. Ayrıca Sinan istese üç şerefeli minareleri ana kubbenin arkasına yerleştirebilirdi, fakat bu sefer de simetri bozulmuş olacaktı. Altın oran mevzuunu başka yazımızda işleyecek olsak da şunu yazımıza eklemiş olalım: Mimar Sinan eserlerini altın orana uygun inşa etmiştir. Süleymaniye'ye hangi açıdan bakarsanız bakın bu simetrik ölçüyü bulabileceğiniz gibi tonoz ve payandalarındaki eğimle ortaya koyduğu zevki de görebilirsiniz. Günümüz sanatçılarında mimarından ressamına ve müzisyenine kadar hiçbirinde bu ölçü artık yok. Hemen köşede gördüğünüz uydurma üslupla yapılan caminin altın oranı yoktur.

 

“Caminin plan şeması, Şehzade Camii’nin (955/1548) klasik yonca biçimini tekrarlamadığı gibi bazilikalara ve Rönesans kiliselerine de benzemez. Dörtgen hacim alanı, içindeki en uygun noktalara konulan dört büyük destek ve bunların üzerine atılan kemerler merkezî kubbe için alt yapıyı oluşturur. Düzgün kesme taşlarla örülerek yükseltilen dört kalın taşıyıcının yüzlerine oyulan uzun nişler ve pahlanmış köşeler devâsâ fil ayaklarını olduğundan daha narin göstermektedir. Bu ayakların üzerinde yükselen dört büyük kemer kubbeye alt yapı oluşturan bir kasnağa destek teşkil etmekte, çok sayıda pencere ile orta mekâna ışık sağlayan bu kasnak 27,40 m. çapındaki ana kubbeyi taşımaktadır.”

 

Ömrüne; 84 cami, 52 mescid, 57 medrese, 70 darülkurra, 12 türbe, 94 imaret, 122 darüşşifa, 222 suyolu kemeri, 9 köprü, 59 kervansaray, 433 ev ve 48 hamam sığdıran mimarların dehası bunların dışında da Kabe'nin ve Ayasofya'nın tamiratında bulunmuştur.

 

Yazının tamamı için TIKLA

Kaynak: Editör:
Etiketler: süleymaniye, mimar sinan, süleymaniye cami, cevat ülger,
Yorumlar
Haber Yazılımı